19 Ağustos 2017 Cumartesi
ROTA BURSA

Arınç’ın bir dövmediği kaldı!

Ak Parti’nin,
Vicdanı olmasının yanında, saygın bir devlet adamı ve söz ustası olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Osmangazi kongresinde teşkilata, bilhassa teşkilat içinde kerameti kendinde gören sözüm ona dava adamlarına adeta adamlık dersi verdi…
 
Tamam,
Üslubu biraz sert oldu. Hatta “alıp eline sopayı bir dövmediği kaldı” bile diyebilirsiniz. Fakat sopaya ne hacet; Arınç diliyle yaptı yapacağını. Ne yalan söyleyeyim, Ak Parti’nin kılcal damarlarına kadar bilen ve kongre sürecini yakın takip eden birisi olarak diyebilirim ki; bu “balans ayarı”nın zamanı geldi de geçiyordu bile…
 
Önce,
“Koyma akıl”la kürsüye çıkıp, hiç de üslubu olmadığı ve kendisine yakışmadığı halde, adeta efelenircesine delegeye hitap eden Refik Özen’e haddini bildirdi Arınç…
 
Refik Özen,
Delege seçimi ve kongre sürecinde İl Başkanı Sedat Yalçın’a karşı Bakan Faruk Çelik’e biatla hareket ettiğini bilmeyen var mı? Adeta son dakika golü gibi koltuğu Cihat Çini’ye kaptırınca, “ben başbakan biatlıyım” diyerek durumu kotarmaya çalıştı fakat bu sefer de hiç beklemediği şekilde Bülent Arınç’a tosladı.
 
Açık söylüyorum,
O üslup, tanıdığımız Refik Özen’e hiç ama hiç yakışmadı. Bırakın kendi partililerine, rakiplerine karşı bile nezaketi elden bırakmayan Refik Özen; bir bakıma, adı “eski vekil” olan başka birilerinin hırsına kurban gitti…
 
Oysa
Aslında hiç hak etmediği halde ve çoğu kez bel altı vuruşlarla sabrı zorlanan İl Başkanı Sedat Yalçın’ın, çıktığı her kürsüde, “kan kusup kızılcık şerbeti içtim” dercesine, yüksek nezaket, edep ve aidiyetle yaptığı kuşatıcı konuşmaları azıcık dinlemiş olsaydı inanıyorum ki; bu ölümcül yanlışa düşmezdi… Kılavuzunu kargadan seçen Özen, kaş yapayım derken göz çıkartarak noktaladı Osmangazi’deki serüvenini… Şimdi bolca zamanı olacaktır. Umarım aklıselim bir muhasebe yapar da bundan sonraki rotasını daha düzgün belirler.
 
Arınç’tan Özcü’ye “bal gibi olur” şamarı!
 
Bülent Arınç’ın
Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde dil şamarını yiyen sadece Refik Özen değildi tabi ki…
 
İsim vermese de,
Gürsu Belediye Başkanı Orhan Özcü’ye ithaf olduğunu cümle âlemin bildiği sözler vardı ki; yenilir yutulur gibi değildi…
 
Arınç,
Nasrettin Hoca’nın “kazan fıkrası”yla girdi söze ve sonrasında, “şimdi başka bir ilçede yine başka bir arkadaşa görev teklif edilince oranın belediye başkanı sesini biraz yükseltmiş, (olmaz böyle şey) demiş” dedi ve kendisi de sesini yükselterek, “bal gibi olur! Sen o belediye başkanlığına nasıl geldin bana sor bakalım” sözleriyle çıkışınca salondakiler neye uğradığını şaşırdı…
 
Bülent Arınç’ın,
Adrese teslim bu sert şamarı hem Gürsu Belediye Başkanı Orhan Özcü’yü hem de İlçe Başkanı İbrahim Aslan’ı kendine getirmiştir umarım…
 
Arınç’tan bir şamar da delege seçimlerini diline dolayanlara…
 
Geçtiğimiz Cumartesi
Bülent Arınç için şamar atma konusunda en cömert olduğu günlerden birisiydi. Değim yerindeyse diliyle adeta tekme tokat daldı delegenin arasına.
 
Delegelere bir söz olmadı,
Fakat bu delege seçimi konusunu ve sürecini diline dolayıp temcit pilavı gibi ha bire konuşanları fena haşladı… Arınç, “delege seçimlerini dilinize dolayıp durmayın. Tüzük neyi emretmişse İl Başkanı onu yapmıştır” diyerek bugüne kadar bu konuda aksini iddia edenlerin hepsinin defterini bir kalemde dürdü…
 
Hoş,
Bu delege seçimini diline dolayanları anlayana da aşk olsun zaten. Zira dün, “partinin deneyimi yok” diye ortalığı birbirine katıp, sandığa karşı çıkanlar bugün genel merkezin istişareyle isim önermesini hazmedemez oldular. Yahu, siz değil miydiniz, “partinin delege seçimi deneyimi yok, gelenek devam etsin” diyen…
Genel Merkez sizin dediğinizi yaptı ve geleneği sürdürüp isim önerdi. Şimdi derdiniz nedir anlamış değilim doğrusu…
 
Demek ki; dert,
Ne delege seçimi ne de isim önerilmesiymiş. Bakan Faruk Çelik’in himmetiyle kolay oturulan koltuklardan kalkmak o kadar kolay olmuyormuş…
 
Oysaki
İl Başkanı Sedat Yalçın’ın, yaptığı, “üyenin önüne sandık koyma” işlemi, sadece Bursa’da değil etkisi ülke çapında hissedilecek oranda önemli ve siyasetin paradigmalarını değiştirecek kadar mühim bir adımdı. Haliyle eleştirmek şöyle dursun ödüllendirmek gerekiyordu.
 
“Akçeli işler nedir Nagip Bey?”
 
Bülent Arınç,
Cumartesi günü Osmangazi kongresindeki kadar olmasa da Pazar günü Nilüfer kongresinde de bazı göndermelerde bulunmayı ihmal etmedi… En dikkat çeken enstantane ise muhalefetin “akçeli” işlerini anlatırken, bir “gece yarısı operasyonu” ile koltuğa oturan eski İl Başkanı Nagip Vardar’a dönüp, “akçeli işler ne demek Nagip Bey” demesi ve sonra eliyle para işareti yapıp, “tamamen duygusal” değil mi diye sormasıydı…
 
Ben bu diyalogu,
İlla bir mesaja bağlamak istemiyorum fakat salonda kimse sorduysam aldığım cevap, mesajın direk Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye olduğunu söylüyordu.
 
Zira
Vardar’ın koltuğa oturtulduğu o “gece yarısı operasyonu”nun bir Recep Altepe senaryosu olduğunu bilmeyen, söylemeyen tek bir Allah’ın kulu yok Bursa’da… Hani, duymadığımız başkaca “duygusal” konular da var mıdır bilmiyoruz! Fakat sadece bu bile Başkan Altepe’yi fazlasıyla hırpalamaya yeter de artar bile…
 
Şamar yiyenlerin hepsi kime yakın?
 
Özellikle
Dikkatimi çekti ki; Bülent Arınç’ın hiç çekinmeden şamar indirdiği isimlerin hemen hepsi Bakan Faruk Çelik’e yakın ve hatta birçoğu da “biat”la bağlı olduğunu düşündüğüm isimler.
 
Sormadan geçemeyeceğim,
Büyük bir kadirşinaslık göstererek Bursa’daki alınan başarılarda Bakan Çelik’in de payının olduğunu söyleyip teşekkür ederken, Faruk Çelik’e yakın bütün isimlere şamar üstüne şamar indirmesi Bakan Çelik’e de inceden bir mesaj mıdır acaba?
 
Daha önce de değinmiştim,
Bakan Çelik’i her şartta “haklı çıkartmak” adına itibarını iki paralık edenlere rağmen bakan olabiliyorsa, bu ayak bağlarından kurtulsa kim bilir daha neler olur… Ve fakat Refik Özen’i hırslarıyla göz göre göre hataya sürükleyen kargalar Bakan Çelik’e de iyilik etmiyorlar…   
 
“Ahlaklı bir dönüşüme ihtiyaç var”
 
Bülent Arınç’ın,
Hem Cumartesi günü Osmangazi kongresinde, hem de Pazar günü Nilüfer kongresinde yaptığı konuşmaların özünde, “düzgün siyaset”in yapılması adına “ahlaklı bir dönüşüm”e duyulan ihtiyaçtı. Arınç’ın, ayakta alkışlanan, “yol yaparız ama yolsuzluk yapmayız” ifadesi ise bu ahlaklı dönüşümün adeta sloganı gibi oldu…
 
Evet,
Bir “Erdemliler Hareketi” olarak doğan Ak Parti’de, yoksul sofralarında kazanılan onuru zengin sofralarına meze edecek kadar hovarda davranan sözüm ona dava adamları olsa da, halk Tayyip Erdoğan’ı, Bülent Arınç’ı seviyor, güveniyor. Yine, her şeye rağmen bu hovardaların hakkından geleceğine de inanıyor. İşte bunun için her iki kişiden birisinin oyu Ak Parti’ye oluyor… İşte bu güvene layık olmak, bu erdeme bayraktarlık yapmak için üyenin önüne sandık koyuluyor. İşte bundan ötürü bunu yapanlar ayakta ve avuçlar şişene kadar alkışlanıyor…
 
www.twitter.com/seferisair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR