"Düşük profil" Ak Parti'yi düşürür!

Sadece Ak Parti'yi değil,
Aslında, hayatı boyunca "Büyük Türkiye" ideali peşinde koşmuş Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve önüne 2023 hedefi koymuş Türkiye'nin de profilini düşürür.

Düşürür çünkü:
Siyaset bir kadro işidir. Hele ki; bizim geleneğimiz güçlü liderin arkasında sıralanmış güçlü isimlerle payidar olmuş bir harekettir.  Buna örnek mi istiyorsunuz? Çok karizmatik Erbakan Hoca'nın kadrosu, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Abdullatif Şener, Numan Kurtulmuş ve bu ölçekte daha bir çok isimden oluşmasıydı. İkinci örnek: Yasaklı Erdoğan'ın yerini dolduran ve günü geldiğinde koltuğu devreden Abdullah Gül ve kurucu kadro.

Şimdi,
O kurucu kadronun kuşatıcı istişare kültüründen türedi "trol"lerin ayar verdiği yeni bir sürecegirilmiş gibi içimize sinmeyen bir görüntü hasıl olmuşsa; bu yakıcı durumun ortaya çıkaracağı vizyonsuzluk aynı zamanda bir sonun da başlangıcı olacağını görebilmemiz lazım.  

Geleneğimiz, 
"Bizim bakanlarımız bile Başbakan ayarında adamlar" diye övündüğümüz bir kadro hareketiydi. Bu süreç, "düşük profilli bir Başbakan"a gelip dayandıysa bir yerde ciddi sorun var demektir.

Buna karşılık,
Ahmet Davutoğlu'nun gidişiyle tüm yetkilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'da toplanacağı ve uygulamada da karşılık bulacağından mütevellit "daha iyi olacağını" umanların ıskaladığı bir konu var.

Başbakanlığın,
Buharlaştığı, böyle bir uygulamanın örneği ve Anayasa'da adı, tanımı yok. Olmayan bir modelin uygulamasının orta vadede ciddi sıkıntılar doğuracağı da aşikar. Parlamenter sistemde, "düşük profilli Başbakan" formülü önüne büyük hedefler koymuş Türkiye'nin yönetilmesinde yetersiz kalacaktır.

Evet,
İçi doldurulmuş bir Başkanlık Sistemi gelmeli ve Türkiye iki başlı yapıdan kurtulmalıdır. Ancak bunun yolu, "düşük profilli Başbakan"dan geçmez.

Türkiye gibi 
Henüz kurumsallığını oturtamamış, sistemin tıkır tıkır işlemediği ülkelerde sürükleyici unsur liderdir ve liderin kadrosudur. Yüzde 49,5'luk müthiş bir başarı hikayesinin ardından, yüksek kalibreli bir Başbakan'ın yerine "düşük profilli bir Başbakan" getirmek en başta bütün yetkilerin toplanacağı Cumhurbaşkanı'nın yalnızlaşmasına neden olur ki; zamanla bunun toplumdaki yansıması arzu edilenden farklı sonuçlar doğurabilir.

Son söz:
Ak Parti'deki lider değişiminin tabanda bir kırılma yaratmadığını düşünenler olabilir. Yanılmak istediğimi itiraf ederek yanıldıklarını ifade etmek isterim. Tamam, sıcağı sıcağına bir kırılma yok belki ancak derin bir kırgınlığın, kızgınlığın olduğu da ortada. Kırılmadan kasıt "ayaklanma, isyan etme, istifa etme" gibi fevri davranışlarsa bunun zaten olmayacağını görmek lazım. Ancak süreç içerisinde, "Düşük Profil"den doğacak bir boşluk, memnuniyetsizlik bu kırgınlığı derin bir kırılmaya sürükleyebilir. "Erdoğan'a rağmen mi?" diyenleri duyar gibiyim. Evet, Erdoğan'a rağmen...   

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR