Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı

Günümüzde anne babaların sıklıkla şikayetçi oldukları konulardan birisi kardeş kıskançlığıdır. Anne babalar öncelikle kıskançlığın fıtri ve evrensel bir duygu olduğunu, doğru şekilde yönlendirilirse insanın temel tekamül kaynaklarından biri olacağını bilmeli, kıskançlıktan korkmamalıdırlar.

Kıskançlığı etkileyen temel unsurlar cinsiyet, yaş ve mizaçtır. Hemcins olan kardeşler çevreleri tarafından daha sık karşılaştırıldıkları için aralarındaki kıskançlık duygusu artabilir. Yaşları yakın olan çocuklarda da kıskançlığın daha yoğun yaşandığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda küçük yaştaki çocuklarda benmerkezciliğin artması ile kıskançlık düzeyi de artış gösterir. Bir çocuk en yoğun kıskançlık duygularını ise ilk kardeşine göstermektedir.

Eve yeni bir kardeş geldiğinde sıklıkla ortaya çıkan durumlar çocuğun kendi başına yapabildiği becerilerde gerileme, bebeksi davranışlarda bulunma, öfke patlamaları, sağlık sorunları, içine kapanma, bebeğe ve çevresine zarar verme şeklinde sıralanabilir. Evde bir anda annenin tüm zamanını alan, bütün aile bireylerinin ilgisini üstünde toplayan, misafirlerin dahi odak noktası haline gelen bir bebekle karşılaşan çocuk için tüm bunlar çok doğaldır.

Bu süreçte hataya düşülmemesi için yapılması gerekenlerin başında çocuğa gebelik sürecinde kardeşi olacağı bilgisini vermek gelir. Kardeşin gelmesi ile odanın değişmesi, yatış kalkış saatlerinin oynaması gibi durumlardan kaçınılmalı, çocuğun günlük rutinleri olabildiğince korunmaya çalışılmalıdır.

Anne babaların azami olarak dikkat göstermesi gereken zaman dilimi ise bebeğin eve geldiği ilk aylardır. Bu ilk aylarda çocuğun ilgisiz bırakılıp, ihmal edilmesinin ilerleyen zamanlarda kıskançlığı körükleyeceği unutulmamalıdır. Anne babalar çocuğa  “Biz seni daha çok seviyoruz” şeklinde şişirilmiş bir sevgi sunmaktan ziyadedokunarak, konuşarak, paylaşarakçocuk ile bolca vakit geçirmeli, sevgilerini açık bir şekilde göstermelidirler. Bu dönemde  “Pabucun dama atıldı” gibi kıskançlığı tetikleyici şakalardan kaçınılmalı, yeni kardeşten “bebek” diye bahsedilmemeli bebeğe ismi ile hitap edilmelidir.  İlerleyen zaman ile birlikte anne “Bak artık kardeşin kendi kendine biberonunu içebiliyor, kendi kendine emekleyebiliyor” gibi bebeğin gelişimine dair mesajlar vermelidir. Böylece çocuk kardeşinin daimi olarak annesine sahip olmayacağı, bu durumun geçici bir süreç olduğu mesajını alacaktır.

Çocuk okula gittiğinde ise kardeşinin evde annesiyle ne yaptığını çok merak eder, kendini ikinci plana atılmış hisseder. Bu durumun önüne geçmek için anne “Sen evde yokken kardeşinle çok sıkıldık, seni çok özledik, hemen gelmeni ve birlikte oyun oynamayı sabırsızlıkla bekledik ” gibi teselli edici cümleler kurmalıdır.

Çocuğun kardeşi ile geçirdiği nitelikli vaktin arttırılması kıskançlığı azaltan önemli unsurlardandır.  Nitelikli vakitleri arttırmanın en kolay yolu ise çocuğun kardeşine yardım etmesi için fırsat alanları oluşturmaktır. Kardeşine ninni söyleyen, biberonunu tutan, banyosuna su döken, koşarak kardeşinin bezini getiren çocukta sorumluluk duygusu artarken kardeşi ile bağı kuvvetlenecek dolayısıyla kıskançlık duygusu da azalacaktır.

Anne babalar kıskançlık krizlerinde endişeli, gergin bir ruh haline bürünürse bu ruh halinin çocuğa da geçeceğini unutmayarak sakinliğini korumalıdırlar. Kriz anında çocukla yetişkin bir birey gibi konuşulmalı, etkin bir dinleme ile çocuğun duyguları öğrenilmeli ve duyguları kabul edilmelidir.

Çocuk bebeğe fiziksel bir zarar verirse  “Dur yapma, Sen ne yapıyorsun,  kardeşinin canını acıtacaksın” gibi sert uyarılar yerine  “gel şimdi kardeşini biraz daha yumuşak sevelim.” gibi cümleler tercih edilmelidir. Anne babalarçocuğun bebekle bağını koparmamalı, çocuk anne babanın eşliğinde bebekle aynı odada durmayı öğrenmelidir.

Anne babalar “ sen artık abisin, ablasın” diyerek çocuğa yaşının üstünde sorumluluk vermemeli, onun da kardeşi gibi ilgiye ve sevgiye muhtaç bir çocuk olduğunu unutmamalı, her çocuğa eşit sevgi değil her çocuğa özel sevgi sunarak kardeşler arası dengeyi sağlanmalıdırlar.

Aileye yeni bir bireyin katılması ve evdeki diğer aile üyelerinin bu duruma uyumu meşakkatli bir süreçtir. Bu süreçte annenin yükünün artması ile büyük sorumluluk babaya düşmektedir. Baba telafi edici olmalı; küçük geziler, piknikler, pazar kahvaltıları, film saatleri düzenleyerek aile bütünlüğü duygusunu korumalı, uzaklaştırıcı değil yakınlaştırıcı bir ortam oluşturmalıdır.

Tüm anne babaların idealinde birbiriyle iyi geçinen, kavga etmeyen çocuklar vardır. Fakat bu ideal gerçek dünyada karşılığını kolay kolay bulamaz.  Anne babalar kardeşler arası çatışmayı doğal kabul etmeli, kavga anlarında ise kardeşler birbirine zarar vermediği sürece duruma müdahil olmamalıdırlar. Doğru yönetildiğinde kardeş kavgalarının kıskançlık ve kızgınlık duygularını yenmeyi, çatışmaları şiddetle değil konuşarak çözmeyi öğrettiği unutulmamalıdır.

Bu tartışma anlarında hakem rolü üstlenmek çocukta anne babanın diğer tarafı kayırdığı düşüncesine sebep olur ve bu da kardeşler arası çatışmayı arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu sebeple anne babalar kavga anlarında hakem rolü üstlenmekten kaçınmalıdırlar.Fiziksel şiddet ve yaralanmanın olduğu kavgalarda ise “konu kimin haklı kimin haksız olduğu değil, kavga sırasında şiddet kullanmanız. Sakinleşmeniz için sizi ayrı odalara gönderiyorum” diyerek çocuklara sakinleşmeleri için fırsat tanımalıdırlar.

Kıskançlığın ana tetikleyicisi kıyaslamadır. “ bak kardeşin ödevini ne güzel yaptı, kardeşin yemeğini ne güzel yedi” gibi cümlelerle sürekli kardeşi ile kıyaslanan çocuk kardeşinin başarılarının en büyük düşmanlarından olacaktır. Bunun önüne geçmek için anne babalar kıyaslama yapmaktan kaçınmalı, çocuğunun sadece dünü ile bugünü arasındaki ilerlemeyi kendi içinde değerlendirmelidir.

Son olarak anne babalar kardeşler arası çatışmayı engellemenin tek yolunun tek çocuk sahibi olmak olduğunu bilmelidir. Kıskançlık peygamber çocuklarının arasında dahi var olan fıtri bir duygudur.  Anne babalara düşen ise kıskançlık duygusunu körüklemeden kardeşler arası sevgiyi arttıracak tutum ve davranışlarda bulunarak huzurlu bir aile ortamı oluşturmaktır. Unutmayın kötü duygu yoktur iyiye yönlendirilmeyi bekleyen duygu vardır.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR