Süper Timsah

Çocuklarla iletişimin ABC'si

 Akıl Vermeyin

Akıl vermek çocukta direnç hissi oluşturur. Sonuç ise genellikle çocuğun anne babayı ya hiç dinlememesi ya da istenilen şeyin tam zıddını yapması şeklinde olur. Diğer bir ihtimal ise anne babanın yönlendirmelerine alışan çocuğun neyi nasıl yapacağını düşünemez hale gelmesi ve çocuğun tek başına karar verme becerisini yitirmesidir.

Feridüddin Attar “Verdiği öğütü biraz tutan, bunu başkalarına da dinletebilir”  diyerek nasihatın verilen değil alınan bir hazine olduğunu göstermiştir. Ebeveynler olarak “nasihat dinleyeni değil, sadece nasihat edeni rahatlatır” gerçeğinin iç muhasebesini yaparak çocuklarımıza kal diliyle değil hal diliyle örnek olursak onlara daha sağlıklı yollar göstermiş oluruz.

Başkalarına Benzemesini Beklemeyin

Her çocuk nev-i şahsına münhasır bir ferttir. Aileler her zaman bir yerlerde kendi çocuklarından daha iyi, daha başarılı, daha akıllı (!) komşu çocuklarının olacağı gerçeğini kabul etmeli çocuklarındaki yoklara odaklanarak şekva etmektense varlara odaklanmalıdırlar.

Çocuğu başkaları ile başarı ve davranış biçimleri açısından bir kıyaslama içine sokmak “Sen neden onun gibi değilsin “ gibi bir çıkışta bulunmak çocukta değersizlik hissi oluşturacaktır. Bunun sonucu ise özgüven duygusunu yitirmiş çocuklardır.

Kısa boylu bir adamın basketçi olması ne kadar zorsa uzun boylu bir adamın jokey olması da o kadar zordur. Bu gibi hatalara düşülmemesi için çocuğun kapasitesinin dışında beklentilere girilmemelidir. Ulaşılmaz hedeflerle yorulan çocukta “ben zaten hiçbir şeyi başaramıyorum, istesemde hiçbir şeyi başaramam” hislerinin oluşması kaçınılmazdır.

Bunun önüne geçmek için çocuğun becerileri doğru okunarak fıtratına uygun olan alana yönlendirilmelidir. Daha sonraki süreçlerde ise çocuk başkaları ile kıyaslanmamalı, çocuğun dünü ile bugünü arasındaki gelişmeler takip edilmeli, her durumda çocuğun yanında olunmalı, çocuğa koşulsuz bir sevgi sunulmalıdır.

Ciddiye Alın

Toplumumuzda yaygın olan “çocuğun seviyesine inmek” deyişinin aksine çocuğun seviyesine inilmez, çıkılır. Çocuğun seviyesine çıkmanın yolu ise çocuğu bir yetişkin gibi muhatap kabul edip fikirlerini sormak, görüşlerine değer vermek, çocuğu ciddiye almaktan geçer.

Denemesine İzin Verin

Bebek dünyaya geldiğinde her şey onun için bir muammadır. Karşı konulamaz bir merak duygusu ile çevresindeki her şeyi incelemeye başlar. Konuşmaya başlaması ile ise etrafındaki nesneleri tanımak için sorular sormaya başlar. Yürümeye,  koşmaya başlaması ileise deneme dönemine girilir. Bu dönemde anne- babaların aşırı korumacı bir tavırla çocuğun önünü kesmesi, hata yapar korkusuyla çocuğa ket vurması çocukta doğuştan var olan merak ve girişimcilik duygusunu söndürür; pasif, risk almaktan korkan yetişkinlerin temelinin atılmasına sebep olur.

Hayatta her şey alıştırma ister. Bir çocuğun doğru ve ya yanlışı bulabilmesi için denemeler yapması ve hatta iyi bir öğrenme için yanılması gerekir.

Empati Kurun

David Hume’n “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de başkalarına öyle davran. Fakat ilk iyi davranışı sen yap” ilkesi doğrultusunda çocuklar yetiştirmek pek çok anne babanın ortak arzusudur. Başkalarının duygu dünyasına değer veren diğergam çocukların yetişmesinin temel şartı çocukta empati bilincini yerleştirmekten geçer.

Psikolog Carl Rogers(1902-1987)’a göre: “Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve durumu ona iletmesi sürecine “empati” adı verilir”. 2 yaşından önce çocukta “ben-sen” ayrımı olmadığı için kendinden başkasını düşünüp empati kurması zordur. Bu yaştan sonra çocukta gelişmeye başlayan empati duygusunu desteklemenin en temel yolu çocuğun çevresindeki ilişkilerinde empati gösteren bir aile ortamı içinde büyümesidir.

Başkalarına gösterilen empatiye ilaveten çocuk anne babasının kendisine karşı da empati gösterdiğini hissetmelidir. Örneğin oyuncağı kırılan bir çocuğa “Alt tarafı bir oyuncak yarın yenisini alırız” demektense “Üzgün hissediyor olmalısın, ben de küçükken oyuncağım kırıldığında üzülürdüm” gibi bir üslupla yaklaşılarak çocuğun ruh dünyasına değer verilmelidir.

Fikrini Sorun

Özgüven sahibi çocuk yetiştirmenin temel kurallarından birisi çocuğa fikrini sormaktır.Çocuğa her fırsatta  “Senin bu konuda fikrin ne?”, “Bu konuda sen benim yerimde olsan ne yapardın?” gibi sorular yöneltilerek çocuğun fikri alınmalıdır. Kendi fikrine değer verildiğini gören çocuklar birey olarak kabul edildiğini hissedeceklerdir.Böylecekişiliğin mimarı olan anne babaları tarafından sağlam özgüvenlerin temelleri atılmış olacaktır.

Gurur Duyduğunuzu Söyleyin

Ünlüpsikolog  AbrahamMaslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre bir insan en temel ihtiyaçlarından birisi saygınlık kazanmaktır. Nasıl ki bir kadın rutin olarak hazırladığı bir akşam yemeğinden sonra eşinden iltifat bekler aynı şekilde çocukta günlük yaptığı rutin işlerden sonra takdir görmek ister. Çünkü marifet tabiatı gereği iltifata tabidir. Görmek var olmak ihtiyacında olan bir çocuğun bu ihtiyacını gidermek ise anne babanın ödevlerindendir.

Hayallerini Sorun

Küçük bir çocuğa resim çiz dendiğinde onlarca farklı resimle karşılaşırız. Fakat aynı soruyu bir yetişkine yönelttiğimizde karşılaşacağımız cevap sıklıkla aynıdır: Bir ev, m harfi şeklinde uçuşan kuşlar, bulutların arasında bir güneş….

Her çocuk sınırsız hayal kurma potansiyeline sahipken çocuklara sunulan standart eğitim kalıplarıyla elimizdemaalesef tek tip bir resim, tek tip insan oluşmaktadır. Bu durum da yenilikler doğuran gelişime açık nesillerin önünü kesmektedir. Bunu engellemek adına çocukların hayalleri desteklenmeli hattaçocukla birlikte hayal kurma oyunları oynanmalıdır. Bir buluta bakıp onlarca şey görebilirsiniz. Yeter ki hayal kurmayı bilin.

Israrcı Olmayın- İnatlaşmayın

İnat anında köprünün bir tarafında bir keçi varsa mutlaka diğer tarafın da bir keçi vardır. Yani inatlaşmak tek başına yapılan bir eylem değildir, her zaman iki kişi tarafından gerçekleştirilir.

Çocuklar özellikle 6 yaşına kadar gelişim dönemleri gereği ben-merkezcidirler ve inat ettikleri konularda anne babalardan daha kararlıdırlar. Bu durumda inat anlarının bir güç savaşına dönmesine sebep olmakta ve bu savaşta çoğunlukla anne babalar yenik düşmektedirler. Bu durum ilerleyen zamanlarda disiplin sorunlarını da doğurmaktadır.

Bu durumun önüne geçmek için anne babalar çocuklarının gelişim dönemlerini göz önünde bulundurarak daha sabırlı olmalı; inada inatla cevap vererek süreci alevlendirmemelidirler.

Jestler Yapın

Küçük sürprizler, hediyeler çocukları mutlu eder. Bu hediyeleri maddiyata indirgemek hatasına düşülmemeli “Sevdiklerinize vereceğiniz en değerli hediye, ne altındır, ne de mücevher. Yalnız kendinizden bir küçük parçadır”  gerçeği unutulmamalıdır.

Kucaklayın

Çocukla güvenli bağlanmayı sağlamanın en temel koşullarından birisi ten temasıdır. Çünkü 20 saniyeden uzun sarılmalarda beyinde sosyal bağlanmadan sorumlu olan “oksitosin hormonu” salgılanır ve kişiler arasında karşılıklı güven oluşmaya başlar. Bunu sağlamak için çocuklara sıklıkla sarılmalı; sarılmanın fiziksel bir temastan ziyade ruhsal bir temas olduğu unutmamalıyız.

Lütfenli Konuşun

Kendisine saygı gösterilen kişi başkalarına da saygı duymayı öğrenir bundan daha da önemlisi kendisine saygı duyar. Bunu sağlamanın yolu ise çocuklarla konuşurken naif bir dil kullanmaktan tabiri caizse “lütfenlikonuşmak”tan geçer.

Model Olun

Menkıbeye göre bir baba oğlunun sağlığına zarar verecek kadar çok bal yemesinden şikâyetçidir. Çocuğunun bu alışkanlığından kurtulması için nasihat almaya İmam-ı Gazali hazretlerini ziyarete gider. İmam-ı Gazali hazretleri durumu dinler ve 40 gün sonra tekrar huzura gelmelerini ister. Aradan 40 gün geçer ve baba oğul İmam-ı Gazalinin huzuruna yeniden çıkarlar. İmam çocuğa bakarak “Oğul, bal yemeyi bırak” der. İmam-ı Gazali hazretleri pekâlâ 40 gün önce de bu cümleyi kurabilecekken onları bekletmeyi tercih etmiştir. Bu duruma anlam veremeyen baba bu işte bir hikmet olduğunu düşünerek imama neden 40 gün beklediklerini sorar ve çocuk yetiştirmede mihenk taşı olacak şu cevabı alır:

‘Siz geldiğinizde ben de bal yemiştim. Ben yediğim halde çocuğa bal yeme dememin bir tesiri olmazdı. Bu sebepten balın vücudumdan atılması için 40 gün bekledim ve bu süre zarfında hiç bal yemedim. Tüm bunları yaptıktan sonra çocuğa ancak bal yememesini tavsiye edebilirdim!’

Menkıbede de görüldüğü üzere anne babaların kendi hayatlarına yerleştiremedikleri bir şeyi çocuklarından beklemeleri afaki bir istektir. Çocuk kulağından değil gözünden öğrenen bir varlıktır. Anne babalar çocuklarında görmek istedikleri davranışları kendi hayatlarına yerleştirmeli, kal dilindense hal dilini tercih etmelidirler. 

Unutmayın “Çocuklar büyüklerini dinleme konusunda pek iyi sayılmazlar; ama taklit etme konusunda başarısız oldukları görülmemiştir.”

Ne İstediğini Sorun

Çocuğa ne istediğini sormak sağlıklı iletişimin temel taşlarındandır.  “Eğer istersen” le başlayan cümleler çocukta değer gördüğü hissini oluşturacaktır. Değer gören çocuksa çevresindekilere değer veren sağlıklı bir yetişkin olacaktır.

Oyun Oynayın

“Kuşlar uçar, balıklar yüzer, çocuklar oynar…”Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı bir çocuğun tanımını “Neşeli, hareketli, mutlu, oyun oynayan çocuk” şeklinde yapmıştır. Herhangi bir köşeye oturmuş oyuna katılmayan bir çocuk fiziksel ve ya psikolojik bir sıkıntı içerisinde olduğunun en temel işaretini vermektedir.

Oyun çağındaki bir çocuğun kendi kendine, arkadaşlarıyla ve ebeveyniyle oyun kurabilmesi beklenir. Çocuğa alınan en lüks oyuncağın dahi yere diz çöküp yavrusuyla oyun oynayan anne babanın yerini tutmayacağı unutulmamalıdır. Ayrıca çocukların ruh dünyasına girmenin en pratik yolu çocuğun oyunlarını izlemek onun oyunlarına katılmaktan geçer. Ebeveynler tüm bu gerçekleri göz önünde bulundurarak çocuklarına oyunlar yoluyla ulaşabilmeyi denediklerinde çocuğun ruh dünyasına girmenin sanıldığı kadar zor olmadığını görecektir.

Özür Dilemekten Korkmayın

İnsan ismi nisyan kelimesinden türemiştir. Nisyan ise unutmak ve haliyle yanılmak demektir. Eskilerin de söylediği gibi “Beşer, şaşar.” , mühim olan hata da ısrar etmemektir. Anne babasının kendisinden özür dilediğini gören çocuk ise hata da ısrar etmemeyi öğrenecek; hatasının sorumluluğunu alabilen anne babası vesilesiyle yanlışlarının sorumluluğunu alabilen bir yetişkin olacaktır.

Paylaşın

Çocuğun dünyasına girmenin bir diğer yolu da çocuğu kendi dünyamıza davet etmekten geçer. Anne babalar “Bugün okul nasıl geçti” gibi çocuğa yöneltilen sorularla beraber “Bugün işte böyle bir olay yaşadım” gibi diyaloglarla kendi hayatlarını çocuklarıyla paylaşmalı; iletişimin karşılıklı gerçekleştirilen bir eylem olduğunu unutmamalıdırlar.

Rica Edin

Anne babalar çocuklarının sahibi değil şahidi olduklarını unuttuklarında çocuklarına her istediklerini yapmaları gereken proje çocuklar gibi davranmaya başlamaktadırlar. Sürekli emredici buyurgan bir dille konuşmak çocuğun kişilik yapısını zedelemekte çocukta ben değersizim hissi oluşturmaktadır. Bunun için anne babalar çocuklarıyla konuşurken rica eden bir dil kullanmayı ihmal etmemelidirler.

Sorumluluk Verin

Çocuğa sorumluluk kazandırmak çocuğa sorumluluk vermekten geçer.Çocukta sorumluluk bilincinin gelişmesi için ilk çocukluk yıllarından itibaren çocuğun yaşına, mizacına, gelişim düzeyine uygun olarak sorumluluklar verilmeli, ev içi ve dışında alması gereken görevler nedenleriyle birlikte açıklanarak anlatılmalıdır. Oyuncakları toplamak, çiçekleri sulamak, lüzumsuz yanan lambaları söndürmek, sofranın kurulmasına yardım etmek, kıyafetleri toplamak, ekmek almak gibi çocuğun gerçekleştirebileceği pek çok sorumluluk çeşidi vardır. Anne babalar kardeşlerin hepsine adil şekilde görev paylaşımları yapmalı; bu tip sorumluluklar vererek çocuklara sorumluluk bilincini kazandırmalıdırlar.

Şans Verin

Sınırlarını deneme imkânı tanınmayan çocuk sınırlarını zorlayamaz. Anne babaların en önemli görevlerinden birisi çocuklarına başarı duygusunu tatmaları için şans vermek ve sınırlarını zorlamaları için çocuklarını desteklemektir.

Tutarlı Olun

Çocuk eğitimindeki temel taşlardan birisi tutarlılıktır. Tutarlılık çocukta doğrunun değişmezliğine dair bir güven oluşturacaktır.

Tutarlılık için öncelikle ebeveynlerin söyledikleriyle yaptıklarının çelişmemesi gerekir. Sigara içen bir babanın “oğlum sen içme “ demesi örneğinde olduğu gibi yapılanlarla söylenin farklılığı tutarlılığa verilen en büyük zararlardandır. Tutarlılık için dikkat edilmesi gereken diğer nokta ise ebeveynlerin ruh hallerine göre bugün evet dediklerine yarın hayır dememesidir. Tutarlılığın son ve en önemli unsuru ise anne babanın kendi aralarında tutarlı olması annenin evet dediğine babanın hayır; babanın evet dediğine annenin hayır dememesidir.

Utandırmayın

Disiplin anne baba ve çocuk arasında özel bir konu olmalıdır. Çocuğa yöneltilen eleştiriler çocuk yalnızken ifade edilmeli, kısa ve doğrudan olmalıdır.Çocuğa başkalarının içinde yapılan öğütler  tesirini tamamen yitirecek Hz.Ali’nin “Bir insana başkalarının yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.”  sözüne mukabil istemesek de  bir hakarete dönüşecektir. 

Üzüntülerini Paylaşın

“Çocuğunuzun size anlatmak istediği her şeyi can kulağı ile dinleyin. Küçükken anlattığı küçük şeyleri dinlemezseniz, büyüdüğünde yaşadığı büyük şeyleri anlatmayacaktır. Çünkü o küçük korkuların, heyecanların olayların hepsi ,onlar için büyüktür” sözü anne babalar için önemli uyarı levhalarındandır.Çocuğun büyüdüğünde yaşadığı büyük endişeleri anne babasıyla paylaşması içinçocukken ki endişeleri üzüntüleri hafife alınmamalıdır.

Hz. Peygamber döneminde henüz 3 ya da 5 yaşlarında olan Zeyd’in çok sevdiği bir kuşu vardır,Umeyr… Vebir gün Zeyd’in kuşu Umeyr ölür. Kuşunun ölümüyle çocuğun çok üzüldüğü haberini alan Peygamber Zeyd’in evine giderek bir taziye ziyaretinde bulunarak çocuğa verilmesi gereken değer hakkında insanlığa bir ders bırakır.

Bu dersin yanı sıra günümüzde çoğu anne baba yavrularının yatağa hangi endişelerle girdiğini, başını yastığa hangi üzüntülerle koyduğunu maalesef ki bilememektedir.  Bu durumun önüne geçmek için peygamberin dersi daha sık hatırlanmalı çocukların ruh dünyalarına daha naif yaklaşılmalıdır.

Vakit Ayırın

Çocuğa verilebilecek en değerli hediye birlikte geçirilen kaliteli zamanlardır. Haz ve hız odaklı modern çağda ailecek geçirilen hoş sohbetli zamanlar çocukların yetişkin bireyler olduklarında hayatın zorluklarına karşı sıklıkla sığındığı limanlar olacaktır.  Dostoyevski’nin “ Hayatımızda en yüce, en güçlü ve yararlı dayanağımız; ana, baba evinden kalma anılarımızdır.” sözü sıklıkla hatırlanmalı; anlar anılara dönüşmeden anların kıymeti bilinmelidir.

Yüreklendirin

Anne babalar olarak çoğumuz cesur ve bağımsız çocuklar isterken bir yandan da yanımdan ayrılmasın diyoruz. Fakat bu ikisini aynı anda sağlamak mümkün değil. Anne babalar çocuklarını aktif olma özgürce seçimler yapma konusunda cesaretlendirirlerse gelecekte karşılaştıkları durumlarda risk alabilen bireylerin temelini atmış olacaklardır. Aksi durumda ise karşılaştığı her risk durumunda kaçma davranışı gösteren “psikolojik ölü taklidi” yapan yetişkinlerin oluşması kuvvetle muhtemeldir.

Zevklerini Öğrenin

Nouman Ali Khan;“Bu zamanın çocukları bilgisayar oyunlarından hoşlanıyorsa, 'Git hadi oyna' demeyin. Onlarla siz oynayın. Hatta çocuklarınızın sevdiği oyunları rekor kıracak kadar iyi bilin.” sözleriyle anne babalara çocuğun dünyasına girmenin en kolay yollarından birisini işaret etmiştir. Anne babalar çocuklarını nelerin mutlu ettiğini bilmeli çocuğun tuttuğu futbol takımı, en sevdiği müzik grubu gibi konularda fikir sahibi olarak çocuğun zevklerini öğrenmelidirler. Böylece çocuklarının dünyasına kestirme yollardan girmiş olacaklardır.

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR