Deli sorular sormak lazım!

Efendim,
Benim, altı yaşında bir kızım var. Hayalim, umudum, geleceğim, Yürek Yongam, Canevim benim O. Geçen akşam benden imkansız bir şey istedi ve ben de, "o olmaz kızım" dedim. Bana, "benim hayallerimle savaşma baba" dedi. Kalakaldım, "Hayallerimle savaşma" adeta beynimi tokatladı. Yutkundum, sustum... 

"Hayallerimle savaşma"

Sözüyle adeta pestili çıkarılmış bir Yazı Gündelikçisi olarak deli sorular geldi geçti aklımdan. Hem de, Michel Foucault'un "Deliliğin Tarihi"nde bile bulunması zor deli sorular... 

*** 

Bizim,
Özlem Buğday Yağmur'un da kafasında "deli sorular" oluşmaya başlamış. Bursa Anadolu Kız Lisesi Müdürü Zehra Özbek sebep olmuş yine bu sorulara... 

"Yine" diyorum zira
Bir süredir Zehra Özbek'e epey bir verip veriştiriyor. Konu malumunuz fakat yeni başlayanlar için kısaca özetleyeyim.

Efendim,
Tarihi okulun gelenekselleşen "Mantı Günü" bu sene Ramazan'a denk geldiği için iftar programına çevrilmiş. Fakat yaşandığı iddia edilenler ne Ramazan'a, ne iftara, ne mantı gününe, ne de eğitime asla ve kat'a yakışmayacak cinsten...

Şöyle ki;
Söz konusu iftara Osmangazi Belediyesi sponsor olmuş. Ve fakat okul idaresi o iftara bilet basıp bir de öğrencilere satmış. Yetmemiş, öğrenciler biletini de aldıkları iftar mantısından yiyememişler bile... Dahası bu durumu kınayan öğrenciler cezalandırılmış...

Ne yanından baksanız,
Tam bir kepazelik yani... Bir kere iftar yemeğinin paralı olması çok ayıp. İkincisi, o yemeği en çok yemesi gereken öğrencilerin aç kalması affı imkansız bir günah. Dahası, buna ister İzmir Marşı'yla olsun, ister Mehter Marşı'yla olsun itiraz eden çocuklara ceza vermek tam bir aymazlıktır. Şimdi bütün bunlara bir de dini hassasiyetleri olan bir müdire hanım sebep olmuşsa sözün bittiği yerde ve bir kez daha beynimden tokatlanmışa döner, kalakalırım.

Hele bir de,
Bütün bu olup biteni anlamak yerine, okul bahçesinde açıklama yapıp, işi başörtüsüne bağlayarak sulandırmak kepazeliğin üstüne tüy dikmekten başka bir şey olamaz...

Açık konuşalım,
Sadece Kız Lisesi'nde değil, Bursa'da hemen her gün birçok okulda farklı farklı sorunlar yaşanıyor. Okulu çiftliği zanneden okul müdürleri, müdür yardımcılarının işgüzarlıklarından geçilmiyor. Soran, soruşturan, sorun çözen yok.

Bunların en tazesine,
Daha dün bizzat şahit oldum. Okulunu yönetmekten aciz müdire, boşluktan rol çalan ve okulu babasının çiftliği, öğretmenleri de marabası zanneden bir müdür yardımcısı, soru sorana atarlanan haller, paçalardan dökülen laubalilik... Fakat bu böyle gitmez, gitmemeli...

Son söz:

Tam da burada, henüz yeni olmasına rağmen iyi işler yapmaya namzet Bursa Valisi İzzettin Küçük'e büyük bir görev düşüyor. Ne yazık ki; Bursa'da eğitim dibe vurmuş vaziyette. Eğitimi, sendikaların parsel yarışından kurtarmanız gerekiyor. Ufuk çizemeyen, sorun çözemeyen, kriz yönetemeyen, dahası henüz kişisel gelişimini bile tamamlayamamış, külhanbeyi kılıklı adamlar/kadınlardan müteşekkil idarecilerin elinde okulların oyuncak edilmesine asla izin vermemelisiniz. Öğrencisine parayla iftar satan, öğretmenini ağlatan, çalışma ortamının huzurunu kaçıran bir sürü beceriksize bir ayar çekmek gerek. Son sözün son sözü olarak diyorum ki; çocuklarımızın hayalleriyle savaşmayalım. Deli sorular soralım... 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR