Süper Timsah

Taciz!

Taciz Nedir?

Taciz cinsellik içeren her türlü söz, fiil ve materyalle bir çocuğa yakınlık kurmaya çalışmak, istismar çabası içinde olmak şeklinde tanımlanır. Çocuklukta cinsel istismara maruz kalma sıklığı %10-%40 olarak bildirilmektedir. Kızlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülmekte; en sık karşılaşılma sıkılığı ise 4-11 yaş arasında değişmektedir.

Taciz indirek ve direk taciz; duygusal ve fiziksel taciz olarak çeşitlenir.Direk taciz cinsel içerikli dokümanlar ve tecavüzle sonuçlanan saldırganlık hallerini kapsarken,  indirek (direk olmayan) taciz özellikle televizyon gibi ikincil unsurlar üzerinden his bulaştırma yoluyla gerçekleşen tacizdir.

Duygusal taciz ise çocuğun duyguları üzerinden oluşan taciz çeşididir. Duygusal taciz cinsellik içeren konuşmalar, resimler, mesajlar, Tv , çocuğa yöneltilmiş dudak ısırma, iç çekme gibi davranışlar yoluyla gerçekleşir. Fiziksel taciz ise cinsel içerikli dokümanlar ve tecavüzle sonuçlanan saldırganlık halleri olarak tanımlanabilir.

Görüldüğü üzere tacizin pek çok çeşidi bulunmaktadır. Üzerinde konuşulması bile zor olan bu konu hayatın içinde dolaşmakta her gün yeni kurbanlarını aramaktadır.  Böylesi bir tehlike karşısında anne-baba ve eğitimciler azami dikkati göstermeli; bilinçli şüphecilik ile olması muhtemel taciz vakalarının önüne geçmelidirler.

Çocuklar Tacize Uğradıklarını Söylerler Mi?

Çocukların taciz durumu açıklamaları güçtür. Çocuk, kendisine temel otorite olarak kabul ettiği anne babasının her şeyi bildiğini bu olayı da otomatik olarak bileceğini düşünür ve dolayısıyla tacizi açıklama gereği duymaz. Bunun dışında tacizi uygulayan kişi çocuğu tehdit ediyorsa ve ya çocuğun tanıdığı birisiyse çocuğun tacizi sözlü olarak ifade etmesi güçleşir.

Çocuğun yalan yere taciz iddiasında bulunması çok nadir görülen bir durumdur. Aileler bu gerçeği göz önünde bulundurarak çocuğun sözlü ve sözsüz ifadelerini iyi okumalı; vesveseden arınmış bilinçli bir şüphecilikle çocuklarını muhtemel tehlikelere karşı korumalıdırlar.

Tacize Uğrayan Çocuk Nasıl Anlaşılır?

Taciz mağduru tarafından dahi gizlenen bir olaydır. Bu sebepten anne- babalar çocuklarının ruhunu iyi okumalı, çocuklarında normal dışı bir davranış gördüklerinde bilinçli şüphecilikle gözlem yapmaya başlamalıdırlar.

Tacize uğrayan çocuğun zihni olayı anlamlı hale getirmeye çalışırken duyguları böylesi bir olayı kabul edemez. Yaşadığı bu karmaşa ise çocuğun bize bazı sinyaller vermesini sağlar. Bu sinyaller ise şu şekilde sıralanabilir:

·         Belirli kişi ya da yerlere karşı belirgin bir korku sergileme

·         Herhangi bir doktor muayenesinden olağan dışı ürkme ve kaçma

·         Cinsel nitelik taşıyan herşeye karşı olağan dışı bir ilgi veya bunlardan olağan dışı biçimde kaçınma

·         Uyku problemleri ve kâbuslar

·         Depresyon , içe kapanma

·         Mesane ya da bağırsak kontrolünü aniden yitirme

·         Okula gitmek istememe, okul ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar

·         Açıklanamayan hediyeler

·         Güvensiz görünme

·         Yeme alışkanlıklarında ani değişimler

·         Vücudun ilgili bölgelerinde ağrı, şişlik, zedelenme, morluk

·         Suça yönelme

·         Davranım bozuklukları

·         Resimlerinde, oyunlarında tacize ilişkin unsurlar

·         Olağan dışı saldırganlık

·         Erken olgunlaşma

·         Ani davranış değişiklikleri 

Taciz mağduru erkek çocuklarının çoğu taciz sonrası bir savunma mekanizması olarak maço kimliği benimsemeyi tercih eder. Aniden kural tanımaz, ahlaki değerleri yadsıyan, isyankâr bir kimliğe bürünürler. Bu belirtiler ergenliğe geçişte de görülebilir. Bu nokta da ailelerin belirtileri iyi okuması gerekir.

Taciz yaşamış kız çocuk ise içine kapanır, yaşanan olayın kendi suçu olduğunu düşünür. Bu düşüncelerle boğuşurken yalnız kalmayı ister, odasına kapanır; dalıp gitmeleri sürekli uyuma isteği artar.

Taciz mağduru erkek çocuk agresif kız çocuk ise depresif bir tutum takınır. Çocuğun mizacının bir anda tepetaklak olması aileler için önemli uyarı levhalarıdır.

Taciz mağduru erkek çocuk da kız çocuk da erkeklerle oynamayı tercih eder. Bunun altında yatan sebep ise erkek çocuğun hala erkek olduğunun vurgusunu yaparak cinsel kimliğini ispatlamaya çalışmasıdır. Kız çocuğu ise erkeklere tekrar güvenmek isteyecek bu güven arayışı ise onun erkek arkadaşlarına yönelmesine sebep olacaktır.

Tüm bunlardan anlaşılabileceği gibi cinsel istismara özgü tek bir belirti yoktur. Belirtiler çocuktan çocuğa değişirken aynı çocukta gelişim ile birlikte zaman içinde de değişimler olabilmektedir. Aileler için en temel kilit noktası ise çocuklarındaki “ANİ” değişimlerdir.

İstismarcının Özellikleri

Tacizciler sanılanın aksine bekar, yalnız yaşayan problemli kişiler değildir. Çocuklara yönelik tacizlerde yüzde 80 oranında çevresiyle hiçbir sorunu olmayan evli erkeklerle karşılaşılmıştır. Ülkemizde son zamanda yapılan iki araştırmada istismarcıların %40.7-%66.7 oranlarında tanıdık olduğu bulunmuştur. Yani taciz sanılanın aksine görünüşü anormal, ürkütücü yabancılardan gelmemekte eve sıklıkla girip çıkabilen, şüphe çekmesi güç olan, çocuğa kolayca ulaşabilen kişilerden gelmektedir. 

Taciz Durumunu Öğrenen Ebeveynin İlk Tepkisi Ne olmalı?

Anne babalar çocuklarını ne kadar korumaya çalışırlarsa çalışsınlar olumsuzlukları engellemeye her zaman güçleri yetmez ve istenmeyen durumlarla karşılaşılabilinir. Taciz durumu ortaya çıktığında ailenin tavrı, desteği çocuğun taciz olayını anlamlandırma sürecindeki en önemli noktadır. İlk tepkide yanlış tavırlar çocukta kalıcı izli hasarlar bırakacak, çocuğun travma ile baş etmesini engelleyecektir.

Çocuğunun cinsel istismara uğradığını öğrenen ebeveyn şok, inkar,kızgınlık gibi pek çok duyguyu aynı anda hissedebilir.  Anne babalar söz konusu olan kişinin küçük bir çocuk olduğunu ve yaşanan olayın hassaslığını fark ederek tüm bu hislerini kontrol altına almalı, taciz mağduru çocuğa yaklaşırken çok dikkat etmeli, bir kazazedeye yaklaşan ilkyardımcı hassasiyetinde olmalıdırlar.

Taciz mağduru çocuğa yaklaşırken öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta çocuğun yanında duygusal tepkiler vermekten kaçınmaktır. Zaten travmatik bir olay yaşayan çocuk yanında ağlayıp dövünen bir anne- baba görürse daha da endişe içine girecek suçluluk duygusuna bürünecektir. Anne babalar durum ne kadar zor olursa olsun kendilerine ağır gelen bu yükün çocukları için daha da yıkıcı olduğunu fark ederek soğukkanlılıklarını korumalıdırlar.

Anne- babaların sıklıkla yaptığı diğer bir hata ise olayın şoku ile “Bana daha önce niye söylemedin” gibi cümlelerle çocuklarına kızmaktır. Bu cesaretini zaten zor toplamış olan çocuk için baltalayıcı olacak çocuğun daha çok içine kapanması ile sonuçlanacaktır.

Bir diğer hata ise dedektif gibi davranarak “başka ne oldu, başka ne yaptı” gibi sorularla çocuktan detay istemektir. Çocuktan ayrıntı istemek çocuğu yıpratmak demektir. Bu yaklaşım çocuğun olayı tekrar tekrar yaşamasını sebep olacak, istenen her ayrıntıda çocuğun yarası daha da derinleşecektir.

Anne babanın çocuğa aşırı teselli edici yaklaşımı “sen bir şey yapmadın, senin suçun değil” gibi cümleleri sürekli ve gergin bir ruh hali içinde kullanmaları çocukta “ben yanlış bir şey yaptım” hissi doğuracaktır. Çocuğun yanında olay hakkında konuşmak sürekli olayın değerlendirmesini yaparak evde gergin bir ortam oluşturmak çocuğun travmatik süreçler yaşamasına sebep olacaktır.

Tüm bunlar olay ilk öğrenildiğinde ailenin dikkat etmesi gereken noktalardır. Her çocuğun farklı olması, aile dinamiklerindeki farklılıklar çocuğun olaya farklı tepki vermesine sebep olacaktır. Bu sebepten genel bir tavsiye vermek mümkün değildir.

Taciz Durumu Öğrenildikten Sonra Ne Yapılmalı?

Tacize uğrayan çocuğun özsaygı ve özgüvenini yeniden kazanması,tacizden kaynaklı suçluluk duyguları ile baş edebilmesi ve travmanın üstesinden gelmesi gerekir. Aileler tüm bunlar ve olayın çocukta oluşturduğu ruhsal hasarın tespiti, çözümü ve ilerleyen süreçlerde yapılması gerekenlerin öğrenilmesi için vakit kaybetmeden bir uzmandan destek almalıdırlar.

Gerçekleşenbireysel danışmanlık, grup terapisi, oyun terapisi gibi yöntemlerle psikodestek süreci gerçekleştirilmeli,  travmatik anılara ilişkin duygusal süreçler üzerinde çalışılarak çocuğun en az hasarla bu süreci geçirmesi sağlanmalıdır.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR