Arınç'a çakıp, Reis'e selam çakanlar!

Bülent Arınç ile,
Tayyip Erdoğan arasındaki tartışma tali yollardan topa giren bilcümle yancı, yalakayla birlikte epey dallanıp budaklandı.

Öyle ki;
Arınç'a çakarak Reis'e selam çaktığını zanneden yancı, yalakalar türedi biranda. Sormak isterim bunlara; Reis'i çok seviyordunuz madem, bedduacılara karşı  neden aylarca ölü taklidi yaptınız? Reis, meydanlarda, Efkan Ala gibi birkaç yiğitle, "inlerine gireceğiz" derken siz hangi indeydiniz?

***

Bülent Arınç,
Meclis'te en son Bursa'ya vekalet ettiğinden işin bizimle de alakası var. Öyle ki; Arınç'ın Bursa'ya ayak basmasıyla keyfi kaçan su(!) başlarını tutmuş olanlar, özellikle de 17-25 Aralık'taki ölümcül suskunluklarını unutturabilmek adına üst perdeden Arınç'a giydiriyorlar...

Hatta,
Bursa'daki kongre süreçlerinde hasbelkader Arınç'ın desteğini almış Ak Partililere karşı gizliden bir linç girişimi de söz konusu... Fakat 17-25 Aralık'ta birileri(!) kuyruğunu kısıp kaçacak in ararken; bugün, adı Arınç'la yazılanların kahir ekseriyeti Reis'in yanında dimdik durmuş ve durmaya da devam ediyorlar.

Bülent Arınç
Anadan doğma "Paralelci" ilan edip düşman tahtasına yazanlara hatırlatmak isterim: Arınç, Milli Görüş geleneğinin en güçlü isimlerinden ve Ak Parti'nin en önemli kurucularından birisidir.

Pek tabii;
Arınç da eleştirilebilir. Fakat işi hakarete vardıranlar ve bunu da Reis için yapanlar bilmeliler ki; 2000 yılındaki Fazilet Partisi kongresinde Ak Parti'nin ve Reis'in liderliğinin yolunu açan ve o liderliğin maya tutması için çalışan kişi Arınç'tı...

Bugün,
"Sen kimsin" deme cüretinde bulunanlar şöyle geriye dönüp bir baksınlar. Tayyip Erdoğan'a, Abdullah Gül'e, "Erbakan'a ihanet ediyorsunuz" diyenlere karşı, "siz kısa donla gezerken ben Erbakan'ın kapısında nöbet tutuyordum" diyerek geri püskürten adam da Arınç'tı. Zira bugün de, "Erdoğan'a ihanet ediyorsun" diyenler kısa donla gezerken Arınç, Reis'in liderlik yolunun parke taşlarını döşüyordu.     

Açık söylüyorum:
Söz konusu Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç olduğunda bize düşen, ayrılığı körüklemek değil, birliği hatırlatmak olmalı. Bu manada, Reis'in, parti başkanlığını Hoca'ya devrederken çizdiği şu tarihsel misyonu hatırlatmak isterim.

Şöyle demişti Reis:
"Bu harekette Gazi Mustafa Kemal in ufku, vizyonu vardır. Menderes’in millet uğruna verilmiş canı vardır. Bu harekette şüpheniz olmasın Necmettin Erbakan’ın da alın teri vardır. Eski başbakanlarımızdan, cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın da emeği vardır. Bu hareket Ahmet Yesevi’den Mevlana’ya Hacı Bektaş Veli’den Fuzuli’ye, Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a, Mehmet Akif’ten Sezai Karakoç’a kadar o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir...”

Olay budur!
Şimdi, var mı itirazı olan? Yoksa dağılabilirsiniz...

Son söz:
Bugün son sözü bir fotoğrafa bırakacağım. Kim/ler ne söyler, nasıl görmek ister bilmiyorum ama biz sizi böyle sevdik ve hep böyle görmek istiyoruz.



YAZARA AİT DİĞER YAZILAR