Bursa’dan Faruk Çelik’e “Van Minit”

Değerli dostum
Yüksel Baysal, Bursa Tv’deki ilk programında Bakan Faruk Çelik’i ağırladı. Başlangıç bölümünü seyredemediğim (çünkü yoldaydım) programın yetiştiğim bölümlerinde konuşulanlara dair birkaç kelam etmek isterim.

Bakan Çelik’in,
“Şehrin hafızası” üzerine söylediklerini önemsiyorum. Bundan mütevellit ben de biraz hafızamı yokladım. Ne var ki; karşılaştığım manzara hiç de Bakan Çelik’in anlattığı gibi tozpembe değil.

***

Örnek mi istiyorsunuz?
Sağlık kompleksi için yer bulma çalışmalarından bahsederken, aralarında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da bulunduğu Bursa Milletvekillerini ve teşkilat mensuplarını hedef alan açıklamalar yapıp, “başarısızlıkla” suçladı Bakan Çelik.

Peki,
“Siz neresini buldunuz Sayın Bakan?” diye bir soru sorulsaydı. Cevap, herkesin bildiği gibi, “Samanlı” olacaktı değil mi?

Bakan Çelik’in,
Samanlı’yı tercihindeki kıstas nedir bilmiyorum fakat Samanlı’nın birinci sınıf bir tarım arazisi olduğunu Bursa’da bilmeyen yok…  

Öte yandan,
Samanlı, taşkın sahası…  Yani, oraya yapsanız da bir gün sel gelir ve her şeyi alır götürür. Kaybettikleriniz de yanınıza kar kalır. Bunu ben değil, Devlet Su İşleri (DSİ) söylüyor. Üstelik mahkemece de iptal edildi.

Şimdi soralım,
Bu ölçütler doğrultusunda, Samanlı doğru bir tercih midir? Kesinlikle hayır. Peki; Bakan Çelik yanlış bir tercihte bulunarak Bursa’ya neredeyse beş yıl gibi devasa bir zaman kaybettirmedi mi? Evet… O zaman hangi hizmetten bahsediyorsunuz ve kimi “başarısızlıkla” suçluyorsunuz Allah aşkına?

Bu arada,
Bülent Arınç’ın titizlikle takip ettiği bu konuda artık sona gelindiği ve pek yakında kamuoyuyla paylaşılarak harekete geçileceği bilgisi geliyor kulağımıza…

***

Bir diğer konu,
Yunuseli Havaalanı… Rahmetlik Erbakan Hoca ile buraya uçak indirdiği anısını paylaşarak bir “hafıza tazelemesi” yapan Bakan Çelik’e “şehrin aklı” tek kelimeyle “Van Minit” diyor.

Bu konuda,
Hiçbir şey demeyeceğim. Zira biz Faruk Çelik’in iyiliğine de bir şey desek O kötülüğüne anlıyor veya anlatılıyor. Onun için Bakan Çelik, bu konuyu en yakın çalışma arkadaşına, Ulaştırma Bakanı’na sorsun, “Yunuseli neden olmaz?”  diye… 

Kabine arkadaşı,
Bakan Çelik’e bunun olamayacağına dair en az beş bin mâniadan (engel) bahsedecektir ki; zaten konuya vakıf hemen herkes Bakan Çelik’in aksini düşünüyor/söylüyor… O halde bu ısrar ve akılla hareket edenlere karşı suçlamalar da neyin nesidir Allah aşkına?

***

Yine bir başka konu,
Adliye binası… Faruk Çelik’in bulduğu / önerdiği, hatta ısrar ettiği ve kabul görmemesine sinirlendiği yer Yıldırım…

Tamam da,
Adliye Sarayı neden Yıldırım’a yapılmadı? Bir kere o yer fazlasıyla küçük. Çok değil on yıl sonra aynı sorun yeniden depreşecek. Kaldı ki; bunu Bakan Çelik de kabul ediyor. Fakat önerdiği çözüm, “on sene sonra başka bir yere bir bina daha yaparsınız olur biter” şeklinde… Peki, olacak şey mi bu? Elbette ki; hayır… Bunun için, Bursa’nın aklı / vicdanı Bakan Çelik’in bulduğu yere ve sonrası için önerisine, “Van Minit” diyor.

Öte yandan,
Adliye Sarayı’nın Yıldırım’a yapılmasına avukatlar, hâkimler, savcılar, vatandaşlar, velhasıl konuya taraf bütün kesimler karşı. Yani, Faruk Çelik’ten başka kimse istemiyor Yıldırım’daki yeri. Haliyle sormak lazım, herkesin karşı olduğu bir yerde bu amansız ısrar da neyin nesi oluyor Allah aşkına?

Bu konuda
Faruk Çelik’in yanlış tercihi ve amansız ısrarına rağmen bir müjde vermek istiyorum Bursa’ya… Bülent Arınç’ın büyük bir özveri ve hassasiyetle üzerinde durduğu ve Bursa’nın en az elli yılına yetecek bir Adliye Sarayı’nın temeli yılbaşında atılıyor. Yer ise BUTTİM yakınlarında…

***

İşte gördünüz,
Öyle derinlemesine bir hafıza emarı çekmeye gerek yok. Bakan Çelik’in televizyon ekranından kendi adına övünç, başkaları adına eleştiri çıkardığı üç konunun akıbeti ortada… Sonuç: Bursa bugüne kadar fazlasıyla zaman ve imkân kaybetmiş.

Allah’tan
Bülent Arınç yetişti de, hem doğru yerler tespit edilip Bursa’ya artı değer kazandırıldı, hem de Faruk Çelik’in ölümcül hataları hataları düzeltilmiş oldu…

Peki;
Faruk Çelik’in hiç emeği ve eseri yok mu bu şehirde. Var tabii, olmaz mı? Hafızanızı biraz yokladığınızda Faruk Çelik ve “başarılı” dediği Recep Altepe döneminde yapılmış Doğanbey ucubesi gelecektir gözlerinizin önüne… Gürsu Toki Konutları’nı da unutmamak lazım tabii… Birisi ucube, diğeri kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde… Değerlendirmesini siz yapın artık.

Yeri gelmişken,
Doğanbey ucubesinde, yine Bülent Arınç’ın yoğun gayretiyle 70 Trilyon (eski ifadeyle) indirim yaptırıldığını ve bir nebze olsun sıkıntının hafifletildiğinin altını çizmek isterim… Ne diyelim, bu da kapak olsun…

SON SÖZ:

Gazeteci dostum
Yüksel Baysal, Bursa Tv’de programa başlamadan önce, “çanak sorular sormayacağıma söz veriyorum” demişti. Fakat izlediğim süre içerisinde verdiği sözle bağdaşır hiçbir davranışını görmedim. Zira yukarıdaki üç konunun en az ikisinde Bakan Çelik’le aynı düşünmediğini biliyorum.

Fakat
Söz vermiş olmasına rağmen Bakan Çelik’e itiraz edememesini de anlayışla karşılıyorum. Nitekim itiraz demek, işsiz kalmak demektir ki; en bariz örneği bu fakirdir…  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR