24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Çelik, havlu mu attı, pusuya mı yattı?

Delege seçimleri
Ve kongre tartışmalarıyla gelişen süreç hem Ak Parti, hem de Bakan Faruk Çelik adına benzersiz bir durum çıkarttı ortaya…

Daha açık ifadeyle,
Bu yeni hal, bir iç hesaplaşma veya gelecek adına rol kapma çatışmasının erken alametleri gibi yansıdı kamuoyuna…

Kuşku yok ki;
Süreci böyle anlayan / anlamlandıran, böyle olmasını arzulayan ve böyle yorumlanması adına fazlasıyla mesai harcayanların eseridir bu tablo… Tansiyonun yüksekliği bu anlamsız ve amansız hamlelerin neticesidir aslında…

Ak Parti’de,
Adaletsiz egemenliklerinin tehlikeye düştüğünü anlayan, buna sebep de İl Başkanı Sedat Yalçın’ı gören bir gurup “hazımsız” için süreç, tam bir, “sürpriz fırsat” anlamı taşıyordu ki; coşkuyla üzerine gitmekten, ortamı germekten geri durmadılar…

Ve fakat
“Neden böyle yaptılar” gibi gereksiz bir soruya cevap arayarak düşünce konforumu bozacak değilim. Zira hep söyledim, “emeksiz yemek”lerinden vazgeçmek istemeyen mutlu azınlıktan başka ne beklenebilirdi ki?

Elbette ki;
Bir, “Erdemliler Hareketi” olarak doğan Ak Parti içerisinde bu davranışlar fazlasıyla yanlıştır fakat dünyalık çıkar mantığına ise ne aykırıdır ne de anlaşılmaz bir şeydir…

Anlaşılmaz olan tek şey,
Bu ayak takımın bu kadar yıldır Bakan Çelik’in adıyla hareket edip, O’nun gölgesinde var olabilmeleridir. Bu ölümcül çelişki, Faruk Çelik’e de tereddütle bakılmasına neden oluyor. Ancak bunun vebalinin de yine Çelik’in boynuna olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?

Tansiyon düştü

Delege seçimiyle
Patlak veren yüksek tansiyon özellikle Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer kongrelerinin kazasız - belasız atlatılmasıyla yerini sakinliğe bıraktı…  Kuşku yok ki; bu sakinlikte, Bakan Çelik’in, “ben müdahil değilim, adımı karıştırmasınlar” açıklamasının da çok büyük payı var…

Oysa
Kongreler bütün hızıyla ve heyecanıyla devam ediyor. Öyle anlaşılıyor ki; günlerce tansiyonun gereksiz yükselmesine neden olanlar, Faruk Çelik’e “vefa” adıyla hareket edip, “bakanımızın adını sildirtmeyiz” diye olur olmaz konuşanlarmış.

Peki, ne oldu?
Bakan Çelik’in “adını sildirtmeme” adına attıkları her adım fiyaskoyla sonuçlandı. Şimdi, umdukları ellerine gelmeyince derin bir sessizliğe büründüler. Üstelik bu vazgeçiş bir bakıma Faruk Çelik’in de, “havlu atması” olarak algılandı ve yorumlandı…  

Çelik, havlu mu attı?

Bakan Faruk Çelik,
Öneli bir dönemeci geçilen ilçe kongrelerinden sonra çıkıp, “Bursa’daki kongrelere dâhil değilim, delege listesini de merak etmiş değilim. Benim adımı karıştırmasınlar…” dedi.

Tamam,
Faruk Çelik’in dününü de bilen bir yazı gündelikçisi olarak, “havlu attı” ifadesini herkes kadar kolay kullanacak değilim. Çünkü: bildim bileli bir türlü şeffaf ve açık davranmayan Çelik’’in, “müdahil değilim” sözleri bana pek inandırıcı gelmiyor. En azından başta söylemesi gerekenleri işin rengi netleşmeye başlayınca söylemesi herkes gibi beni de şüpheye sevk ediyor… Açık söyleyeyim, Çelik’e haksızlık edecek olsam bile şüphelenmeden bakmayı kendimi kandırmak ve okurlarımı yanıltmak olarak görüyorum…

Evet,
Tanıdığım Faruk Çelik havlu atmamıştır. Kaldı ki; havlu atmak acıklı bir yenilgiyi kabullenmektir ve şahsım adına böyle bir manzara içimi acıtır. Zira birçok sebepten ötürü O’na kızıyor olmam, yine birçok sebepten ötürü O’nu sevmeme engel değil.

Çünkü:
Hala, Başbakan Erdoğan’ın, kendisine bir Türkiye vizyonu çizmiş olmasına rağmen aklını Bursa’da bırakıp fazlasıyla yerel kalmış olsa da, hala insanlığın bir “dünya vatandaşlığı” fikrini tartıştığı ortamda hemşericilikten yakasını kurtaramıyorsa da; hükümetin en başarılı bakanlarından birisidir ve çözeceği daha onca mesele vardır… En basitinden, benim O’na yönelttiğim eleştiri kadar O’nun da yapacağı hizmet vardır bu memlekete… Dolayısıyla ne Çelik havlu atmıştır, ne de havlu atması arzumuzdur…

Çelik, pusuya mı yattı?

Şu, “havlu atma” fikrini fazlasıyla yadırgadığımı söyledim. Ve fakat kabullenemediğim bu “havlu atma” döner de bir “pusuya yatma” şeklinde çıkarsa karşımıza doğrusu şaşırmam. Sadece üzülürüm…

Üzülürüm çünkü:
Bakan Çelik’in, yüksek ülküler adına yıllarca bütün güveni boşa çıkartmış olmasına rağmen kırıntı nispetinde de olsa hala muhafaza edilen o iyi niyeti ayaklar altına almaktan çekinmeyecek kadar hissizleştiğini ve iflah olmaz bir ihtirasın elinde eridiğini düşünmekten kendimi alamam…

Biliyorum,
“Şu ‘havlu atma(ma)’ konusunu anladık ama bu ‘pusuya yatma’ da neyin nesidir” dediğinizi duyar gibiyim.

Durun anlatayım,
İl Başkanı Sedat Yalçın’ın, ayakta alkışlanması gereken, “üyenin önüne sandık koyma” icraatından sonra Bursa’da bir anda siyasetin kimyası değişti. O kadar ki; en ücra köşedeki üye bile kendisine verilen bu değerle heyecanlanıp, iliklerine yürüyen kanla yüzü al al oldu… Haliyle daha çok sevdi partisini ve yöneticilerini… Şu halde, kapalı kapılar ardındaki tertiplerle makam kapmaya alışık, “hazırlopçular” umduğunu bulamadı ve başladılar saldırmaya…

Neler yapmadılar ki;
İl Başkanı Sedat Yalçın’ın, “daha az muhafazakâr” olduğu iddiasından tutun da, kendilerini eleştiren gazetecileri “işlerinden attırmak” adına patronlarıyla görüşmeye kadar akla gelebilecek her türlü bel altı vuruşu denediler…

Elbette ki;
Bu pervasızlığı Bakan Çelik’ten aldıklarını söyledikleri güçle yaptılar. Ne var ki; güçleri, gerçeklerin zuhuruna engel olamadı. Delege seçiminde paçavra gibi savruldular ve ilçe kongrelerinde de savrulmaya devam ediyorlar…

Tam da,
Bu savrulma sırasında, Bakan Çelik çıkıp, “ben müdahil değilim, benim adımı karıştırmasınlar” dedi. Tanımayanlar, Çelik’in, “havlu attığını” düşündüler ve dillendirdiler ama az biraz tecrübeliler bunun da bir manevra olabileceği konusunda adeta yoğurdu üflüyorlar…

Zira
İlçelerde umduğunu bulamayan Çelik’in geri çekilip bir süre ilgisiz görünerek il kongresi için pusuya yattığını düşünenler hiç de az değil. Yani, Sedat Yalçın’ın aday yapılmaması adına son kozunu oynayacağı ve gerekirse Başbakan Erdoğan’ın karşısına dikilip, “ya ben ya o” diyeceği dillendiriliyor… Öte yandan, “O olmasın da kim olursa olsun” diyerek düşüncesine derin bir masumiyet kazandırmak isteyeceği de bir başka iddia…

Başbakan, Yalçın’ı harcar mı?

Bakan Çelik,
“Ben müdahil değilim, benim adımı karıştırmayın” dediği halde, iddia edildiği gibi, il Kongresinde pusudan çıkıp Başbakan’a isteğini ilettirse, Başbakan bunun gereğini yapar ve İl Başkanı Yalçın’ı harcar mı?

Elbette ki;
Bu siyasettir ve her olasılık mevcuttur. Ve fakat en başta, Başbakan’ı Başbakan yapan yüksek samimiyet, popüler siyasetin çok ötesinde bir haldir. Bu hal, Bursa’da yükselen yeni değeri sekteye uğratmaz. Emekleri, siyasetin ucuz ayak oyunlarına kurban etmez, etmemeli.

Üstelik
Sedat Yalçın’ın yüksek temsil kabiliyetiyle yürüttüğü İl Başkanlığını seçilerek devam etmesi, Bakan Faruk Çelik için de bir başarısızlık falan sayılmaz. Tamam, ortalığı karıştıran, “hazırlopçular” bunu Bakan Çelik adına “yenilgidir” diye bir davul çalmadıkları kalacaktır fakat gerçek hiç de öyle değildir.

Hele ki;
Geç de olsa, “ben müdahil değilim” açıklamasını yapmış bir Çelik için bu sonuç gerçekten müdahil olmadığının bir kanıtı sayılır ki; o zaman, “müdahil olacak” diye düşünen ben dâhil hemen herkes kendisine bir özür borçlanacaktır…

www.twitter.com/seferisair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR