Çıplak!

Taciz haberlerinin gırla gittiği,
"Çıplaklık" üzerinden karşıt grupların birbirlerine taciz atışı yaptığı bir dönemde yazıya "Çıplak" diye bir başlık seçmek, aklı apış arasında rehin kalmış bazılarının ağzının suyunu akıtabilir.

Bunlar,
Salyalarını silip, ufak ufak topuklasınlar. Zira baştan söyleyeyim; bu yazı sizin nefsinize ağır gelir.

Ancak,
Hz. Ömer edebiyatıyla iktidarın gölgesinde göbeğini kaşıyan sözüm ona "Erdemli" abiler; siz oturun lütfen!

***

Sokrates,
Verdiği derslerinden para talep etmediği için yoksul yaşayan bir adamdı ki; bütün yıl aynı elbiseyi giyer ve hatta neredeyse her zaman çıplak ayakla gezerdi Atina sokaklarında...

Menon ise
Varlıklı bir aristokrattır ve paranın erdemle yakından ilgili olduğu fikrini savunmaktadır. Yoksulluğun bir kader olmadığına inanan Menon, Sokrates'e "insanın çok zengin olması gerektiğini" söyler ve "erdemli adam, çok iyi şeyler satın alabilecek kadar zengin olan adamdır" der.

Sokrates,
Birkaç soru yöneltir Menon'a...

 

Sokrates  : İyi şeylerden kastın, sağlık ve refah mı?

Menon      : İyi şeyler derken altın ve gümüş sahibi olmayı, devlet yönetiminde yüksek rütbeli, onurlu bir görevde bulunmayı kastediyorum.

Sokrates   : İyi diye nitelediğin şeyler yalnızca bunlar mı?

Menon       : Evet, yani bu türden bir sürü başka şey.

Sokrates   : 'Sahip olma' sözcüğüne 'dürüst ve doğru yoldan' gibi başka sözcükler de eklemek ister misin, yoksa senin için dürüst olup olmamak fark etmez mi? Bütün bu saydıkların dürüstçe edinilmemiş olsa, sen bunları edinen kişiye yine de erdemli der misin?

Menon       : Tabii ki; hayır.

Sokrates   : Demek dürüstlük, sükunet ya da hürmet, hangi erdem olursa olsun mutlaka altın ya da gümüş sahibi olmakla ilgili öyle mi? Aslında, eğer doğru yoldan edinilmesi mümkün değilse, altın ve gümüş edinmeyi başaramamak erdemin ta kendisidir.

Menon       : Öyle görünüyor.

Sokrates   : Demek ki; bu türden şeylere sahip olmak, onlara sahip olmamaktan daha erdemli bir şey değil.

Menon       : Vardığın sonuç galiba kaçınılmaz. 

Sonuç        : Yoksul olmak, kişinin ahlaki değerini yansıtmadığı gibi, zengin olmak, nüfuzlu makamlarda bulunmak da erdemli olmanın ön şartı asla değildir...
 

***

Şimdi,
Çıplak ayaklı Sokrates ile zengin Menon'un 2500 yıl önceki sohbetini günümüz dilinde yavan ve eski bulabilirsiniz. Kuşkusuz öyledir de, ancak çıkarılacak dersler tam da bugüne uygun...

Geçenlerde,
Bizim camianın erdemli abilerinden Kültür A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Bakan'ın, oğluna, gelinine, kardeşlerine, ortağına iş ve istihdam sağladığı iddialarına yer vermiş ve "bunlar doğru mu Rıfat Abi?" diye sormuştum hatırlarsanız.

Akabinde,
Telefondaki ilk sohbetimizde, Rıfat Abi bana, "şimdi seni mahkemeye versem, tazminat davası açsam neyini alacağım ki; senin? Bir şeyin de yoktur. Onun için böyle yazıyorsun işte..." dedi.

O gün,
Dilimin ucuna gelenleri yüreğime gömdüm. Fakat hiçbir şey söylemezsem de gönlüm bu yükün altında fena ezilecek. Zira bir hışımla sarf edilmiş bu sözü; kendisine ait ütopyasının ipuçlarını vermesi bakımından hayli önemsiyorum. Yine bu söz, aslında yaptıklarına, aslında yazdıklarıma rahmet okutacak kadar acı, acıklı bir söz...

Demek, Rıfat Abi,
Menon gibi, zengin olmayı ve kamuda makam sahibi olmayı erdemli olmak gibi görüyor ve bir dünyalığının olmadığını düşündüğü birisinin kendisini eleştirmesi nefsine ağır gelmiş. Bir yazı gündelikçisi olarak zülfiyare dokunmayı fakirlik alameti olarak görmüş. Evet, bu, Müslümanlar olarak geldiğimiz noktanın anlaşılması bakımından da çok çarpıcı bir örnek olsa gerek... Fakir peygamberin ümmeti olmakla övünüp, "erdem" tanımımızda Menon'a öykünmüşsek, bizi artık filozoflarımız da adam edemez...     

Son söz:
Sohbete çıplak ayaklı Sokrates'le başladık madem, son sözü de ona bırakalım ve konuyu bütün çıplaklığıyla Rıfat Abi'ye özetleyelim. "Aslında, eğer doğru yoldan edinilmesi mümkün değilse, altın ve gümüş edinmeyi, kamuda iş sahibi olmayı başaramamak erdemin ta kendisidir..."

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR