Boşanma ve çocuk!

 Her çocuk için sağlıklı olan anne ve babanın birlikte olduğu bir ailede yetişmektir. Ama anne babanın birlikteliğinin yeterli olmadığı aslolanın anne babanın  huzur içinde birlikte olması olduğu da bir gerçektir. Huzurun olmadığı, her gün kavga ve gürültünün hüküm sürdüğü bir ailede büyüyen çocukların yaşam doyumu düşükbireyler olması beklenen bir durumdur.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun  (TÜİK) verilerine göre ülkemizde sadece geçen yıl 126 bin 164 boşanma gerçekleşmiştir.Toplumun acı gerçeği olan bu boşanmalar çocukların hayatındaki büyük travmalardan bir tanesidir.Bir anda anne ve ya babasından ayrılmak zorunda kalan çocuk için bu süreç anlaşılmaz ve tolere edilemezdir. Çocuk ve gençler için zedeleyici olan bu süreç ve sonrasında yapılan hatalar ise geri dönülmesi güç hasarlar oluşturmaktadır. Bu hataların oluşmaması için anne babalar sürecin başından sonuna kadar dikkatli olmalı, özellikle kararı açıklama anında bu dikkati azami seviyede tutmalıdır.

Kararı Çocuğa Açıklama

Boşanma süreci ile ilgili çocuğa açık, anlaşılır ve makul bir açıklama yapılmazsa çocuk ne olup bittiğini anlayamayarak zihninde türlü türlü senaryolar tahayyül eder,kendisini suçlar.  Öncelikle dikkat edilmesi gereken mahkeme kararı olmadan “boşanabiliriz, boşanmayı düşünüyoruz….”  gibi konuşmalarla çocuğun zihnini bulandırmamaktır. Net bilgilere ihtiyaç duyan çocuğu bu gibi varsayımlarla ihtimaller denizinde yüzdüren ebeveynler çocuğa büyük hasar verir.

Mahkeme kararından sonra boşanma kararını anne ve baba birlikte çocuğun yaş ve gelişim özelliklerine uygun olarak, karşılıklı suçlamalara girmeden açıklamalıdır. Açıklama süreci anne babanın nasıl bir araya geldiği, çocuğun aileye katılması ve bu katılmanın aile bireyleri üzerindeki anlam ve önemi, ilerleyen süreçlerle beraber neden anlaşamadıkları ve şimdi ne olacağı bilgilerini içeren bir öykü şeklinde sunulmalıdır. Açıklamanın sonunda her iki tarafta çocuğun onlar için her zaman çok değerli olduğunu ve olacağını açıklayarak çocukta değersizlikduygusunun oluşmasını engellemelidir.

Daha sonrasında çocuğa hayatında oluşacak temel değişiklikler açıklanmalı, hangi ebeveynle kalacağı, diğer ebeveyni düzenli olarak hangi aralıklarla görebileceği gibi bilgiler verilmelidir.  Evden ayrılan ebeveyn çocuğadilediği zaman onu görmeye geleceğini belirterek çocukta terk edilmiş duygusunun oluşmasının önüne geçmelidir. Ebeveynler çocuk için anne babadan ayrılmanın yanında kardeşlerinden de ayrılmanın ayrıca bir travma oluşturacağını unutmamalı, kardeşlerinaynı ebeveynde yaşamasını sağlamaya çalışmalıdır.

Belirsizlik durumlarının yetişkinler için dahi yoğun bir stres faktörü olduğu unutulmamalı,  çocuğa hayatındaki değişikliklerle ilgili verilecek kaçamak ve belirsiz cevapların çocukta huzursuzluğa sebep olarak kaygı seviyesini arttıracağı bilinmeli, belirtilen hususlara dikkat edilerek açıklama gerçekleştirilmelidir.

Boşanma Sonrası Çocuğun Gösterebileceği Tepkiler

Çocuğun boşanma sürecine ilişkin duygusal gelişimleri yaş dönemine göre farklılık göstermektedir. Okul öncesi dönemdeki çocuklar boşanmayı sadece bedensel bir ayrılık olarak algılamaktadırlar. Anne ve babanın birbirlerine karşı hissettiği öfke kızgınlık gibi duyguları içselleştirmekte ama durumu anlamlandıramamaktadır. İlkokul çağında ise çocuk anne ve babası arasındaki duygusal bağın koptuğunu fark etmekte, yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Ergenlik döneminde ise çocuk durumu asıl anlamıyla kavramakta, bu durumun geleceğine olan etkilerini dahi düşünmektedir. Boşanma durumunun her yaş grubundaki çocuk için sarsıcı olduğu unutulmamalı, çocuğun yaşadığı bu zor durumu ifade etmesi sağlanarak çocuğa destek olunmalıdır.

Anne babasından en az bir tanesi ile birlikte yaşayamayacak olan çocukta çeşitli duygular oluşmaktadır. Sıkıntı ve üzüntü içinde olan çocuk bu duygularını eleştiri ve suçlamanın olmadığı bir ortamda paylaşmak isteyecektir. Bu duyguları görmezden gelinen çocukta depresyon, ayrılık kaygısı, kişilik bozuklukları gibi pek çok sorunun ortaya çıkması doğaldır.

 Özellikle ayrılığın gerçekleştiği ilk aylar çocuk için bir kriz dönemidir. Bu dönemde karşılaşılan duyguların en belirgini korkudur.  Yalnız kalma ve terk edilme düşünceleri çocukta korkuya sebep olur. Çocuğun korkuları küçümsenmemeli, korkularını ifade etmesi sağlanmalıdır. Karşılaşılan diğer bir duygu ise kötü hissetmedir. Sık sık ağlayan, yalnız olmayı tercih eden, durgun ve neşesiz olan çocuk daha az konuşmaya başlar. Resimlerinde üzgün çocuk figürleri dikkat çeker, arkadaşlarıyla daha az vakit geçirir, bir süre sonra okula gitmeyi de istemeyebilir. Ağlamayı kendilerine yakıştıramayan çocuklarda ise saldırgan davranışlar gözlemlenir. Anne babalar tüm bu duyguları doğal karşılamalı, çocuğa bu durumun onu da etkilediğini, onunla benzer duyguları yaşadığını abartmadan ifade ederek çocuğun duygu paylaşım sürecini kolaylaştırmalıdır. Ayrıca çocuğun ilgisini çekecek faaliyetler bularak çocuğu sosyal hayata katmak da bu sürecin daha yumuşak geçmesine katkı sağlayacaktır.

Korku ve kendini kötü hissetmeye eşlik eden temel duygu ise öfkedir. Anne baba ile birlikte yapılan sıradan bir kahvaltının bile lüks konumuna geçtiği boşanma sürecinde çocuk bir suçlu arayacak, zaman zaman annesine zaman zaman babasına yoğun öfke duyguları besleyecektir. Bu durumda öfkeye öfkeyle karşılık vermek yapılan büyük hatalardandır. Anne ve babalar bu kriz anlarında sakin kalarak çocuklarını dinlemeli, öfkeyi yatıştırmanın en kolay yolunun çocuklarını dinleyerek duygularını ifade etmesine izin vermek olduğunu unutmamalıdır.

Boşanma sürecinde çocuklarda karşılaşılan diğer bir duygu ise suçluluktur. Mantığını tam olarak kullanma yetisine sahip olmayan çocuk boşanmanın kendi hatası olduğunu düşünerek yoğun suçluluk duygusu hisseder. Bunun önüne geçmek için anne babalar boşanma sürecinin çocuğun suçu olmadığını her fırsatta açıklamalı “ Bu senin suçun değil, biz annenle/ babanla anlaşamadığımız için ayrıldık.  Bazen sen de sınıftaki bir arkadaşınla anlaşamayabilirsin değil mi? Bizim de başımıza aynısı geldi. ” gibi cümlelerden oluşan konuşmalar yapmalıdır.

Anne/babanın evden ayrılmasının çocukta oluşturacağı diğer bir duygu ise reddedilmedir. Eşlerin karşılıklı olarak yaşadığı terk edilme ve reddedilme duygusu çocuğa da yansıyacak, çocuk istenmediğini düşünecektir. Bunun önüne geçmek için özellikle evden ayrılan ebeveyn çocukla daha sık beraber olmalı çocuğunaonu ne kadar sevdiğini her fırsatta ifade etmelidir.

Boşanmanın ardından bazı çocuklarda ise gerilemeler görülmektedir. Tuvalet eğitimini almış bir çocuk altına yapmaya başlayabilmekte, bir anda parmak emen bir çocuğa dönüşebilmektedir. Bunlar doğal karşılanmalı çocuk sürekli uyarılarak yanlış davranışın altı çizilmemelidir. Kısa bir süre sonra bu gerilemelerin normale dönmesi beklenmektedir.  Sorunun uzun süreli devamı ise tedaviyi gerektirebilmektedir.

Boşanma ile çocuk yoğun bir stres sürecine girer. Stresle beraber vücutta salgılana hormon ise kortizoldur. Bu hormonun temel etkileri ise yeme ve uyku bozukluklarıdır.  Çocukta uykuya dalma güçlüğü, gece korkuları, sık sık uykudan uyanma gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bunların önüne geçmek için boşanma öncesi uyku rutinleri –örneğin annenin her gece  yatmadan önce kitap okuması-  korunmalı, yoğun kaygı yaşayan çocuklarınise uykuya dalıncaya kadar yanında beklenmelidir. Yeme sorunları ise özellikle kız çocuklarda görülmektedir. Yeme ile ilgili alışkanlıklardaki değişkenliklerin çocuktaki duygusal sorunun en belirgin işaretleri olduğu unutulmamalı, bu işaretler iyi okunarak geç olmadan önlemler alınmalıdır.

Boşanma ile beraber çocukların çoğunda okul başarısında azalmalar görülmektedir. Özellikle şehir değişikliği ile beraber okul da değiştiren çocuklar derslere dikkatini verememekte,  yeni okuluna ve arkadaşlarına uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Bu süreçte anne babalar okulda sorun olsun ve ya olmasın sık sık okul ziyareti yapmalı, çocuğunun okuldaki durumu ile ilgili bilgi almalı, yaşanılan süreç hakkında sınıf öğretmeni ve rehber öğretmenini bilgilendirerek destek istemelidir.

Boşanmış anne babaların çocuklarında sıklıkla karşılaşılan diğer bir durum ise çocuklarda anne-babanın tekrar bir araya geleceğine dair oluşturulmuş beklenti ve hayallerdir. Anne baba başka birisi ile evlense dahi çocuklar bu hayali diri tutma eğiliminde olacaktır. Anne babalar çocuğun bu hayalini besleyecek söz ve tavırlardan kaçınarak gelecekte yaşayacağı hayal kırıklıklarının önüne geçmelidir.

Boşanmadan önce ve sonra eşler kendi duygularını çocuklarına yansıtabilmekte, çocuklarını kendi yanlarına çekerek bir intikam aracına dönüştürebilmektedir. Eski karının/kocanın iyi bir eş olamamış olması iyi bir anne iyi bir baba olmayacağı anlamına gelmemektedir. Takınılan bu yanlış tavırların çocuğun şimdisi ve sonrasına büyük zarar vereceği bilinmelidir.Bunun yerine anne babalar duygusal olarak sıkıntılı bir süreçten geçen çocuğunu ihmal etmekten kaçınarak çocuğa kendini ifade edebileceği ortamlar oluşturmalıdır.

Boşanma sürecinin sadece çocuklar için yıpratıcı bir süreç olmadığı bilinen bir gerçektir. Sürekli mutsuz, gergin, kaygılı olan bir anne-baba bu zor günlerde çocuğuna yeterli seviyede destek olamayacaktır. Düşmekte olan bir uçakta oksijen maskesini çocuktan önce anne- babanın takması gerekir. Boşanmada süregelen düzenli bir yaşamdan düşüştür ve anne babalar oksijen maskesini önce kendilerine takmalı, boşanma sürecinde yoğun ruhsal etkiler yaşıyorsa bir uzmandan destek almalıdır. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR