ROTA BURSA

Belediye himayesinde gazetecilik tartışılır mı?

Geçen hafta sonu,
Bursa'da, "Anadolu Medyası Buluşması" yapıldı. Organizasyonun düzenleyicilerinden birisi olan Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Yüksel Baysal'ın ifadesine göre 65 ilden 175 gazeteci kentimize gelip mesleğin sorunları üzerinde kafa yormuş...

Yormuş, diyorum çünkü:
65 ilden 175 gazeteciyi davet eden organizasyon heyetinin aklına bizi davet etmek gelmemiş ne yazık ki. Veya gelmiştir belki de, organizasyonun ev sahipliğini Büyükşehir Belediyesi'nin üstlenmesinden mütevellit davet edilmemiş de olabiliriz. Zira Başkan Altepe'nin icraatlarına bakışımız ortada...

Neyse,
Konumuz bu olmadığı için bu faslı kapatalım ve asıl konumuza dönelim.  

***

65 ilden,
175 gazetecinin Bursa'da toplanmasından meslek adına bir sonuç çıkar mı dersiniz? Ben pek emin değilim. Tamam, iyi niyetli bir faaliyet olmasından kuşkum yok. Ancak bütün kazanımın, "iyi niyet"ten öteye geçmeyeceğini düşündüğüm bir toplantıdır bu.

Bir kere,
Belediye himayesinde yapılan bir işten muradın, o belediyenin/belediye başkanının reklamının yapılacak olması kadar tabii bir durum olabilir mi?

Burada,
Sponsor belediyenin, "Medya Buluşması" kılıfıyla yurt sathında reklam yapma kurnazlığını da takdir etmek lazım...

Bu kurnazlığın
Başarıya ulaştığını, Yüksel Baysal’ın, Bursa’da Bugün’de Rabia Deniz’le yaptığı söyleşide, Başkan Altepe’ye ve hizmetlerine methiyeler düzmesinden de anlaşılıyor olması gerekir ki; nihayetinde belediyenin / belediye başkanının reklamının yapıldığı bir faaliyetten, gazetecilik ve/veya gazeteciler adına dişe dokunur bir sonucun çıkmasını beklemek de saflık olurdu zaten.  

***

Madem
Sözü meslekten açtık, o halde önemli bir hususun daha altını çizmek isterim.

Mesele
Bizim meslek örgütlerimiz. Bursa'da, Gazeteciler Cemiyeti (BGC) ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) olmak üzere öne çıkan iki yapı var.

ÇGD idaresi yeni değiştiği için,
Bendeki kredisi bir müddet daha uzadı. Dolayısıyla, Baysal ve ekibinin ne yapacağını, gelişmeler karşısında nasıl bir duruş sergileyeceğini görmeden eleştirmenin haksızlık olacağı kanaatindeyim.

Ve fakat
Aynı kanaati BGC için taşıdığımı söyleyemem. Zira kabuğuna çekilmiş Nuri Kolaylı, gazetecilerden çok kendi derdine düşmüş görünüyor.

Şöyle ki;
Basın İlan Kurumu Genel Kurul Tutanağı'nı incelerseniz, Nuri Kolaylı'nın, "Bursa Haber'in de, Ekohaber'in de sahibi benim" şeklindeki beyanını göreceksiniz.

Bu açık beyanı,
Fazlasıyla önemsiyorum. Nitekim madem, Bursa Haber'in sahibi Nuri Kolaylı, o halde Bursa Haber'in borçlu olduğu basın emekçilerinin alacaklarından da sorumlu olması gerekmez mi?

Bence,
Bir basın örgütünün başkanı ortaya çıkıp “gazetenin sahibi benim” diyorsa ve bu nedenle Basın İlan Kurumu Genel Kurul delegeliğine Anadolu Gazete Sahipleri Üyeliği kontenjanından aday oluyor ve seçiliyorsa basın emekçilerinin ödenmeyen paralarından da O sorumludur.

Dolayısıyla,
Bursa Haber'den alacaklı olan basın emekçileri, "Sayın Kolaylı, bir zahmet bizim alın terimizi öde!" deme hakkına sahiptirler...

***

Çok merak ediyorum ve soruyorum,
Bursa’daki, “Anadolu Medya Buluşması”nda bu ve benzeri çarpıklıklar ve haksızlıklar da konuşuldu mu? Muhtemelen konuşulmadı. O halde toplanmanın ne anlamı var? Hadi toplandınız diyelim, buna gazetecilerin sorunlarının tartışıldığı, “Medya Buluşması” demenin ne gereği var?

 

Mustafa Gültekin'i TWİTTER'dan takip edin!
www.twitter.com/seferisair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR