Bursa'nın taklacıları kim?

İdris Naim Şahin’i biliyorsunuz,
İçişleri eski bakanı, namı diğer “Taklacı İdris”

Taklacı İdris
Bakanlıktan alındı, son umudu Ordu’ya belediye başkan adayı olmaktı ki; o da olmayınca bastı istifayı gitti…

Şimdilerde,
CHP’nin adayı için sahalarda ter döktüğü haberleri geliyor… Şaşılacak şey değil mi?

Sen kalk, 
45 yıllık yol arkadaşına sırt çevir… Seni, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Sekreter Yardımcılığından başlatıp, milletvekilliği ve İçişleri Bakanlığı’na kadar yükseltsin ama ilk fırtınada sen bırak git… Gitmekle de kalmaAk Parti’nin başarısız olması, oy kaybetmesi için sokakları arşınla. Pes vallahi…

Bu nasıl olur diye,
Düşünürken, işin aslını Başbakan Erdoğan açıkladı dün… “O’nun da kasetleri var, açıklanmasından korktuğu için gitti” dedi…

Bilesiniz ki;
Bu hikâye sadece İdris Naim Şahin’in hikâyesi değil…

Bursa’da da,
Benzer şeylerin yaşandığı konuşuluyor… Yıllarca Ak Parti’nin sırtında, Başbakan Erdoğan’ın kredisinden makamlar devşirip bu seçimde umduğunu bulamayan bazılarının, Ak Parti’ye karşı gizliden savaş yürüttüğü geliyor kulağımıza…

Bunların,
Yani, Bursa’nın taklacılarının kimler olduğunu bilen biliyordur ya, zamanı geldiğinde biz de açıklarız zaten… 


Sizin de mi kasetleriniz var?


Başbakan Erdoğan,
Her gittiği yerde tekrarlıyor. “Paralel Yapı’nın dershanelerine giden, okullarında okuyan çocuklarınızı alın”diyor ısrarla…

Ne var ki;
Başbakan’ın bu yakıcı çağrısını duymazdan gelen, kulak arkası eden Bakan ve milletvekillerinin olduğunu bilmeyen yok artık…

İyi de,
Başbakan, meydanlarda adeta kendini parçalarken, O’nun sırtından, kredisinden milletvekili olmuş, Bakan’lık makamlarına yükselmiş olanların bu sessizliği de neyin nesidir Allah aşkına?

“Gözünün üstünde kaş var” dedik diye,
Bizi bir kaşık suda boğmaya kalkan, aşımıza, işimize, ekmeğimize kastedecek kadar kükreyen tatlı su efeleri, gücünüz bize yetiyor değil mi? Sizi yüksek mevkilere getirmiş Başbakan Erdoğan’a saldıran, ülkesine tuzak kuran,“Paralel Yapı” karşısında süt dökmüş kediye dönüp, aylardır tek söz bile etmemiş olmanızı ibretle, hayretle ve ne yazık ki; üzülerek ve acıyarak izliyoruz…  

Neden susuyorsunuz?
Neden, “ölü taklidi” yapıyorsunuz? Ne o, yoksa sizin de mi kasetleriniz var? 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR