Süper Timsah

Sorumluluk sahibi çocuk!

Ebeveynlerin ortak dileklerinden birisi de çocuklarının sorumluluk şuuruna sahip, kendi kararlarını verebilen yetişkinler olmalarıdır. Sorumluluk sahibi bir kişiliğin oluşması ise uzun yıllar alır ve bu kişilik yapısının temel taşları çocuklukta atılır. Aşamalı olarak gelişen sorumluluk bilinci tüm diğer becerilerde olduğu gibi hayatın içinde bilfiil pratikler yaparak gelişir.  Bu pratikleri gerçekleştirmeleri için çocuklara sorumluluk almalarını sağlayacak destekleyici ve cesaretlendirici ortamlar oluşturup yol göstermesi gereken kişiler ise anne babalardır.

Sorumluluk en geniş ifadesi ile bireyin yaş, cinsiyet ve gelişim özelliklerine göre yüklenmek durumunda olduğu görevleri yerine getirebiliyor olmasıdır. Bu tanımdan da anlaşılabileceği gibi sorumluluk duygusunun oluşması için ebeveynler çocuklarına yaş, cinsiyet ve gelişim özelliklerine uygun görevler vermelidirler.  Verilebilinecek görevleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

2-4 Yaş

Bu yaş aralığı çocuğun birey olduğunu fark ettiği her şeyi kendi yapmaya çalışarak var olmaya çalıştığı bir dönemdir. Bu dönemde kendi kendisine yemek yemek , kıyafetlerini giymek, dişlerini fırçalamak, ayakkabılarını giymek gibi bize göre basit eylemler onlar için büyük önem taşır. Kendi başına ihtiyacını karşılayabildiğini fark eden çocukta güven duygusu gelişir. Çocuğun gerçekleştirebildiği becerileri anne baba karşılarsa hem çocuğun becerisinin gelişmesi engellenmiş olacak hem de yeterlilik duygusu zarar görecektir. Her ihtiyacı anne baba tarafından karşılanan çocuktan kendi ihtiyaçlarını giderebilmesi beklenemez. Bu durumun önüne geçmek için anne- babalar çocukları öz-bakım becerilerini gerçekleştirirken onların yanlarında olmalı, başarısız oldukları noktalarda cesaretlendirici olarak çocuklarını yüreklendirmelidirler.

Böylece özgüveni yerinde sorumluluk sahibi yetişkinlerin temeli atılmış olacaktır.  Ayrıca bu yaştan itibaren oyuncakların düzeni ve toplanması çocuklara bırakılarak çocukların basit ev işlerine yardımcı olmaları sağlanmalıdır.

4-6 Yaş

Bu yaş döneminde çocuğun bilişsel ve fiziksel ve sosyal becerileri gelişmiş olması sorumluluk becerilerinin kazandırılması adına altın çağı başlatır.  Ev içinde çocuğa uygun olarak verilen görevleri gerçekleştirdikçe çocuk “başarabilme duygusu” nu tadacak ve böylece özgüveni ve sorumluluk bilinci gelişecektir. Bu yaş grubundaki çocuklara temiz kıyafetlerini çekmeceye yerleştirme, kirli kıyafetlerini kirli sepetine atma, saçlarını tarama, basit yiyeceklerin hazırlanmasına yardım etme, yemeğini yedikten sonra tabağını kaldırma, oyuncaklarını toplama ve koruma, sofra hazırlanırken peçete, tuz, çatal-kaşık gibi araçları yerleştirme, tamirat işlerinde babaya çıraklık etme gibi görevler verilerek sorumluluk bilincini kazanmaları sağlanabilir. 

6-7 Yaş

 Okul öncesi dönemden okul çağına geçilen bu dönemde çocuğun öz- bakım becerilerini yardımsız gerçekleştirebiliyor olması beklenir. Annenin şefkat ve ya sabırsızlık duygusuyla çocuğa yemeğini yedirmesi, kıyafetlerini giydirmesi çocuğun okul ortamında sudan çıkmış balığa dönmesine ve ciddi özgüven problemleriyle beraber pasif bir yaşam duruşunu sergilemesine sebep olacaktır. Bu durumun oluşmaması için anne babalar çocuklarına tüm öz-bakım becerilerini kendileri yapmaları için fırsatlar tanımalıdırlar. Bunların dışında çocuklara evin toplanmasına yardım etme, çiçekleri sulama, salata gibi basit yiyeceklerin hazırlanma sürecine sebzeleri yıkayarak dahil olma, okul servisine yetişme, çantasını hazırlama, ödevlerinin takibini yapma, okul araç- gereçlerini koruma, alış-veriş listesinin hazırlanmasına ve alışverişe yardımcı olma gibi görevler verilmelidir.

Tüm bu yaşam becerileriyle ilk defa karşılaşan çocuk hatalar yapabilir; bir gün servisi kaçırırken bir gün ödevlerini unutabilir. Bu noktada anne babalar çocuklarının hatalarının sonucunu yaşamalarına izin vermelidirler. Böylece çocuklar hayattaki hataların en aza indirgenmesi için sorumluluk bilincine sahip olunması gerektiğini öğrenecektir. Her hatası paspas altı edilen çocukların yanlışlarından ders çıkarmayan ve “bir delikten iki kez sokulan” yetişkinler olması kuvvetle muhtemeldir.

8-12 Yaş

Bu yaş dönemindeki çocuklar bir işe başlayabilme ve o işi bitirebilme becerisine sahip olmalıdırlar. Bu ise çocuğun bir şeyler üreterek başarı duygusunu yaşaması ile sağlanır. Ev ve okul hayatına dair görev ve sorumlulukların yanında çocukların birer hobi edinerek kendi ilgi ve yeteneklerini keşfetmeleri sağlanmalıdır. Bir evcil hayvan beslemek, bir enstrüman çalabilmek , resim yapmak gibi becerilere sahip olma şansı tanınan çocuklar sağlam özgüven temelleri üzerine inşa edilmiş yetişkinler olacaklardır. 10 yaştan sonra çocuklar toplu taşıma araçlarını kullanmaya teşvik edilip; sinema tiyatro, kütüphane gibi ortamlara arkadaşları ile beraber gitmesine izin verilerek çocuğun sosyal yaşam becerilerinin gelişmesi sağlanmalıdır.

Tüm bu dönemlerde anne babalar sorumluluk bilincinin süreç içinde  kazanılan bir beceri olduğunu unutmayarak sabırlı olmalıdırlar. Verilen sorumluluklarda gelişimin temel esaslarından olan basitten karmaşığa ilkesi göz önünde bulundurulmalı; çocuklara küçük adımlarla aşamalı olarak sorumluluk bilinci kazandırılmalıdır. Sorumluluğun gereğini yerine getiren çocuğa olumlu geri bildirimler verilerek “ marifet iltifata tabidir” gerçeğine uyulmalıdır. Çocuklar cinsiyetlerine göre annenin ve ya babanın evdeki yardımcısı rolünü benimseyerek aile içi yaşam rollerine daha iyi uyum sağlayacakları unutulmamalıdır.

Bireysel sorumluluklarını kazanan çocuklar ise sorumluluk şuurunun bir üst aşaması olan sosyal sorumluluklar almaya yönlendirilmelidir. Huzur evine aylık ziyaretler yapmak , bir kitap toplama kampanyasına katılmak, ağaçlandırma çalışmasına dahil olmak gibi sosyal sorumluluk projelerine katılan bir çocuğun  toplumdaki maddi ve manevi ihtiyaç sahiplerine el uzatabilen bir yetişkin olması kolaylaşacaktır.

Karar verebilme becerisine sahip bireyler yetiştirmenin anahtarı: Çocuğa seçme şansı vermek

Hayat çoğu zaman verdiğimiz kararlardan oluşur. Çocukluğunda sürekli olarak onun yerine kararlar verilen bir kişi arkadaş seçimi, eş seçimi, iş seçimi gibi hayati konulardan tutun günlük hayatın akışındaki kıyafet, yemek gibi çok basit seçimleri yapmakta dahi zorlanır. Bu durumun önüne geçmek için çocukların seçim yapmalarına izin verilmesi gerekir. Fakat sunulan seçenekleri sınırlı tutmak ve seçenek yelpazesini belirlemek ebeveynin elindedir. Örneğin kıyafet seçiminde tüm dolabını seçenek olarak sunmaktansa çocuğa uygun olan birkaç kıyafetin içinden tercih yapmasını istemek hem çocuğun seçim yapmasını sağlayacak hem de sınırsız özgürlükle yanlış kararlar almasını önleyecektir.

Sorumluluk bilincinin gelişmesinin önündeki en büyük engel: Aşırı Koruyucu Ebeveyn Tutumları

Hayatın zorluklarına göğüs gerebilen mukavim çocuklar yetiştirmeyi herkes ister. En ufak zorluk rüzgarında savrulan psikolojik dayanıklılıkları düşük bireylerin çocukluklarına bakıldığında her istedikleri önlerine gelen, her sabah okul için giysileri giydirilen, ayakkabıları bağlanan, öğretmenden uyarı almaması için eksik kalan ödevleri ebeveynleri tarafından tamamlanan yani aşırı şefkatten zehirlenen çocuklarla karşılaşılır. Tüm bu davranışlar anı görünürde kurtarıp çocukları olumsuz sonuçlardan koruyor görünse de uzun vadede çocuğun kişilik yapısında geri dönüşü güç sorunları beraberinde getirmektedir. Her işi yapılan çocuk bir iş yapma keyfine varamayacak ; anne babasının koruyucu fanusunun kırıldığında ise hayatın büyük bir yönüyle çabalamak olduğundan habersiz şaşkın ve pasif bir duruş sergileyecektir.  Bunun önüne geçmek için anne babalar ifrat ve tefritten uzak durarak “orta yol” nasihatını dinlemeli aşırı koruyucu tutumlarla çocuklarını edilgen bir konuma düşürmemelidirler.

 Görüldüğü üzere sorumluluk şuuruna sahip çocuklar yetiştirmek meşakkatli ve bir o kadar ehemmiyetli bir konu; tüm bu noktalara dikkat ederek ferdi ve içtimai sorumluluklarının bilincinde çocuklar yetiştirmekse anne babaların en büyük sorumluluklarındandır.  Bu noktada anne babalar "Herkes, her şeyden sorumIudur." diyen Dostoyevski'nin nasihatını dinlemeli herşeyleri olan çocukları için herkesten çok gayret göstermelidirler.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR