Limak Elektrik
11 Aralık 2017 Pazartesi

Ak Parti'de kayıt dışı siyaset!

Cumhurbaşkanı Erdoğan,
Yeniden Ak Parti'nin başına geçtiği günden beri hemen her fırsatta teşkilatlara yönelik manidar mesajlar veriyor.

Hatırlayacaksınız,
Erdoğan, ilk çarpıcı mesajını yeniden genel başkan seçildikten sonra TBMM'de Ak Parti gurubuna yaptığı ilk konuşmada vermişti. Bakanlardan 180 günlük bir eylem planı isteyen Erdoğan, yıl sonuna kadar da beldesinden ilçesinden iline kadar bütün teşkilatların gözden geçirilip, güncelleneceğini söylemişti ki; bunun gerekçesini de, "çünkü ortada bir metal yorgunluğu var..." şeklinde açıklamıştı...

Bu minvalde,
Bir önemli mesaj da dün düzenlenen Ak Parti Ankara İl Teşkilatı iftarında verdi Erdoğan. Özetle, gururdan, kibirden uzak durup gönüllere girmenin gerekliliğinden bahsetti. Teşkilatlardan, ev ev dolaşmalarını ve vatandaşla gönül birlikteliğini sağlamalarını istedi. Erdoğan ayrıca, "eğer gönülleri alamıyorsak kaybederiz..." diyerek teşkilat mensuplarının önüne acı reçeteyi koymayı da ihmal etmedi...

Kısacası Erdoğan,
Bir "Gönül Seferberliği" istiyor teşkilatlardan...

İşte tam da burada,
Başa/başlığa dönüp, "Ak Parti'de kayıt dışı siyaset"in ne olduğunu ve nelere mal olduğunu hatırlatmak istiyorum...

Nitekim, 
"Gönüllere girmek" isteniyorsa eğer, o gönlün kapısını gönüllerdekilerle çalmak lazım..

Bunun için,
Bazı STK'ların Ak Parti'nin sırtından indirilmesi gerekiyor. Evet, hem de hemen... Çünkü, "birlikten, dirlikten" dem vuran, ismi herkesçe malum bu STK'lar halkta hemen hiçbir karşılığı olmamasına rağmen siyaseti manipüle ediyorlar. Asıl varlık gerekçesi olan alanlarda hiçbir varlık göstermeyen bu STK'lar partiye vaziyet ederek adeta "kayıt dışı siyaset" yapıyorlar. Dahası, o STK'ların başında bulunan şahıslar nüfuz ettikleri siyasi gücün gölgesinden yürüyerek dünya kadar dünyalık peşinde koşarken siyaseti de, partiyi de alabildiğine kirletiyorlar. Fatura ise haliyle partiye kesiliyor...

Peki,
Bu kişiler bu cesareti nereden alıyorlar? Tabii ki; partiden... Parti, milletvekili listesi hazırlarken bu STK'lara soruyor. Toplumda hiçbir karşılığı olmayan bu STK'lar da partide ter akıtmamış, toplumla alakası olmayan isimleri öneriyor. Ve nihayetinde, halk Erdoğan'ın hatırına oy veriyor.  Partinin ise toplumla bağını kesen nur topu gibi milletvekilleri oluyor...

Oluyor da ne oluyor?
İşte böyle "metal yorgunluğu" oluyor. Türkiye'nin kaderinin oylandığı referandumda asgari ücretle çalışan mahalle temsilcisi, Erdoğan aşkıyla, ülke sevdasıyla kendini parçalarken, toplumda karşılığı olmayan, partide ter akıtmamış milletvekili hazretleri teşrif buyurdukları toplantıda zahmet edip elini cebinden çıkartarak iki vatandaşın elini sıkmıyor.  Sormak isterim, şimdi bu adamlarla mı gönüller alınacak?   

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR