Ak Parti'de il başkanlığı savaşı!

Büyük bir coşkuyla,
Kongresini yapmış, yeni genel başkanını seçmiş, yeniMKYK'sını, yeni MYK'sını belirlemiş, yeni kabinesini oluşturmuş Ak Parti için artık yepyeni bir süreç başlıyor.

Kabul etmek gerekir ki; 
"Yüksek uyum" olarak etiketlenmiş yeni süreç, "uyum"un olgunlaşması adına kolay olacağı kadar, o "uyum"dan beklenen bereketin ağırlığı oranında da zor bir süreç olacak.

Biz, hayır uman insanlar olarak,
"Hayırlı olsun" demekten ve hayırlı olması için dua ve gayret etmekten başka yapacak bir şeyimiz yok.

Ancak,
Ak Parti'nin tek meselesi, yukarıdaki uyum değil elbette. Beraberinde yukarıdan aşağıya doğru ve aşağının da kendi arasındaki ve halka karşı uyumunun tesis ve temin edilmesi gerekiyor.

Haliyle,
Ankara'daki değişim dalgasının genelde illere, özelde de Bursa'ya nasıl yansıyacağını merak ediliyoruz.

Tam da burada,
Bursa'da artık kangrene dönüşmüş il başkanlığı sorusunu/sorununu deşmek istiyorum.

Evet,
Cemalettin Torun, devraldığı bayrağı taşıyamadı. Paralel Yapı ile yapmadığı mücadeleden tutun da yaptığı danışmanlıktan, aldığı davalara kadar hakkında yazılan çizilenleri tekrar edecek değilim. Fakat şunun da altını çizmeden geçmek olmaz. Cemalettin Torun, il başkanı olarak en fazla gözetmesi gereken teşkilatla uyumu ve teşkilatlar arasındaki kardeşlik hukukunu sağlayamadığı gibi akılla izahı imkansız uygulamalarla işi daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. Kendi teşkilatıyla, kendi belediye başkanlarıyla kavgalı bir il başkanı profili, "yüksek uyum"olarak özetlenen yeni sürece uymayacağı aşikar ve kesinlikle gitmesi gerekiyor.

Ve fakat
Cemalettin Torun'un gitmesi kadar yerine kimin geleceği de çok önemli. Nitekim, 14 yıldır ülkeye ekonomik ve demokratik imkanlar sunan ve hala halkın umudu olmayı sürdüren Ak Parti'nin en küçük bir zaaf görüntüsüne izin vermeyecek, Bursa'da teşkilatları derleyip toparlamanın yanında,şehrin geleceği adına yeni ufuklar çizebilecek derinlikli bir isim olmalı ki; değişim anlamlı olsun.

 

***

Gelin,
Siyaset kulislerinde Ak Parti Bursa İl Başkanlığı için adı geçen isimleri bu şablona oturtalım. Uyup uymadığına hep birlikte bakalım.

Tarım Bakanı,
Faruk Çelik ve ona yakın grubun il başkanı adayının eski milletvekili İsmet Su olduğu söyleniyor. "Söyleniyor" dedik ama kuru bir söylentiden ibaret değil bu, İsmet Su için gerek Başkent'te ve gerek Bursa'da derin kulis faaliyetleri çoktan başlamış bile. İsmet Su ile Başbakan YardımcısıNurettin Canikli'nin Giresun İmam Hatip Lisesi'nden arkadaş olduklarına atıfla İl Başkanı yapılacağı söyleniyor. Yani, "Faruk Abi, yine istediği kişiyi elini bile sürmeden (Canikli'nin eliyle) istediği yere getirecek" deniliyor. Pek tabi ki; İsmet Su'nun il başkanı olmasındaki murad, üç yıl sonra yapılacak yerel seçimlerde Faruk Çelik'in Büyükşehir Belediye Başkanlığı talebinin altyapısını hazırlamak olduğunu da bir yere not etmek lazım.

Peki;
İsmet Su, uyar mı en başta belirlediğimiz şablona? Uymaz... Bir defa İsmet Su, göreve getiriliş biçimiyle Ak Parti içerisinde bir kliğin İl Başkanı olarak anılır ki; bu diğerli nezdinde büyük irtifa kaybına, kırılmaya neden olur. 

Kaldı ki; 
Nurettin Canikli gibi güven veren bir isim, sırf okul arkadaşım diye birisinin İl Başkanlığına önayak olup üç milyonluk bir şehrin vebaline girmez/girmemeli...

 

***

Öte yandan,
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve grubunun ise Şevket Orhan üzerinde çalıştığı bilgisi çalındı kulağımıza. Geçmişte Sedat Yalçın'a karşı sırtı sıvazlanıp sahaya sürülen ve kongre sonucunu bile beklemeden salondan ayrılan Şevket Orhan'ın yine macera arayacağını sanmıyorum. Ancak Recep Altepe ve tayfasının böyle bir çalışmaya girişmesini anlayabilirim. Nitekim Altepe de üç yıl sonra kendisine rakip olabilecek veya kendisinden başka birisinin değirmenine su taşıyacak bir il başkanı istemez. Dolayısıyla kendisi için dikensiz gül bahçesi gibi gördüğü Şevket Orhan'ın il başkanlığı için adeta yanıp tutuşur. Altepe, tutuşadursun, biz Şevket Orhan'a, "Şevket Abi! Gazoz olma, abi ol!" uyarısını şimdiden yapmış olalım. 

***

Pek tabii ki;
Binali Yıldırım'ın Başbakan olmasıyla birlikte Bursalı yazar-çizer tayfası Sedat Yalçın'ı da dolamaya başladı kalemine. Sadece gazeteciler mi, teşkilat mensuplarının da dilinde dolanıyorSedat Yalçın.

Bu da çok normal,
Bursa'nın en başarılı il başkanı olarak yaptığı çalışmalar Türkiye'de birçok ile rol model oldu ki; bu gerçek, gerek teşkilat mensupları ve gerekse medyanın yakinen tanık olduğu bir sonuç. Dahası,"hakkı yenmiş" bir insan algısına rağmen zerre kadar bir kırgınlık, alınganlık göstermeden 1 Kasım seçimlerinde 14 ilçenin koordinasyonunu bizzat üstlenerek gösterdiği olağanüstü çaba ise herkes tarafından takdir edildi. Açık söylemek gerekirse başta çizdiğimiz şablona en fazla uyan kişinin Sedat Yalçın olduğu kesin.

Ancak,
O bir kez daha il başkanı olmaya sıcak bakar mı? İşte orası kesin değil. Zira kiminin aşağıya, kiminin yukarıya çektiği belirsiz ortamda Sedat Yalçın'ın bir görev talebinde bulunacağını sanmıyorum. Fakat Başbakan Binali Yıldırım ile eskiye dayanan hukukları ortada. Bu hukuka istinaden şayet, Başbakan'ın yapacağı bir görevlendirmeye de "hayır" deme lüksünün olmadığının altını çizmek isterim.

Son söz:
Sedat Yalçın, hep zor zamanlarda göreve geldi ve zor süreçlerde ilklere imza atmayı başardı. Ak Parti için yine zor bir süreç başladı. Dibe vurmuş teşkilatları tekrar ayağa kaldırıp, Yeni Anayasa'yı, Başkanlık Sistemi'ni, kahvehane masasında da, üniversite kürsüsünde de hakkıyla anlatabilecek derinlikli bir il başkanına ihtiyaç yok mu? Var elbette. Öyleyse Sedat Yalçın neden olmasın? 


Mustafa Gültekin'i TWİTTER'dan takip edin!
www.twitter.com/SeferiSair 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR