Batı batıyor azizim!

Avrupa Parlamentosu,
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müzakerelerin durdurulması kararı almış. Bak bak bak... Sanki durdurmasalar sonuç değişecek...

Hani,
"Düğün değil, bayram değil eniştem beni niye öptü" diye bir söz var ya, tam o sözün şablonuna cuk diye oturan bir davranış Avrupa'nın yaptığı...

İşlerine gelmedi,
Küresel statükoya karşı duran bir Türkiye... İşlerine gelmemesi şöyle dursun işleri bir bakıma bozulmaya da başladı. Tabir-i caiz ise Türkiye Batı'nın şer tekerine çomak soktu...

Korkuyorlar,
O teker kırılır diye ama çaresi yok kırılacak. Teker de kırılacak araba da devrilecek, Batı da batacak...

Emin olun,
Tayyip Erdoğan'ın, gözlerinin içine baka baka, "dünya beşten büyüktür" haykırışı bile Batı'nın gece uykularının kaçmasına yetiyor da artıyor... Zira yalnızca Türkiye'nin değil, beraberinde yıllarca sömürdükleri milletlerin de Tayyip Erdoğan'ın bu ufuk açıcı isyanından ilham almalarından korkuyorlar... 

15 Temmuz'daki,
FETÖ'nün hain kalkışmasının başarısızlığa uğramasının şokunu anca atlatabildiler. Haliyle yeni darbe planlarını devreye sokuyorlar. Doların alıp başını gitmesi, Avrupa Birliği müzakerelerinin dondurulması ilk akıllarına gelen şeytanlıklar. İleri doğru başka şeytanlıklarını da tedavüle süreceklerdir...

Ancak
Bütün bunlar beyhude uğraş... Batı, 15 Temmuzda bileğini bükemediği aziz milletimizi, hain darbe kalkışmasıyla ele geçiremediği Türkiye'mizi aklı sıra yeni yaptırımlarla tehdit ediyor. Bu durum, ne iktisadi, ne de moral değeri olarak bizim kayamızdan bir toz bile koparamaz. Zira artık dünyanın ağırlık merkezi Batı değil. Yakın bir gelecekte Batı'nın kendi derdine düşeceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Tek bir hamle Avrupa'nın yerle yeksan olmasına yeter de artar bile... Açık söylüyorum, Türkiye misafir ettiği milyonlarca göçmene Batı kapısını açıp, "hadi, hayırlı yolculuklar..." demesi kafi. İşte o zaman kendi derdine düşmüş Batı'nın batışını büyük bir keyifle izliyor olacağız...

Ve fakat,
Küresel ölçekte olup biteni ıskalayıp, Türkiye'de meseleleri sadece bir parti üzerinden okuyanlar, şahıslar üzerinden muhalefet geliştirenler fena halde yanıldıklarının farkında değiller.

Mesela,
Batı'nın, ahlaksız, faşist, emperyalist baskılarına karşı dik durarak bir bakıma hizayı bozan Tayyip Erdoğan'dan en çok rahatsız olanların solcular olması, Türkiye'de Sol'un gerçekte sol olmadığının açık bir göstergesi değil mi?  Solcuların bu manada sıkı bir özeleştiri yapmaları gerekmiyor mu? Öyle ki; yeminli Erdoğan düşmanlığından, Ak Parti düşmanlığından yola çıkarak FETÖ'yle bile işbirliğini içine sindirebilen bir Sol'un gerçek bir sosyal demokrasiden bahsetmesi mümkün mü?

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR