Egemen Abi içini dökmüş!

Ak Parti’de,
Kongreler yaklaştıkça Egemen Ağabey de sessizliğini bozdu. Zaten bayramı da fırsat bilip, postu Bursa’ya serdiğinden beri hemen herkes, “ne zaman konuşacak” diye merakla bekliyordu ki; önceki gün Bursa Hâkimiyet’ten Mustafa Özdal’a içini döktü…

Yüksel Baysal’ın,
Dünkü adeta “gazetecilik dersi” niteliğindeki yazısında sorduğu sorulara aynen katılmakla birlikte, Özdal hakkında bir şey söylemeyerek başlayacağım söze. Zira her şeye rağmen ben meslektaşımın masumiyetine inanıyorum, en azından inanmak istiyorum…

LakiN
Bu hususta Egemen Ağabey’e bir sual etmezsem olmaz. Hazmedemediği siyasileri ve kendisini eleştiren gazetecileri kast ederek, “kim ne yazıyor ne yazdırıyor ona bakın” diyor ya Egemen Ağabey.

Bu söz
Her ne kadar masum da olsa, Baysal’ın köşesinden sorduğu soruları sormayan Mustafa Özdal’ı da töhmet altında bırakmıyor mu? Egemen Ağabey, sevmediklerini, “birilerine bir şeyler yazdırmakla / yazmakla” suçlarken aynı şeyi yapmış ve kendisini ele vererek suçüstü yakalanmış olmuyor mu?

 

***

 Gelelim
Söyleşinin içeriğine… Baysal’ın da dediği gibi sorular her ne kadar “çanak” da olsa onlarca açığı yakalamak ve ters köşeye yatırmak mümkün…

 Mesela,
Egemen Ağabey, “bana iletilen, partinin birçok kurucusunun ve milletvekilinin delege yapılmadığıdır. Son derece önemli isimlerin delege yapılmadığını görüyoruz. Mesela kanserle mücadele eden Bayram Yıldız…” demiş

 Birincisi,
“Delege yapılmayan”, partinin o “son derece önemli!” kişileri bunu neden Egemen Ağabey’e iletiyorlar ki? Gerçekten bir sorun/ları var ise bunun iletileceği kişi Bursa’nın sorumlusu Bülent Arınç değil mi?

 Gelelim
Bayram Yıldız’ın delege olamayışını “vefasızlık” diye yorumlanmasına… Daha dün, partiye fazlasıyla emeği geçmiş, üstelik en büyük ilçenin başkanı olan Bayram Yıldız’ı milletvekili listesinden sildirerek vefasızlığın kralını yapmadınız mı? Şimdi, kanser hastası Bayram Yıldız üzerinden duygu sömürüsü yapmak da neyin nesi oluyor?

 Mesela,
Egemen Ağabey, “bir siyasetçinin arkasından 3 – 4 bin kişinin Urfa’ya gitmesi partimiz için Bursa için üzülecek bir hadise midir?” demiş.

 Elbette ki;
Üzülecek bir hadisedir. “3 – 4 bin kişinin” kendi seçim bölgesinde çalışması, enerjisini ve imkânını kendi bölgesinde harcaması gerekirken başka bir yere gitmesi doğru bir iş midir? İsterseniz bu soruyu Başbakan Erdoğan’a soralım, bakalım ne diyecek!

 Mesela,
Egemen Ağabey, “hazmedemiyorlar kardeşim beni. Bakan olmak suç mu? Bakanlar kurulunu Sayın Başbakan belirliyor. Neyi hazmedemiyorsunuz? Çıksınlar bu adam (çalışmıyor, üretmiyor, haksızlık yapıyor, bu yüzden biz Faruk Çelik’e karşıyız desinler. Ama hiçbir şey söyleyemezler, sadece kuru iftira atarlar…” demiş.

 Ne yazık ki;
Egemen Ağabey’in bu ifadeleri gerçeği yansıtmadığı gibi fazlasıyla da arabesk… Zira ben, “Başbakan bu adamı neden bakan yaptı” diyen bir Allah’ın kuluna rastlamadım. Aksine, devirmek istediği İl Başkanı Sedat Yalçın’ın ağzından bile çok defa çalışkanlığı hususunda övgü dolu sözler duydum…

Hatta
Egemen Ağabey’in ikide bir karşısına sürdüğü ve son olarak da, kendisine, “Bursa’yı seviyorsan kongrede aday olma” deme cüretinde bulunacak kadar hırsına yenik düşmüş Yıldız Ağabey için bile, “partide emeği var, bir yerlere gelmesi lazım” dediğine şahidim…    

Gerçek şu ki;
Ak Parti’nin etliye sütlüye karışmayan en sade üyesi bile, Egemen Ağabey’i bakan olduğu için değil, bakan olarak ulusal kimlik kazanmış bir adamın, mahalle temsilcisine kadar hükmetme ihtirasında parti adına bir hayır görmediği için eleştiriyor.

Bugüne kadar
Bu fakir de aynı kanaatteydi fakat büyük bir dönüşüm yaşayan Türkiye’nin kaptan köşkünde olup ta bu kadar yerel kalmış, bundan ötürü fazlasıyla şikâyet aldığı halde hırsla bunu sürdürmeye çalışan birisinin nasıl hala bakan olarak kalabildiği doğrusu ciddi bir soru işareti kafamda…

Son olarak,
Egemen Ağabey’in, “Bülent Ağabeyle aramızı açmak istiyorlar” sözüne bakalım. Daha önce de söylemiştim. Egemen Ağebey, bunu bir daha düşünmeli, “kimler açmak istiyor” diye… Zira mahalle mahalle, delege delege dolaşıp, “Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca, Faruk Çelik Başbakan olacak. Lakin Bülent Arınç bunu engellemek istiyor. Bakanınıza sahip çıkın” diyenler çok mu masum acaba? Şimdi Bakan Çelik, “kim demişse benle ilgisi yok” diyebilir ama diyenler her gittiği yere “Bakan Çelik’in selamıyla geldik” diyorlar ve sonra, “bakanımız buyurdu ki” diye söze başlıyorlar…

Egemen Ağabey,
Partide ortalığı bulandıranların üç beş kişi olduğu ve bunların da partide barındırılmaması gerektiği vurgusuyla sözlerini, “ben susunca olaylar farklı yorumlanıyor. Herkesin gerçekleri tüm yönleriyle görmesini istiyorum. Böylece kim sahtekâr ve yalancı deşifre edilsin” diye bağlamış…

Madem öyle,
Yukarıda, “kim söylemişse benimle ilgisi yok” diyebileceği sözleri söyleyenleri deşifre etsin de herkes görsün sahtekârın ve yalancının kimler olduğunu…

Sözün özü şu ki;
“Biat” üzerinden siyaset yapanların siyasi ömrü kemale erdi artık. Bu yakıcı gerçeği kabullenemeyen ve seçilmiş delegelere egemen olamayacağından endişe eden Egemen Ağabey her gün daha fazla öfkeleniyor. Kendisi bir hadisle “teselli” buluyormuş. Kur’an-ı Kerim’den öfke ve hırs üstüne ayetlerle tesellisine katkı koymak isterdim fakat ben haddimi bilirim. Bunu İHL’li arkadaşlarına havale ediyorum. Tabi “İHL”den kafalarını kaldırabilirlerse…

 

www.twitter.com/seferisair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR