Süper Timsah

Acilde bekleyen sorun: Kamu Reformu

Bursa'da,
Bir meslek lisesi düşünün, bölüm yok ama olmayan bölümün öğretmeni var. Biraz ötesindeki başka bir okulda ise bölüm var ama öğretmen yok...

Bunun saçmalığı
Başka bir yazıya konu edelim fakat "böyle bir durumda sizce ne yapılması gerekir?" diye sorsam hemen herkesin, "O öğretmeni, bölümü olmayan okuldan alıp, bölümü olan okula gönderirim" dediğini duyar gibiyim. Doğrusu da bu zaten.

Fakat durun,
Öyle hemen kolay olacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Önce, bölümü olan ama öğretmeni olmayan okulun müdürü, öğretmeni olan ama bölümü olmayan okulun müdüründen O öğretmeni isteyecek. Sonra O öğretmen, bölümü olan okula gitmek için bir dilekçe yazıp okuluna verecek. Dilekçe okulun evrak kaydına girecek. Müdür bir üst yazı yazıp İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gönderecek. Orada da evrak kayıta girecek, sonra Atamalardan Sorumlu Şube Müdürü imzalayacak, Sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü imzalayacak, sonra kaymakamlığa gidecek ve Kaymakam imzalayacak. Sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne gidecek, yine sırasıyla evrak kayıt, atama şube müdürü, il milli eğitim müdürü imzalayacak ve nihayet Valiliğe gidecek ve  Vali veya vali adına bir yardımcısı imzalayacak. Sonra aynı evraklar geldikleri sıraya göre geri gidecekler. Nihayet O öğretmen bir yıllığına bölümü olmayan okuldan, bölümü olan okula görevlendirilmiş olacak. Bu işlemleri kendi haline bırakırsanız ölüsü bir aydan aşağı sonuca ulaşmaz. Evrakları elden takip etseniz en az 15 gün sürer.

Peki, şimdi soralım.
Bu kadar basit bir görevlendirme işi için son kararı Vali verecek, olur imzasını Vali atacak ise aradaki ilçe milli eğitime, kaymakamlığa ne gerek var(dı)?

Okul müdürleri görüşmüş,
Öğretmen için de bir sakıncası yok. Ki, her öğretmen kendi bölümünde çalışmak ister zaten. O halde bu işlem direk İl Milli Eğitim Atama Şube Müdürü imzası ve İl Milli Eğitim Müdürü'nün "olur"u ile en geç bir saat içerisinde halledilemez mi? Edilir elbette. Edilmeli de...

Fakat böyle olmuyor.
Sonuca dair hiç bir yetkisi/etkisi olmayan onca kuruma gidip, kişilerin imzası beklendiği için anlamsız bir bürokrasi, anlamsız bir zaman kaybı yaşanıyor.

Bu sadece
Milli Eğitim'den bir örnek. Hemen her kurumda benzer süreçler yaşanıyor.

***

Tamam da,
Düğün değil bayram değil, ben bu hikayeyi neden anlattım şimdi?

Efendim,
Yerel seçimlerin daha dumanı tüterken, kazananların, kaybedenlerin tartışması bütün hararetiyle devam ederken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "sadece Büyükşehir Belediye Başkanını seçelim. O da ilçe belediye başkanlarını seçsin" diye bir çıkış yaptı.

Özellikle,
İstanbul özelinde devam eden seçim tartışmalarının gölgesinde kaldığı için yeterince makes bulmadı, tartışılmadı.

Oysa,
Artık seçim gündeminden bir an evvel kurtulmamız, ülkenin önünde takoz olan sorunlar üzerine etraflıca tartışmamız ve kalıcı çözümler üretmemiz gerekiyor.  

Kanaatimce
Kalıcı çözüm bekleyen en önemli sorunlarımızdan birisi de, "Kamu Reformu"dur. Özellikle Başkanlık Sistemi ekseninde kamunun yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bu bağlamda Bahçeli'nin ilçe belediyeleri özelinde yaptığı çıkışı fazlasıyla önemli buluyor, bunun ülkenin her kesiminde en ince ayrıntısına kadar tartışıp, ortak mutabakatla bütün kurumları kapsayacak şekilde derinlikli bir kamu reformuna dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ben girizgahta,
Milli Eğitim'de yaşanan bir olayı örnek verdim. Aynı sorunlar bütün kurumlarda var. Düşünün lütfen, Bursa İl Müftülüğü var. Bütün ilçelerde de müftülük var. Hepsinin makam aracı, şoförü, çaycısı, odacısı, kapıcısı, onlarca memuru, binaları, o binaların elektriği, suyu, doğalgazı var. Oysa hepsi tek elden, daha hızlı, daha masrafsız bir şekilde yapılabilir. Türkiye'deki bütün ilçe müftülükleri kapansa açığa çıkacak binlerce imam, binlerce memur ile Diyanet'in 50 yıl personel ihtiyacı ortadan kalkar. Milyarlarca lira tasarruf edilir. Aynı şekilde Türkiye'deki bütün ilçe milli eğitim müdürlükleri kapatılsa açığa çıkacak binlerce öğretmen ile Milli Eğitim'in öğretmen açığı kapatılır. Oralarda kullanılan araç gereci okullara gönderseniz inanılmaz bir katma değere dönüşür.

Sadece müftülükler ve ilçe milli eğitimler değil elbette.
Kaymakamlıklarla birlikte her kurumun ilçe müdürlükleri tamamen kaldırılmalı. Haliyle ilçe belediyelerin de kaldırılması pekala tartışılabilir. Örneğin, şehri kuşatan bütün önemli projeleri Büyükşehir Belediyesi yapıyor.  İlçe belediyeleri kendi bütçeleriyle hatırı sayılır bir iş yapma imkanı yokken yığınla personel, makamlar / unvanlar ile tarifsiz israfa sebep oluyorlar. Tabi bu paralar en nihayetinde vatandaşın cebinden çıkıyor.

Bursa'da
Musluğumuzdan akan suyu BUSKİ, yani Büyükşehir Belediyesi getiriyor. Lakin faturamızda kullandığımız suyun bedeline ek olarak ilçe belediyesi için de bir miktar para ödemek zorundayız. Oysa ilçe belediyesinin bu işte hiç bir emeği yok.

Demem o ki;
Devlet, her bakımdan çok şişman. Bu şişmanlıkla hem hızlı hareket edemiyor, hem de çok ama çok masraf/israf ediyor. Bunun önüne geçilmeli. Devlet alabildiğine sadeleşmeli. Kurumlar çok sağlam bir yapı üzerine oturtulmalı ve siyasetin gündemiyle asla dalgalanmamalı. Kısacası bu konuyu tartışmalıyız. Sadece bu konuyu değil, sorun olarak önümüzde duran her konuyu tartışmalıyız...

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR