24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Türkiye kimseye pabuç bırakmaz

Hükümetimiz, büyük bir siyasi risk taşıyor olmasına rağmen, hayata geçirdiği çözüm süreci ile birlikte, Ülkemizde iki yıla yakındır huzur ortamı sağlamış, bütün provokatif eylem ve girişimlere rağmen,kriz yönetimlerindeki mahareti ile gelinen noktada olumsuzluk yaşanmaması için azami özen göstermiştir.

Bir zamanlar ancak sıkıyönetimle idare edilebilenbölgeyi dahi, yaptığı çeşitli yasal düzenlemeler ve yatırımlar ile daha yaşanabilir hale getirmiş, insanların evlerine, köylerine dönmelerini sağlanmış, asırlardır devam edegelen Türk-Kürt kardeşliğini perçinlemeyeçalışmıştır. 


Ancak, Türkiye’nin içte ve dışta huzurunu kaçırmaya çalışan ve kardeşlik ortamından rahatsız olan ve yine Türkiye’nin güçlenmesini hazmedemeyen savaş baronları rahat durmamışlardır. Kan ve gözyaşı akıtmayı marifet sayan ve meslek edinen bu şer odakları, yürüttükleri provokatif eylemlerle maalesef yine ülkenin huzurunu kaçırmayı başarmışlardır. 


Gezi Parkı ile başlamış, MİT Müsteşarımıza yönelik operasyon ile devam etmiş, 17 ve 25 Aralık operasyonları ile çember iyice genişletilmiş, son olarak da KurbanBayramının dördüncü gününde şehirlerimizi adeta savaş alanına çevirmeye yönelik eylemler ile huzursuzluk tırmandırılmaya çalışılmıştır.


Son eylemlerin “GEREKÇESİ” ve “AZMETTİRİCİSİ” ise son derece düşündürücüdür! 


GEREKÇE: “Türkiye,Kobani’ye neden yardım etmiyor!”


Oysa Türkiye, sınırda adeta seferberlik ilan ederek,Kobani’den gelen Kürt kardeşlerini bağrına basmış, çadır kentler kurarak huzurlarını ve iaşelerini sağlamış, Ülkemizin huzurlu ortamında, sağlık içinde yaşamaları içinkısa vadede öngörülebilir her türlü tedbiri alarak üstün gayret göstermiştir.


Halen sınırlarımız içerisinde Esed ve IŞİD zulmünden kaçan 2 milyonu aşkın Suriye vatandaşı misafir edilmektedir.


Uluslararası arenada da, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan insanlar için yaptığı gibi Irak ve Suriye’de yaşanan zulme dikkat çekmek üzere sesini yükseltmiş, üyesi olduğu veya hazır bulunduğu her uluslararası platformda, önerilerini ve ivedilikle alınması gereken tedbirleri sıralamıştır. Geçtiğimiz günlerde de TBMM’nden onay aldığı “TEZKERE” ile bunun en somut adımını atmıştır.


Gelelim AZMETTİRİCİLERE: “HDP” ve kol kola yürümekten asla vazgeçmediği “PKK TERÖR ÖRGÜTÜ” !!!


“Eyyyyy HDP, hem tezkereye onay vermeyeceksin, hem de terör örgütü PKK ile birlikte, Kobani’de yaşananları bahane ederek eylem çağrısı yapacaksın!!!”


Ne yazık ki siyasi parti konumunda olan HDP, samimiyetsiz, ilkesiz ve ikiyüzlü bir politikasürdürürken, bir yandan da Kürt kardeşlerimizi tahrik etmeye devam etmektedir.CHP ise HDP’nin kuyruğuna takılmış, adeta bu olaylara zımmen destek verir duruma gelmiştir.


Bugün, Kobani Kobani diye bağıran CHP ve HDP’nin,bir hafta önce TBMM’de sınır ötesi harekâta izin veren tezkereye karşı, nasıl ikiyüzlü bir politika izlediklerini milletimiz görmüştür. 


Şimdi ise HDP ortaya çıkmış, Kobani’ye sahip çıkılmadığı safsatasıyla, terör örgütü PKK ile birlikte şehirleri ateşe verme çağrısı yapmaktadır.


Ancak, unutmuş olmalılar ki, zira bu ateş önce kendilerini yakar!!!


Acaba, Kobani’ye destek vermek için sınırdan Kobani tarafına geçen, ancak IŞİD terör örgütüyle karşılaşınca, en kestirme yoldan kaçan,Türkiye’nin huzurlu ortamına sığınarak canlarını kurtaran,Türkiye’nin sözde vatandaşları, kendilerine şefkat elini uzatan Mehmetçiğe, polise kurşun sıkarken, molotof ve taş atarken, masum vatandaşların evlerini, işyerlerini yağmalarken nasıl bir ruh hali içinde olabilirler?


Şehirlerimiz ateşe verilerek, kamu binaları yakılıp yıkılarak, kamu hizmetlerinin aksatılmasına sebep olunarak,  masum vatandaşların işyerleri, evleri yağmalanarak Kobani’ye nasıl destek olunabildiğini anlamak mümkün değildir.


Türkiye tüm imkanlarını seferber ederek bu ateşi söndürmeye çalışırken, sözde bir bayan milletvekili, Mehmetçiği taşlayacak kadar densizleşmiş ve çirkinleşmiş ise varın gerisini siz düşünün!!!


Esed zulmü devam ederken, Türkmenler ve Müslümanlar ile Esed muhalifleri bombalanırken ses çıkarmayanlar, bugün Kobani diyor. 


Esed’in zulmüne ses çıkarmayanların, Gazze’de bebeklerin katledilişlerine tepki vermeyenlerin, Mısır’da Sisi’nin darbesine alkış tutanların ikiyüzlü politikalarını, aziz milletimiz ibretle izliyor.


Eset’le adeta işbirliği yaparken,acı kendilerine yaklaşınca insan olduklarının farkına varanların, Kandil, Mahmur ya da Suriye’de, terörist IŞİD’in önünden dörtnala kaçanların, bölgede Mehmetçiğin şefkatli ellerini görmezden gelmeleri ve Mehmetçiğe taşlarla saldırmaları, tam bir nankörlük örneğidir.


Vatandaşların can ve mal güvenliğine zarar vermeye, sokakları terörize etmeye çalışanlar,Türkiye’nin bölgedeki gücünden rahatsız olandışımızdaki savaş baronlarının,içimizdeki piyonlarından başkaları değillerdir. 


Kimse kusura bakmasın, Türkiye büyük bir devlettir ve kimseye pabuç bırakmaz…


Kobani Kobani diye sahte çığırtkanlık yapanların korkularının bir diğer sebebi ise sıranın Kandil’de sahte kahraman görüntüsü veren baronlara gelmiş olması endişesidir.


Zira, kalleşçe köprü altına kurdukları tuzaklarla geçmişte güvenlik güçlerimize saldıranların,kırsalda ve şehirlerde vur-kaç korkaklığı ile sansasyonel eylem yapanların, yürekleri yetmediği için IŞİD terör örgütünden nasıl kaçtıkları ve düşen maskeleri altındaki korkak yüzleri,herkes tarafından bir kez daha görülmüştür. 


Gelinen noktada,  barış ortamını bozmaya, devletimizin ve milletimizin sabrını zorlamaya çalışanların, aklını başına devşirmesi, sahip olduğu nimetlerin farkına vararak, büyük Türk Devletinin yapacaklarını izlemesi gerekmektedir.


Demokrasinin ve özgürlüğün tadına varmış kimi partili milletvekillerinin, kendilerini sadece Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisiymiş gibi görmeleri ve bir kısım vatandaşlarımızı provoke etmeleri kabul edilebilir değildir. 


Milletimizin asaleti, sabrı ve metanetinin, kimseyi aldatmaması gerekir.Zira, zararlı çıkanlar, aldananlar olacaktır!


IŞİD terör örgütü ile ilgili birkaç detayı göz ardı etmemekte de fayda vardır!


Bölgeyi ateşe veren bu örgüt,başını batılıların çektiği, modern katillerden oluşan ve orta doğuda Arap baharı ile değişecek dengeleri kontrol altına alarak, İslam coğrafyasını dizayn etmek üzere oluşturulmuş, modern bir el kaide örgütüdür. Bu örgütün kuruluşu bile başlı başına bir muammadır. Aslında örgütün bölgede hiçbir tabanı yoktur. Bu örgüt asla bir İhvan, En Nahda veya Hamas değildir. 


Batılılara, İslamifobi uygulamaları için meşruiyet sağlayan ve onlara bu hususta geniş manevra alanları açan IŞİD’in, Bağdat ve Şam’ı hedef alması beklenirken, Kürt bölgeleri olan Erbil ve Kobani'ye saldırması da, düşünenler için ibretlik bir olaydır. 


Çözüm sürecinin olgunlaştığı, atılacak adımların tarihlerinin bile belirlendiği, Öcalan’ın “Müzakere sürecine geçtik’ şeklinde tarif ettiği, somut olarak dağdan inişlerin başlayacağı, silahların gömüleceği, geri dönüşlerin siyasi ve sosyolojik alt yapısının hazırlandığı,rehabilitasyon ortamının hazırlandığı bir süreçte, IŞİD’in Kobani’yi işgal etmesi ve eş zamanlı şehirlerimizin ateşe verilmesi,tesadüf değildir!


Türkiye’ye ve çözüm sürecine karşı boş durmayan savaş baronlarının ellerinde, bir tek çare kalmıştır, ‘IŞİD’!


IŞİD’in, Erbil ve Kobani’ye girmesinin temel amacı,çözüm sürecini baltalamaktır. ABD’nin ve uluslararası koalisyonun amacı, IŞİD’i yok etmek değil, kontrol altına almaktır. Bölgede süper bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerleyen yeni Türkiye’nin önünü kesmeye yönelik çabadır. 


Bu kirli plan ve hesaplar karşısında da milletimizin ve hükümetimizin basireti galip gelecektir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR