Üniversitede CEO dönemi!

Şu bizim,

Mustafa Gültekin var ya, alem adam doğrusu... Recep Tayyip Erdoğan'ın, Ak Parti'de ipleri yeniden ele almasından sonra, 2019'a giden yolda yapılması gerekenleri içeren uzun mu uzun bir yazı kaleme almış.

 

Ne yalan söyleyeyim,

Okurken anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. Yazı değil, oturmuş sanki kitap yazmış mübarek...

 

Hoş,

Yazının başlığını"MAZERET YOK!" koymuş ve daha başlarken de "sabrınızı zorlayacağım" şerhini düşmüş. Kısaca "arıza çıkartmayın" demeye getirmiş.

 

Yazının

Son noktasını gördüğümde "Yarabbi şükür" demekten kendimi alamadım ancak fena halde doğru tespitlerin olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

 

Tamam,

Adam üşenmemiş yazmış yazmasına da, hakkıyla istifade edileceğinden şüpheliyim doğrusu... Neden mi böyle düşünüyorum? Anlatayım...

 

Lakin öncesinde,

Mustafa'nın, üniversitelerle alakalı yazdıklarını okuyalım hep birlikte; "Üniversitelerimizi ise yeniden ve özellikle ele almamız gerekiyor. Üniversitelerimizde, insan kaynakları, yatırımlar, finans ve idari işlemler yetkin bir genel koordinatör; moda tabirle bir CEO tarafından yönetilmelidir. Rektörler ise sadece bilimsel gelişimi yönetmeli ve kendilerinden dünya ölçeğinde rekabetçi bir süreç yönetimi istenmelidir. Tek kelimeyle üniversitelerimiz uzmanlaşmalı ve tersine beyin göçü sağlanmalıdır..."

 

Mustafa

Özetle, rektörlerin bilimsel gelişimi yönetmeleri ve kendilerinden dünya ölçeğinde bilimsel gelişmelere imza atmaları gerektiğini söylüyor...

 

Ne var ki;

Mustafa üşenmeyip, sorun tespiti ve çözüm önerileri içeren bu uzun yazıyı yazdığı sıralarda, Pamukkale Üniversitesi'ne yeni atanan rektörün ilk icraatı karısını sekreter atamak oldu. Şimdi bir bizim Mustafa'nın rektörlerden beklentisine bakın, bir de rektörün icraatına...  Soruyorum, bu yaman çelişki ümitsizliği körüklemez mi?

 

Allah'tan,

Gelen tepkilerden sonra rektörün çiçeği burnunda sekreter eşi görevinden istifa etti. Eş istifa etti ama bu kepaze atamayı yapan kafa hala koltuğunda oturuyor. Oysa eşinden önce kendisinin istifa etmesi veya bu skandal duyulur duyulmaz görevden alınması gerekirdi. Şu dakikaya kadar bu bile olmamışsa büyük ideallerin gerçekleşmesi adına nasıl ümitli olunabilir ki?

 

Fakat her şey bir yana,

Şu üniversitelerin CEO'lar tarafından yönetilmesi ve rektörlerin sadece bilimsel gelişimden sorumlu olmaları ve kendilerinden dünya ölçeğinde bilim üretmelerinin istenmesi fikrinin altını çizmek istiyorum. Zira rektörlerimiz dün öğrencilerin kılık kıyafet denetçisi konumundaydı, bugün ise karısını sekreter atama derdindeler... Olur, olmaz bilmiyorum ama "ileri lise" mertebesindeki üniversitelere esaslı bir düzenleme şart.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR