Bülent Arınç candır, vicdandır!

Ak Parti,
Daha ana rahmindeydi... Fazilet Partisi'nde, "Yenilikçi-Gelenekçi" tartışması alabildiğince gün yüzüne çıkmış, artık geri dönülmez bir yola girmişti...

Yasaklı Tayyip Erdoğan'ın
Can arkadaşları, yoldaşları, "dün dünde kaldı cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım"diyerek il il, ilçe ilçe dolaşıp yeniden iktidar olmak için yeni şeyler söylüyorlardı...

Tabii ki;
Yolları Bursa'ya da düştü... Yenilikçi Hareketin bayraktarlığını üstlenmiş Bülent Arınç ve Abdullah GülUluyol Caddesi'ndeki Fazilet Parti il binasında konuşacaklardı...

Bugün,
Ak Parti'de arz-ı endam eden o günün Faziletli yöneticileri, Arınç ile Gül'ü parti binasında konuşturmak istemediler lakin buna engel de olamadılar. Nitekim Arınç ve Gül, tıklım tıklım dolu salonda konuşmaya başladılar...

İtirazlar yükseldi,
Heyecanlı partililerden birisi, "partiyi bölüyorsunuz" deyip, Hoca'ya ihanetle suçladı Arınç'ı, Gül'ü, dolayısıyla Tayyip Erdoğan'ı...

Hiç unutmuyorum,
Abdullah Gül, o naif yapısıyla cevap vermekte zorlanmıştı. Ama Arınç, "sen kısa donla dolaşırken ben Hoca'nın kapısında nöbet tutuyordum" diye bir çıkış yaptı ve salon adeta buz kesmişti... Devamında anlattıklarıyla Arınç, sözün ustası olduğunu bir kez daha kanıtlarcasına salondan bütüntabuları yıkarak ayrılmışlardı...

Nihayetinde,
Fazilet Partisi kapatıldı ve Milli Görüş'ün gelenekçi kanadı Saadet Partisi'ni kurdu. Yenilikçiler iseTayyip Erdoğan'ın liderliği ve Abdullah Gül'ün Genel Başkanlığı'nda Ak Parti çatısı altında birleştiler. Yani, Ak Parti'nin, daha doğum sancısından tutun büyüyüp serpildiği bu günlere kadar her evresindeArınç'ın emeği, alın teri vardır...

Bu arada,
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Türkiye'de bir devrin kapanıp yeni bir devrin başladığını ve dahi o yeni devrin başlamasında en büyük pay sahibinin Tayyip Erdoğan'la birlikte,"ya sen, ya ben, ya Gül" diyen Bülent Arınç'ın olduğunu da asla unutmamak lazım.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim... 
Bursa'da Ak Parti gemisine en son binen Faruk Çelik'in, Modi Düğün Salonu'nda partililere veda toplantısında yaşananlar da dün gibi hatırımda. Yeri gelirse başka bir yazıda onu da değerlendiririz...

***

İki üç gündür,
Bülent Arınç hakkında ileri geri konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek var ya; işte O zat, Bülent Arınç, gövdesini siper edip Ak Parti'nin kuruluş zeminini ve Erdoğan'ın siyaset yolunu açmak için çırpınırken, "kapatılacağı" söylenen Ak Parti'de ve bugün, "liderim"dediği yasaklı Tayyip Erdoğan'da siyasi bir ikbal göremediği için adı başka partilerle anılıyordu. HattaDemokrat Parti'nin Genel Başkanlığı'na bile adı geçmişti ki; bu konunun arka planını, nelerin yaşandığını, kimin kimlerle ne iş tuttuğunu cümle alem biliyor.

Bunlar bir yana, 
Daha dün, 17 - 25 Aralık Darbe Girişimi'nde, bütün şer odaklar bir araya gelip, "liderim" dediğiTayyip Erdoğan'ı bir kaşık suda boğmaya kalktıklarında Melih Gökçek, ölü taklidini öyle iyi yaptı ki; bir ara gerçekten öldü zannettik...

Maşallah!
17-25 Aralık'ta süt dökmüş kediye dönen Gökçek, bugün kalkmış, Ak Parti'nin ağabeyi, canı, vicdanı konumunda olan Bülent Arınç'a karşı aslan kesiliyor, dil uzatma bedbahtlığında bulunuyor.

Kimsin sen ey Gökçek
Kimsin sen ve kendini ne zannediyorsun? Arınç'a sararak Erdoğan'a yaranacağını mı sanıyorsun? Tabi, sen Demokrat Parti'yle iş tuttuğun için Ak Parti'nin hangi temeller üzerine inşa edildiğinden haberin yoktur. Öyleyse ben hatırlatayım. Reis, bu partiyi, dalkavukluk üzerine değil ölümcül bir vefa üzerine inşa etti. Onun içindir ki; bu asil millet vefaya vefasız kalmadı ve her seçimde sana rağmen sana bile oy verdi. Aslında söylenecek çok şey var fakat kısaca sana,  "hadi ordan, hadi ordan, hadi ordan..." diyerek noktalamak istiyorum.

Son söz:
Bir hatırlatma da Hüseyin Gülerce'ye yapmak isterim. Ey Gülerce! Biz memleketine kumpas kuran cemaat ahlakıyla yetişmedik. Evet, Tayyip Erdoğan'dan, Reis'ten vazgeçmeyiz. İster Gezizekalılara, ister Paralel kumpasçılara karşı olsun yerimiz Reis'in yanıdır, bu böyle biline... Ve fakat Ak Parti Erdoğan'sız da olmaz, Arınç'sız da olmaz. Birisi olmadı mı bir şeylerimiz eksik kalır bizim. Birisinin gölgesine sığınıp diğerini feda etmeyiz. Hepsi bizim ve her şeye rağmen milletin, ümmetin selameti için birlikte yürümeye devam edecekler/etmeliler. Bundan gayrisi teferruattır... 



Mustafa Gültekin'i TWİTTER'dan takip edin!

www.twitter.com/SeferiSair  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR