Bahçeli nazara mı geldii?

Devlet Bahçeli’nin
Kent Meydanı’ndaki mitinginden geriye ne kaldı dersiniz? Kalabalıktan bir gurubun, “vur de vuralım, öl de ölelim” haykırışları ve Bahçeli’nin, buna, “onun da zamanı gelecek” diye karşılık vermesiydi değil mi?

Açıkçası,
Bu talihsiz sözleri duyunca, sağduyusuyla tuttuğum Bahçeli’ye nazar mı değdi diye düşünmeden edemedim. Zira Devlet Bahçeli’nin, MHP’nin direksiyonuna geçtiği günden beri ortaya koyduğu en büyük hasletini,“ülkücüleri sokaktan çekmesi” olarak gördük ve bu kararlı, anlamlı duruşunu hep taktir ettik.

Ve fakat
Söz konusu devlet ve millet olduğunda, her zaman bir adım öne çıkıp, “devlet” gibi konuşmasını bilenBahçeli, bu övgüye mazhar duruşunu adeta Kent Meydanı’na gömdü de gitti Bursa’dan.

Şimdi, 
Bütün siyasi kanıtları bir kenara koyalım ve biran düşünelim. Bahçeli, “hadi bakalım zamanı geldi” dese, gencecik, pırıl pırıl ülkücü gençler kimi vuracak veya kim için, neden vurulacak?

Bırakın gerçeğini,
Düşünmesi bile insanın havsalasını allak bullak etmeye yetecek kadar dehşetengiz bir durum… Sorarım size, yaşamak ve yaşatmak varken neden ölmek ve öldürmek?

Kaldı ki;
Ölmeyi ve öldürmeyi en fazla tecrübe etmiş ve yine en fazla acısını çekmiş bir camiadır MHP. Hatırlayın ve sorun kendinize! 12 Eylül Darbesi’yle sonuçlanan süreçte beş binin üzerinde canı toprağa vermediniz mi? Bu insanlar neden öldüler, öldürdüler ve ellerine/ellerinize ne geçti? Bu sorunun cevabını bulabilen var mı içinizde? Veya o ölenlerin analarına soruverin bakalım vurmanın ve vurulmanın yürekteki bedeli neymiş?      

Nitekim
Böylesi bakış açıları bana fazlasıyla marazlı geldiği için Bahçeli’nin şiddet kokan üslubunu da asla kabul edilebilir bulmuyorum… Kim ne derse desin, kim neye yorarsa yorsun ve/veya nasıl yorumlarsa yorumlasın bu yakıcı gerçek asla değişmez…  

Bahçeli’nin “yağlı urgan”la imtihanı!    

Her şey bir tarafa,
Siyaseten yanlışlığı bile tecrübeyle sabit olan şu “yağlı urgan” saplantısından ne zaman kurtulacak Bahçeli? Partinin içinden bir kişinin dahi aklına gelmiyor mu, hanelerine hep zarar, hep ziyan yazan bu paranoyanın yanlışlığını hatırlatmak?

Yahu,
Görün artık şu ölümcül gerçeği. Bahçeli ne zaman çıkıp, meydanlarda ip atsa veya “yağlı urgan”dan bahsetse MHP tavanı, tabanı, seçmeni, sempatizanı, “madem ipiniz vardı da siz neden asmadınız?”sorusuna muhatap oluyor ve gerekçesi ne olursa olsun yaşadığı mahcubiyetle partisinden soğuyor.

Kaldı ki;
Bu tür söylemler veya eylemlerin seçmen nazarında kırıntı nispetinde bir karşılığı olmadığı gibi hiçbir memleket meselesinin çözümüne de zerre miskal faydası yok. Yani, boşa kürek çekmeyin, kendi kalenize gol atmayın yahu!
 
Bahçeli bağırdıkça Başbakan’ı haklı kılıyor!

Hemen söyleyeyim,
Ne Bahçeli’ye bir garezim var, ne ülkücülere husumetim ne de MHP’ye düşmanlığım… Aksine bu fakiri öteden beri takip etme zahmetine katlananlar bilecektir ki; seçim arifesinde partinin başına örülen “kaset Skandalı”yla tehlike çanlarının alabildiğine çaldığı zamanlarda, MHP’nin mecliste olması gerektiğine dair çok mürekkep tükettim…

Peki,
Böyle bir girişe neden ihtiyaç duydum şimdi? MHP’nin içindeki birçok aklıselim kişiye rağmen, eleştiriye tahammül göstermeyi veya buradan bir ders çıkarmayı yeğlemenin yerine; beni, “düşman” tahtasına yazmaya hevesli aklı evvellerin çıkacağını da biliyorum.

Ve fakat
Yukarıda da altını çizdiğim gibi, kim ne derse desin, kim neye yorarsa yorsun ve/veya nasıl yorumlarsa yorumlasın bu gerçekler değişmez…

Dönelim konumuza, 
Günlerdir; büyük bir heyecanla ve umutla, “aman bir yol kazasına uğramasın” diye yüreğimiz ağzımızda beklediğimiz, “Barış Süreci” hiç olmadığı kadar olgunlaştı artık. 

Şurası bir gerçek ki;
Başbakan Erdoğan’ın önderliğinde Türkiye adına yeni ve şanlı bir tarih yazılıyor. Bu süreç, bunun ufku göremeyip, zamanın gerisinde ve imkanların aczinde kalan birçok siyaset aktörünün de ipini çekeceğe benziyor. Muhakkak bu ölümcül gerçeği MHP Lideri de görüyor. Bundan mütevellit, Bahçeli’nin, bütün sağduyusunu Kent Meydanı’na gömercesine büründüğü yeni kimliği, O’nun da yüreğine, “siyaseten yok olma” ateşinin düştüğünü gösteriyor. Yani, Bahçeli, “bu ülkede PKK terörü biterse benim varlık nedenim de ortadan kalkar” kaygısına/ korkusuna çoktan kapılmış. Ondan bu isyanı…

Bu tespiti
Başbakan Erdoğan da dillendiriyor biliyorsunuz. Evet, Bahçeli, meydan meydan dolaşıp, avazı çıktığı kadar bu şiddet kokan sözleri sarf ettikçe, sadece Başbakan Erdoğan’ı haklı çıkartıyor. Gerisi boş… 

Hormonlu kalabalık kimseyi kandırmasın! 

Artık,
Bir Bursa klasiği/klişesi haline geldi, “meydanda kaç kişi var” sorusu. O bakımdan ben de çok arzu etmememe rağmen düşüncelerimi paylaşmayı bir zorunluluk olarak görüyorum…

Tamam,
MHP, Kent Meydanı’nı bugüne kadar hiç dolduramadığı ve bundan sonra da kolay kolay dolduramayacağı bir kalabalıkla gerçekleştirdi mitingini. Buradan illa bir taktir çıkartılacaksa İl Başkanı ve ekibini kutluyorum.Analarının ak sütü gibi helal-i hoş olsun bu tebrik…

Ve fakat
Kimse kızmasın, kırılmasın ve kendini de kandırmasın. Öyle yazılıp çizildiği gibi 40 bin, 50 bin kişi asla ama asla yoktu Kent Meydanı’nda… Taş çatlasın 20 bin kişi vardı.

Hemen dudak bükmeyin,
20 bini azımsamış falan değilim. Aksine MHP’nin potansiyelinin çok çok üstünde bir kalabalık bu…

Ne var ki;
Sorun da burada zaten. Çünkü: bu kalabalık tamamen hormonlu bir kalabalık… Yani, MHP’nin hemen bütün şehirlerden, ilçelerden taşıdığı teşkilat mensupları bir yana, CHP’sinden, DSP’sine, DP’sinden Ulusalcısınakadar aslında oyunu MHP’ye vermeyen birçok farklı parti ve gurubun da desteği vardı meydanda…

“Barış Süreci”ne
Karşı duruşla sembolleşen bu fotoğrafın rakamsal karşılığı 20 bin ise, bu ülkede milyonlar Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında/safında yer tutmuş demektir. Emin olun, bırakın genel merkezi veya il başkanlığını, Ak Parti’de bu kalabalığı istese bir ilçe başkanlığı bile toplayabilir… Bu tespit sakın ola size abartı gelmesin. Algıları açık olanlara, halkın tercihinin nereden ve kimsen yana olduğunu gösteren bir kare sunuyorum sadece.

Evrenin varoluş teorisi ve Türkiye… 

Yazı çok uzadı farkındayım,
Fakat son olarak şu saptamayı da yapmak zorundayım. “Barış Süreci”yle başlayan olumlu havaya inat Türkiye’nin “bölüneceğini” söyleyenlere acıyarak gülüyorum.

Çünkü:
Ne tarih bilgileri var, ne de geleceği görüyorlar. Ne felsefeden haberdarlar ne de öğrenmeye niyetleri var. Tek kelimeyle art niyetli değiller ise bakarkörler vesselam.

Bugün
Astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin sıfır anında, büyük bir patlama sonucu var olduğudur. “Big Beng” teorisi olarak adlandırılan bu olay, evrenin bölünemez en küçük ve tek noktanın patlamasıyla meydana geldiğidir ki; evren o an itibariyle sürekli genişlemektedir.

Bilim insanları,
Sürekli büyüyen evrenin kütlesi yeteri miktara ulaştığında genişlemenin duracağını ve kendi içinde doğru büzüşeceğini ve sonunda, “Big Crunch” (Büyük Çöküş) ile sonuçlanıp başlangıçtaki nokta haline geri döneceğini söylüyorlar.

Şimdi,
Uzun bir yazının sonunda bu sıkıcı bilimsel teoriyi neden anlattım diye düşünüyorsunuz değil mi?

Şöyle ki:
Nasıl ki; evren bir noktadan ve bir patlamayla başlayıp kendi sınırlarına ulaştıysa, Bu millet de Söğüt’te küçük bir beylikten büyük bir patlamayla Viyana sınırlarına ulaşmadı mı? Ulaştı…

Peki;
Ne oldu? Kendi kütlesinin sınırlarına varınca büyük çöküşle başlangıç noktasına; yani, bugünkü sınırlarına ulaşmadı mı? Ulaştı…

Elinize 
Bir Osmanlı haritası alın ve bakın bakalım nereden nereye gelmişiz. Demem o ki; Türkiye, bu milletin büyük çöküşle birlikte ulaştığı son ve bölünemez en küçük parçasıdır. Merak etmeyin, isteseler de bölünmez bu topraklar.

Ve fakat
Sizi temin ederim ki; “Barış Süreci”yle birlikte yeni/yeniden bir büyük patlamanın ve O’nun doğal süreci olan bir büyümenin, genişlemenin eşiğindedir Türkiye…

Kaldırın kafanızı,
Titreyin ve kendinize gelin! Bu süreç milletin aslına rücu etmesinden başka bir şey değildir. Bu ise nimettir, bolluktur, berekettir… Şükürler olsun ki; bu günleri görmek bizlere nasip oldu. Yeniden yeni bir medeniyet soluklanıyor. Yeniden yeni bir Türkiye kuruluyor. Aklı olan, Allah’ını seven bu kutlu yürüyüşe taş koymasın…

  

Mustafa Gültekin’i TWİTTER’den takip edin!
www.twitter.com/seferisair  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR