Bu nasıl bir yavşaklıktır?

NATO'nun,

En güçlü ortaklarından birisiyiz. Artık kabak tadı vermiş olsa da hala Avrupa Birliği'yle tam üyelik müzakerelerini yürütüyoruz. Dahası Amerika'yla müttefikiz. Buraya kadar güzel...

 

Peki, sonuç?

Amerika, Suriye'de PKK'yı destekliyor. NATO suya düştü, Avrupa Birliği'ni inek içti, inek dağa kaçtı, dağ yandı kül oldu gitti. Bu nasıl bir yavşaklıktır, açıklayabilene aşkolsun...

 

***

Son beş ayda,

Üç defa kalbimizden vuruluyoruz. Bu sistematik saldırıları yalnızca "terör" tanımlamasıyla açıklayamayız. Tamam, terör var ama burada başka bir şey daha var. İşte o şey, Yeni Türkiye'nin, küçülen dünyada büyüyen bir medeniyet olarak sahne almasıdır ki; bu her ne kadar müttefikimiz de olsa Amerika için kabul edilebilir bir şey değildir. İngiltere için de, İsrail için de, Rusya için de bu asla kabul edilebilir bir durumdur değildir.

 

Cumhurbaşkanı,

Recep Tayyip Erdoğan'ın, baldıran zehri içme pahasına bir noktaya getirdiği, "Barış Süreci"nde sonuç alma ihtimali doğmuşken, yıllardır çekilen acıların üzerine, bütün tabular yıkılmış, yeniden yeni bir başlangıç kıvılcımları yakılmışken bir anda ve her şeyin tersyüz olması boşuna mı?

 

Hiç kuşkunuz olmasın,

Nihayete erişmiş bir "Barış Süreci" sadece Türkiye'yi uçurmayacak, bölgede kartların yeniden karılmasına ve belki de bütün bir Ortadoğu'nun, Amerika'nın, İsrail'in, İngiltere'nin, Rusya'nın kolay at koşturamayacağı bambaşka bir şekle bürünmesine sebep olacaktı..

 

Yavşak Batı,

Böyle bir sonucu zinhar istemeyeceği için, bölgenin kaderini, Böylesine derinden etkileyecek bir gelişmenin yaşanması, bu gelişimi gerçekleştiren Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendi başına bırakılması elbette düşünülemezdi. Tıpkı, D8'i kurarak Batı'nın kimyasını bozan Cennetmekan Erbakan Hoca'yı kendi başına bırakmadıkları gibi.  

 

Açık söylüyorum,

Ortadoğu'nun mazlum halklarının rüyalarını süsleyen Recep Tayyip Erdoğan, Washington'un, Londra'nın, Tel Aviv'in, Moskova'nın gece uykularını kaçırıyor. Bundan mütevellit, terörü doğuran, besleyen ve farklı roller dağıtan kahrolası odaklar, Ankara'daki sıralı saldırılarla bir bakıma, Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, Hükümete velhasıl küllerinden dirilen bu millete "ayağınızı denk alın" mesajı vermeye çalışıyorlar.      

 

Ne yapacağız peki,

Yıllardır olduğu gibi, kapılarında bir milyar dolar için beklettikleri iki büklüm  bir ülke olarak ayağımızı denk mi alacağız? Veya, "dünya beşten büyüktür" gerçeğini haykırarak, "van minüt" mü diyeceğiz? İşte bütün mesele bu ölümcül sorunun cevabında gizli...  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR