Susun be!

Arkadaşlar,
Bursaspor Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu için ikide bir "istifa, istifa" diyerek bağırıp durmayın. Susun bi, az beni dinleyin...
 

"Yahu, Karagöz, topu görsen karpuz sanırsın, sen futboldan ne anlarsın, ne bilirsin de ne konuşursun?" diyebilirsiniz... Doğrusu haksız da sayılmazsınız. Fakat siz yine de dinleyin beni...

Siz gidişattan memnun olmasanız da,
Bursaspor ligin birinci yarısını iyi bir yerde bitirdi. Kabul edin lütfen, lig başlarken birinci yarıyı beşinci sırada bitirme ihtimaline hepiniz şapka çıkarırdınız. Yalan mı?
 

Madem,
Şu an, başta şapka çıkaracağımız yerdeyiz. O halde "istifa istifa" diye bağırarak şapkadan tavşan çıkartmaya kalkmayalım. Harbiden şapka çıkartalım. Hamza Hoca'ya da takıma da sahip çıkalım.

Diyelim ki;
Hamza Hoca yarın, "madem çok istiyorsunuz, hadi bana eyvallah" dedi, kim gelecek takımın başına? Gelen kişi ekibi tanıyıp şu anki kötü olduğunu düşündüğünüz durumdan daha iyi duruma getirmek için fazladan ne yapabilir ki? Ben söyleyeyim, hiç bir şey....

Aksine bu süreçte
Takım daha da puan kaybedecek, daha çok dengesi bozulacak ve ligin sonunda beşinci sırayı bile mumla arayacağız. Öyleyse  şapkamızı önümüze koyalım ve düşünelim. "İstifa" çözüm değil. Çözüm bu takıma, bu hocaya, bu yönetime sahip çıkmak, destek olmak...

Ha bir de,
"Adam gibi oynayın, şampiyon olmayın" diyenler var ya; yerim ben onların O kaytan bıyıklı, beylik laflarını... Şampiyon olduğumuz sene, kupayı kucakladığımızda herkes sevinçten hüngür hüngür ağlarken hangimiz o saatte o sene çok kötü oynayanları hatırladık? Hatırlamadık değil mi? Tıpkı, özlenen bir sonuca vardığımızda giderken ayağımıza batan dikenlerin acısını unuttuğumuz gibi, hedefe varamadığımız zaman yolculuk esnasında içimizdeki daha fazla gayret edenlerin bir ehemmiyeti kalmayacaktır... Futbolun kuralından, kaidesinden pek anlamam ama "bir-sıfır olsun bizim olsun" sözünü bilirim.

Hadi, boş verin siz onu bunu,
Hep birlikte, Hamza Hoca'ya da, oyunculara da, yönetime de sahip çıkalım. Haftaya hava güzel olursa ben de beş yaşındaki kızımı alıp maça geleceğim. Orada görüşürüz. Kalın sağlıcakla...

Ha bu arada,
Bak, bir daha "istifa mistifa" lafını duymayayım. Hiç gözünüzün yaşına bakmam ağzınıza acı biber sürerim alimallah... Yok istifa mistifa...

Tamam,
"Genciz abi, heyecanımız var, birini istifa ettirmeden rahat edemeyiz" diyorsanız, gidin, Ak Parti Bursa Milletvekili İsmail Aydın'ı istifaya davet edin. Baksanıza, adam çıkmış, hiç kimsenin böyle bir derdi de, isteği de, önerisi de yokken Anayasa'nın ilk dört maddesinin değişmesinden dem vuruyor.

Değiştir bakalım İsmail,
Birinci madde: devletin adını Türkiye Cumhuriyeti'dir, sen kalkıp İsmail Cumhuriyeti mi yapacaksın? İkinci madde:  Demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir. Sen kalkıp İsmail kanunlarının hüküm sürdüğü bir guguk devleti mi yapacaksın? Madde üç: Dili Türkçe'dir. Başkenti Ankara'dır, Milli Marşı, İstiklal Marşı'dır. Sen kalkıp dili İsmailce, Başkenti İznik, İstiklal Marşı da İsmail Türüt'ten "Yar Fadime" türküsünü mü yapacaksın? Erbakan Hoca'nın tabiriyle diyeyim. İsmail Aydın, hadi ordan, hadi ordan... 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR