Ak Parti Bursa'da kaos!

Kim ne söylerse söylesin,
Ak Parti Bursa, tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Sakın bana, alınan oy, milletvekili sayısı gibi argümanları hatırlatmaya kalkmayın. Bursa'nın tavukları bile biliyor ki; o oy, "Gezi Kalkışması" ve "17-25 Aralık Darbe Girişimi" üzerine milletin, liderine ve ülkesine sahip çıkma adına gösterdiği takdire şayan bir cevvaliyettir.

Bırakın,
Bursa'daki "başarı"yı, aksine ben dayatılan yanlış liste, İl başkanlığındaki heyecansızlık ve iş bilmezliğin sonucunda alınması gereken oyun ve vekil sayısının gerisinde kalındığını bile söyleyebilirim. Dört başı mamur bir çalışma yapılsaydı böyle mi olurdu?

Bugün Ak parti,
Bursa'da, öyle sıradan değil, daha önce belki de hiç yaşamadığı bir travma yaşıyor. Tahminlerin ötesinde bir dalgalanma içerisinde. Bu haliyle şaşırtıyor elbette. Şaşırtmak şöyle dursun, sarsıyor, asap bozuyor...

Mudanya İlçe Başkanı,
Erdal Kaya'nın görevden alınması (istifası) bu sarsıcı kaosun en zayıf yerden patlamış halidir aslında. Bu görevden almanın, sadece Kadir Kahraman ile kavganın bir sonucu olmadığı dünkü gazetelerin bir çoğunda yer aldı.

Şuraya bakın!
Tayyip Erdoğan, İslam ülkelerin liderlerinin gözünün içine baka baka, "benim Sünnilik diye bir dinim yok, benim Şiilik diye de bir dinim yok. Ben Müslüman'ım" diyor. Açık söylüyorum, bu söz sadece bir söz değil, yeryüzünde yeni bir devrimin ayak sesleridir.

Türkiye,
Böylesine dönüşürken ve başta Müslüman ülkeler olmak üzere, bölge ve dünyada yeniden yeni bir medeniyetin kıvılcımlarını yakmak uğraşındayken, Türkiye'yi dönüştürmüş bir partinin ilçe başkanı görevden alınıyor ve buna sebep ise "küfür dili ve bir kadına gönderdiği müstehcen mesajlar" olduğu iddia ediliyor.

Bu nasıl bir yaman çelişkidir?
Bu, şehir adına nasıl bir talihsizliktir. Anlayabilene aşkolsun... Sadece bu mu? Nilüfer ilçedeki, en hafifinden Başkan Celil Çolak'ın tabiriyle söylemek gerekirse, "yol kazası"na ne demeli peki? Böyle bir tecrübesizlik, boş vermişlik... Nilüfer ilçe, resmen Ak Parti kalesine gol atıyor,  hakem golü geçerli sayınca da "ofsayttı" diye itiraz edip günah çıkartıyor.  Olacak iş mi şimdi bu Allah aşkına?

"Paralel Yapı" ile mücadelenin
Bihakkın yapılamayışı şöyle dursun, Ak Parti İl Başkanı Cemalettin Torun'un, Osmangazi ve Yıldırım ilçeler başta olmak üzere teşkilatla arasına kalın ve aşılması zor duvarlar ördüğüne değinmek bile istemiyorum artık...

Bursa'nın,
İki bakanı var ve bu kentimiz için büyük bir şans olduğu ortada. Lakin Bursa'nın sahibi yok. Bursa'nın siyaseten sahibi olması gereken İl Başkanı Cemalettin Torun'un, siyaset yapma konusundaki pozisyonunda bir değişiklik olmayacağına göre bu kaos ortamının daha da derinleşerek devam edeceği ise aşikar görünüyor.

Emin olun,
Süre bitecek, yeni bir seçim kapıya dayanacak, kartlar yeniden karılacak ve belki de Bursa'nın iki bakanı başka illerden aday yapılacak. Dolayısıyla Bursa övündüğü iki bakanının zerre kadar hayrını görmeden uğurlayıp arkasına su dökmek zorunda kalacak...

Son söz:
Çok net söylüyorum! Bursa'da yapılamayan hizmetler, gelmeyen yatırımların sorumlusu asla iki bakan değildir. Kabul edelim, bu iki saygın kişi Türkiye'nin bakanları ve konuları ülke ölçeğinde düşünmek zorundalar. Onların önüne proje konulmadıkça ve projelerin şehre kazandırılması adına başlarında boza pişirilmedikçe o yatırımları ancak rüyamızda görürüz. Veya Kadir Topbaş İstanbul'da yapar, biz de televizyondan seyredip ancak iç geçiririz. Buna razı değilseniz siz de itiraz edin!
   

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR