Çocuklarda sınır koyma eğitimi!

Çocuk, doğası gereği kuralların ve sınırların nerde başlayıp nerde bittiğini bilmez, dünyanın sınırlarını öğrenmeye çalışır. Anne babalara düşen ise çocuğa bu sınırları öğreterek güvenli bir ortam oluşturmaktır. Sınırlar çocuğun fiziksel, duygusal ve bilişsel olarak neleri yapıp neleri yapamayacağını bilmesi olarak tanımlanabilir. Aile içi ilişkileri düzenleyip herkesin görev ve sorumluluklarını bilmesini sağlayan sınırlar, çocuğun huzur dolu bir aile ortamına ulaşmasını sağlar. İfrat-tefrit dengesi sağlanarak oluşturulan sınırlar çocuğun kendi kontrolünü sağlamasına yardımcı olur, kendi kararlarını verebilen bir yetişkin olmasını sağlar.

Sınır koymak otoriter bir tavır takınmak, çocuğa katı kuralları dayatmak, sürekli müdahale ile çocuğun mücadele ruhunu öldürmek, çocukla güç savaşlarına girmek demek değildir. Yapılması gereken çocuğun  gelişimsel ve psikolojik ihtiyacı olan sınırları, çocuğa sevgi ile sunarak aradığı güven ortamına ulaşmasını sağlamaktır. Sınırlar oluşturulurken iki çeşit sınırla karşılaşılmaktadır. Bunlar yumuşak sınırlar ve kesin sınırlardır. 

Yumuşak Sınırlar 

Bu tip sınırlar belirsiz ve anlaşılmazdır. Ebeveyn, çocuğa sorumluluk vermez. Kurallar çocuğa “ Bunu yapsan iyi olur” şeklinde olsa da olur olmasa da olur bir seçenek gibi sunulur. Sürekli kuralların tekrarlandığı ve hatırlatıldığı bu sınır biçiminde ebeveynler bir süre sonra onları duymazdan gelen çocuklarla karşılaşırlar. Konuşmalar ise nasihat, nutuk çekme şeklindedir. “Çok geç kalma “ gibi net olmayan mesajlar içeren bu sınır tipi çocuklarda belirsizliğe sebep olur, sınırların geçirgenliğini arttırır. Bu tip sınırlar çizen  ebeveynler çocuğa  etkisiz örnek olarak sözlerini davranışları ile desteklemez, çocukla sıklıkla pazarlığa girerek tartışma ve çekişme ortamı oluştururlar. Yumuşak sınırlarda  ebeveynler kendi ruh hallerine göre yanlış davranışı görmezden gelir, kuralları bazen uygular bazen de uygulamazlar. Kuralları belirledikten sonra da etkisiz takip yaparak süreci kontrol altında tutmazlar.Tüm bunlar çocuklarda direniş, sınırları zorlama, ebeveynin sözlerini dikkate almama gibi tepkiler oluşturur.  

Kesin Sınırlar 

Bu tip sınırlar net, anlaşılır ve somuttur. Çocukla işbirliği halinde olan ebeveyn çocuğa sorumluluk verir, kural ve beklentilerle ilgili mesajlarını davranış üzerinde yoğunlaştırır. Sözleri ve davranışları ile çocuğa model olur.  Kural ve beklentileri net bir şekilde anlayan çocuk, ebeveyni ciddiye alır, sınırları daha az zorlar. 

Kesin Sınırlar Nasıl Konmalı? 

Kurallar koyulup sınırlar belirlenirken öncelikle dikkat edilmesi gereken anne babaların ortak bir tavır takınarak tutarlı davranmasıdır. Annenin evet dediğine babanın hayır demesi, babanın evet dediğine annenin hayır demesi çocukta kafa karışıklığına sebebiyet verecek,  bu durum ise çocuğun sınırları daha kolay geçebildiği ebeveyne yönelmesi ile sonuçlanacaktır.

Tutarlılık kadar önemli olan diğer nokta ise kararlılıktır. Ebeveynin ruh haline göre bir gün evet dediğine öteki gün hayır demesi de sınırların zorlanması ve hatta delinmesi ile sonuçlanacaktır. 

Kuralları çocuk yanlış davranışı sergilediğinde oluşturmaya çalışmak sıklıkla karşılaşılan hatalardandır. Kriz anında oluşturulan bu kurallara çocukların uymasını istemek boş bir beklentidir. Bu sebeple kurallar Nasrettin Hocanın deyimiyle testi kırılmadan oluşturulmalı, çocuk bir yetişkin gibi muhatap kabul edilerek uyulması gereken kurallar davranış öncesinden sebepleri ile açıklanmalıdır. Örneğin okuluna koşarak giren bir çocuğu koşma anında uyarmak yersiz ve etkisiz olacaktır. Bunun yerine ebeveyn çocuğa daha evdeyken “ Bazen okula girerken çok hızlı koşabiliyorsun. Bu durum beni çok endişelendiriyor. Çok hızlı koşarsan arkadaşlarına çarpabilirsin, bu durum yaralanmalara da sebep olabilir. Bu sebeple senden okula girerken daha dikkatli olmanı, koşmadan hareket etmeni  istiyorum. Dilersen bu kuralı okula girmeden önce sana tekrar hatırlatabilirim.”  şeklinde bir açıklama yapıp, gerekli görürse okula girerken ufak bir hatırlatma ile önlem almalıdır. 

Toplumsal düzenin sağlanması için nasıl kurallar oluşturuluyorsa aile düzeni için de kurallar oluşturulmalı, tabiri caizse bir “Ev Anayasası”  hazırlanmalıdır. Bu kurallar haftanın belirli bir gününde hazırlanan aile toplantıları ile belirlenmeli, kuralların hazırlanma sürecine çocuklar da dahil edilmelidir. Kurallar net, açık ve anlaşılır olmalıdır.  Kurallar belirlendikten sonra kurallara uyulmadığında ne olacağı, hangi sonuçlarla karşılaşılacağı açıkça belirtilmelidir. Herhangi bir hata, kural ihlali durumunda çocuk hatalı  davranışının sorumluluğunu almalıdır.  Çocuğa “Ne yapsan bu hataya düşmezdin?” gibi sorular sorularak çözüme yönelik fikirler üretmesi sağlanmalıdır. 

Kurallar ve sınırların belirlenmesi kadar önemli olan diğer nokta ise bunların aktarılma biçimidir. Kurallar çocuğa olumsuz çerçeve yerine olumlu bir çerçeveden sunulmalıdır.  “Sen sus, sen daha çocuksun!” gibi bir üslubun kullanılması çocuğun üzerinde sevgi ile değil korku ile otorite kurmaya çalışan aile yapılarına özgüdür. Örneğin “Yalan söyleme” demektense “doğruyu söyle” demek, “Çıplak ayakla yere basma”  yerine “ Hastalanmanı ikimizde istemeyiz, bu yüzden yere çoraplarını giyerek basmalısın” demek, “Yemeğini bitirmeden çikolata yiyemezsin” yerine “ Yemeğini bitirir bitirmez çikolatalarımızı yiyebiliriz” demek evde pozitif bir üslubun oluşmasını sağlayarak çatışmaların oluşmasını engeller. Ayrıca  kuralların yüksek ve katı bir ses tonuyla aktarılması çocuğa kontrol kaybı mesajı verir.  Bu sebeple anne babalar kuralları açıklarken normal bir ses tonu ve sakin bir üslup kullanmalıdır. 

Ebeveynlerin unutmaması gereken diğer bir nokta kurallar ve sınırların iki taraflı olduğu gerçeğidir. Anne babalar çocuklarının da sınırları olduğunu bilmeli, bu sınırları tanımalı ve desteklemelidir. Örneğin çocuğunun kapıyı tıklatarak odalarına girmesini bekleyen ebeveynler de çocuklarının odasına girerken kapıyı tıklatarak aynı hassasiyeti göstermelidir.

Son olarak aileler belirlenen kuralların etkisinin pek çok uygulamadan sonra ortaya çıkacağını bilmeli; kararlı ve sabırlı olarak çocuğa sınırların olduğu güvenli bir ortam sunmalıdır. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR