Süper Timsah

Çocuk ve Baba

Çocuk annenin kucağına doğar; gerek hamilelik gerek emzirme gibi pek çok dönem anneliği içgüdüsel bir hale getirir, anneyle çocuğun kurduğu bağı derinleştirir. Fakat baba için ebeveynlik içgüdüsel değil öğrenilen bir süreç ve zaman içinde gelişen bir duygudur. Çocuğun bedenen, ruhen ve zihnen sağlıklı gelişebilmesi içinse babasıyla kurduğu ilişki çok önemlidir.

Ülkemizdeki “çocuğun yetiştirilmesinde sadece anne sorumludur” algısı yavaş yavaş yıkılmaya başlansa da korku ve kaygı kültürünün etkisiyle oluşmuş sert mizaçlı baba figürü halen yerini koruyor. Kimi babalar mesai saatlerinin yoğunluğu ve iş stresi gibi bahanelerin arkasına sığınıp tahammülsüzleşebiliyor, çocuklarını devamlı olarak azarlayabiliyorlar. Sürekli olarak babaları tarafından azarlanan çocuklar içinse baba bir korku nesnesine dönüşüyor.

Kimi babalar ise modern zamanın getirdiği “çocuğunun en yakın arkadaşı ol” algısı ile hareket edip çocuklarına sınırsız özgürlükler tanıyor. Yumuşatılmış bir babalık ile büyüyen çocuk ise zamanla otoriteyi yitirip sınır ve kural tanımayan bir yapıya bürünebiliyor.

Bazı babalarsa babalık görevlerini tam yerine getiremediğini hissedip vicdan azabı duyabiliyor. Bu vicdan azabı ile çocuklarına abartılı hediyeler, maddi olanaklar sunsalar da çocuklar yeterli duygusal doyuma ulaşamıyor. Hiçbir oyuncağın diz çöküp çocuğuyla oyun oynayan bir babanın yerini tutmadığı çocukluk döneminde “var ama yok babalar” ile büyüyen çocuklar bu eksikliği ömürlerince ruhlarında taşıyor.

Tüm bu gerçekler hayatın her alanında olduğu gibi babalıkta da dengeyi kurmanın önemini işaret ediyor. Bu sebeple ruh sağlığı yerinde bir çocuk yetiştirebilmek adına takınılması gereken tavrın ifrat ve tefrite kaçmadan “zulmetmeyen disiplin gevşetmeyen hoşgörü” ilkesi çevresinde dengeyi kurmak olduğunu söyleyebiliriz.  Bu denge çerçevesi içinde baba çocuk için hem cesaretlendiren hem sınır koyan olmalıdır. Peki babalar bu dengeyi kurarken nelere dikkat etmelidirler?

Çocuğa dünyada ötekinin varlığını ilk hissettiren kişi babadır; çocuk ilk sosyal kabulünü yine babasından alır. Bu sebeple çocuğun sağlıklı benlik algısı geliştirebilmesi için babası tarafından fark ve kabul edilmesi önemlidir.  Kurduğu oyundan çizdiği bir resme kadar çocuk yaptığı her şeyi babasıyla paylaşmak, takdir edilmek ister. Bu isteği yerine getiren, çocuğunu gözünün içine bakarak dinleyen, ona seçkin davranan bir baba çocuğuna “benim için önemlisin, sana değer veriyorum” mesajlarını vererek çocuğun benlik algısının sağlıklı gelişmesini sağlar.

Baba çocuk için gücün simgesidir. Sürekli olarak çocuğunun göz kamerasında olan baba hayatın güçlüklerine karşı verdiği tepkileri ile çocuğuna model olur. Şefkat, nezaket, estetik gibi konuları anneden öğrenen çocuk cesaret, kararlılık, istikrar gibi konuları da babasını gözlemleyerek öğrenir. Çocuk kararlı, cesaretli, başladığı işi bitiren, istikrarlı ,güçlü bir babayı izleyerek büyürseözgüveni yerinde bir bireye dönüşür.

Çocuk sürekli olarak annesinin yanında olduğu için cinsel kimliğinin kolaylıkla fark edemez. Bu sebeple cinsiyet rollerinin benimsenmesi ve sağlıklı cinsel gelişimin sağlanması konusunda baba daha belirleyici bir konumdadır. Erkek çocuklar babalarını izleyerek erkek rolünü benimserken kız çocukları karşı cinsle kuracağı ilişkinin temellerini de babayı gözlemleyerek atarlar. Babalarından gerekli ilgi ve şefkati göremeyen kız çocuklarının ergenlik döneminde karşı cinse karşı aşırı derecede ilgi gösterdiği,çocukluğunda babasındangöremediği sevgi ve şefkati kendinden yaşça çok büyük olan erkeklerde aradığıyla ise sıklıkla karşılaşılır.

Çocuğun kişilik gelişiminde de baba en az anne kadar etkilidir.Islak betona düşen her şeyin iz bırakması gibi çocuklukta yaşanılan  her şey debireyin ruh dünyasında kalıcı izler bırakır. Bu açıdan babalar çocuklarına model oldukları gerçeğini unutmamalı ; kendi kişiliklerinde mevcut olan zaaf ve hatalarını çocukları için törpüleyip çocuklarını bir tekamül vesilesi yapmalıdırlar. Hz. Peygamber’in (sav) "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz" (Ravi: Said İbnu'l-As, Hadis No: 177-Buhari)hadisi şerifi de bu durumu en güzel özetleyen gerçeklerdendir.

Baba benlik, kişilik, cinsel gelişim alanların yanı sıra çocuğun akademik gelişiminde de belirleyici rol oynar. Okul başarısı hem annesi hem babası tarafından takip edilen çocuklar eğitim-öğretim hayatında daha başarılı olur.

Baba tüm bu alanlarda çocuğuna doğrudan etki ederken anne ile kurduğu “eş ilişkisi” üzerinden de dolaylı olarak çocuğunu etkilemeye devam eder. Çocuk huzurlu ve dingin bir ev ortamında yetişirse dünyaya karşı bakışı da olumlu olur.

Bir babanın çocukluk çağındaki evladıyla iyi iletişim kurabilmesinin en kolay yoluoyundur. Çocuk babasıyla birlikte ne kadar çok ortak zaman geçirirse kurduğu bağ da o kadar kuvvetlenir. Babanın iş yerine yapılan gezilerle de çocuğun iş dünyasına dair fikir edinmesi sağlanırken  babasıyla olan  bağının güçlenmesi de sağlanır.

Çocuğun ergenliğe girmesi ile  aile içi kararlarda fikrine başvurulanseçkin bir konum alması önemlidir. Hz.Ali  (ra) da bu gerçeği “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin.”sözleriyle özetlemiştir. 

Babanın vefatı gibi durumlarda ilk erkek modeli olan babanın yoksunluğu yaşanır. Çocuğun bu durumdan en az hasarla geçmesi içinse babalık rolünün dayı, amca gibi bir başkası tarafından doldurulması gerekir. Özellikle baba kaybı yaşamış küçük çocuklarının sınıf öğretmenlerinin erkek olması erkek bir model gözlemleyebilmeleri için yerinde olur.

Görüldüğü üzere babalık hassasiyet ve emek isteyen bir görevdir.George Herbert babanın önemini  “Bir baba yüz öğretmene bedeldir.” sözleriyle açıklamıştır. Gerekli çabayı gösteren babalar ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirmenin keyfine varacak ; zorlu hayat okulunda çocuklarının daimi öğretmeni olacaklardır.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR