24 Ağustos 2017 Perşembe
ROTA BURSA

AK PARTİ BURSA İL BAŞKANI AYHAN SALMAN OLDU!

Faruk Çelik bitişine bilet mi kesiyor?

 Şimdi,

Kızıp, köpürüp, “bitmediğini ispata bu fakirden başlar ve soluğu bir hışımla MEYDAN’ın patronunda alıp, “bu adamı derhal işten at” diye öfke kusar mı?

 

Bu acıklı hamleyi,

Faruk Çelik bizzat yapmaz belki ancak Çelik’e yaranmak için her gün dokuz takla atan Çelikçiler’in yapacağından adım kadar eminim. Çünkü tecrübeyle sabit… “Gözünün üstünde kaş var” dedik diye patrona koşan Yıldız ağabeyleri ve “Mustafa Gültekin artık yazamayacak” diyen ve neredeyse zil takıp oynayan ilçe başkanlarını ibretle izledi Bursa…

 

Zaten,

Faruk Çelik ne çektiyse bu Çelikçiler’den çekmedi mi? Pek tabii ki; öyle ama bunda en fazla vebalin yine Çelik’in kendisinde olduğunu da bilmem hatırlatmama gerek var mı?

 

***

 

Neyse

Bu faslı kapatıp başta / başlıkta değindiğimiz asıl konumuza dönelim. Ak Parti’de bütün gözler kongrelere çevrilmiş vaziyette. Belki de ilk defa bu kadar bol listeli bir kongre sürecine şahit olacağız. Zira partinin adaylarına karşı Faruk Çelik ve yandaşlarının hummalı bir çalışma içinde olduğunu sağır sultan bile duydu artık.

 

Ne var ki;

Delege seçimiyle başlayıp, kongre süreciyle devam ettirilmek istenen bu çatışmacı çalışma, partinin ana omurgasının dışında, muhalif bir yapıda ve biraz da Ak Parti’ye karşı işletiliyor…

 

İçeride olup ta,

“Ak Parti’ye karşı nasıl olunur?” diye düşünenler çıkabilir. Şöyle ki; bugün Çelikçiler olarak bilinen ve mücadelelilerini Faruk Çelik’e “vefa” ekseninde yürüten gurup, bugüne kadar Çelik’in namıyla elde ettiği kolay zenginliği bırakmamak için parti içinde fakat partiye karşı amansız bir savaş veriyorlar…

 

Ve fakat

Ak Parti, Faruk Çelik’e, bakan olma onurunu bahşederek vefasını fazlasıyla göstermişken, birilerinin çıkıp, “Çelik’e vefasızlık yaptırmayız uleyn” nidalarıyla ortaya atılmasının tutarlı bir tarafı var mı sizce? Yok, olamaz, “olur” diyen beri gelsin!

 

Öyleyse,

Çelikçiler’in, fellik fellik delegeleri dolaşıp, “bakanınıza sahip çıkın” diye öğütler vermesinin anlamı da ne ola ki? Yoksa Tayyip Erdoğan, Faruk Çelik’i haksız yere kapının önüne koydu da haberimiz mi yok?

 

Emin olun,

Başbakan Erdoğan, Bakan Çelik’i kapının önüne koysa ilk “oh olsun” diyenler, bugün, Çelik adına nara atanlar olacaktır… Olmaz ama hani olursa, o gün Çelik’i savunmak da yine bu fakire düşer… Tıpkı bugün, Çelik’in, kapının önüne koymak istediklerini savunduğum gibi…

 

***

 

Faruk Çelik’i iyi biliriz!

Hatta o kadar iyi biliriz ki; bir olay karşısında ne tepki vereceğinden, nasıl pozisyon alacağına kadar hemen her şeyi ezberimizdedir. Bundan sebep, kongre sürecinde attığı / atacağı adımların neler olacağı da aşağı yukarı bellidir. Yani, istese de gizleyemez / gizlenemez, çünkü bütün şifreleri çözüldü artık…

 

Mesela,

İl Başkanı Sedat Yalçın’a karşı başlattığı savaşı kongre zaferleriyle taçlandırmak istiyor… Bunun için Ankara’yı, Urfa’yı bırakıp Bursa’da zaman geçiriyor. Bunun için, delegelere, özellikle de Milli Görüş kökenlilere, “partiyi dışarıdan gelenlere bırakmayın” dediği iddia ediliyor…

 

Ve fakat

Bu daha başta kendisiyle çelişen bir iddia… Faruk Çelik’e sormazlar mı, “bugüne kadar belediye başkanı yaptığın, meclis üyesi yaptığın, bürokrat yaptığın, danışman yaptığın, işe soktuğun, velhasıl etinden sütünden faydalandırdıklarının kaçta kaçı Milli Görüş kökenli?” diye… Veya Faruk Çelik, Milli Görüş kökenlileri sadece zor zamanlarda ve sadece dereyi geçerken / geçene kadar mı hatırlıyor?

 

Başta

Milli Görüş kökenliler olmak üzere bütün sağduyulu Ak Partililer, Faruk Çelik’in, bu denli hırsla siyaset yapmasının ne kendisine ne de partilerine bir fayda sağlamayacağı konusunda hemfikirler…

 

Nitekim

Delege seçimindeki tablo kongrelerde de tekrar eder ve Çelikçiler’in listeleri kaybederse (ki, bu neredeyse kesin gibi) Çelik için sonun başlangıcı demektir. Her ne kadar Bakan Çelik çıkıp, bir şey olmamış gibi yaparak, “ben hiçbir şeye karışmadım” diyecek olsa da, bir Allah’ın kulu buna inanır mı?

 

İnanmak şöyle dursun,

Herkes, “Faruk Çelik bitti” deme yarışına girecektir. Öyle ki; bugün kendisine methiyeler düzen köşe yazarları bile, “Çelik evinde yenildi” demekten kendisini alamaz o gün. Bu gerçekte böyle olmasa bile herkes bunun böyle olduğuna iman derecesinde inanacak, Çelik ağzıyla kuş tutsa dahi bu algı değişmeyecek / değiştiremeyecektir…  

 

Peki, sonuç?

Sonuç: Faruk Çelik adına koskoca bir itibar erozyonu… Ne yazık ki; bugüne kadar başkalarının biletini kesen Çelik, bu erozyonun yaşanması adına, kendi bitişinin biletlerini de yine ve hırsla kendisi kesiyor…

 

Oysa

Milyonlarca Ak Partili içinde bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az kişiye nasip olan bakanlık makamıyla onurlandırılmış birisi olarak Faruk Çelik, mahalle temsilcinin kim olacağına kadar partiye müdahale etmek, ettikçe de göze batmak yerine daha dışarıda duramaz ve saygınlığını koruyamaz mıydı?

 

Korurdu elbette ama

Demek ki; olmuyor. Kendisi de buna isteki görünmüyor zaten. İsteseydi eğer, “siz sandığı üyenin önüne koyarsanız, ben de böyle liste çıkarırım” anlamına gelecek demeçler verir miydi gazetelere?

 

Hoş

Sandık üyenin önüne konuldu da ne oldu? Çelik’e göre “partiye hizmet edenler”; 180 bini aşkın üyeye göre de “Çelik’in mutlu tayfası” delege seçilemedi. Bu durum Çelik’e göre “vefasızlık…” Üyelere göre ise seçmediklerine göre demek ki; “adalet…"

 

İyi de,

Her kurucu, her emeği geçen delege olmak zorunda mı? Başbakan, Ak Parti’de kurucu olmuş, emek vermiş onca kişiyi milletvekili yapmadı, yaptığı bazılarını da yeniden listeye koymadı, şu halde Başbakan “vefasızlık” mı yaptı? Bakan Çelik’in yorumundan bu çıkıyor ancak bu nasıl bir algıdır ve nasıl dava adamlığıdır, yorumu size bırakıyorum…

 

Ha, bir de

Şu, “Bülent Ağabeyle aramızın açılmasını istiyorlar” meselesi var ki; Bakan Çelik bunu bir daha düşünmeli, “kimler açmak istiyor” diye… Zira mahalle mahalle, delege delege dolaşıp, “Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca, Faruk Çelik Başbakan olacak. Lakin Bülent Arınç bunu engellemek istiyor. Bakanınıza sahip çıkın” diyenler çok mu masum acaba? Şimdi Bakan Çelik, “kim demişse benle ilgisi yok” diyebilir ama diyenler her gittiği yere “Bakan Çelik’in selamıyla geldik” diyorlar ve sonra, “bakanımız buyurdu ki” diye söze başlıyorlar… 

 

Bugün,

Çelik ailesinin makamı ve dünyalığı yerinde… Gözümüz yok Allah daha çok versin. Fakat en nihayetinde, üç metre kefenle iki metrelik toprağa girmeyecek miyiz? O halde geride hoş bir seda bırakmak varken değer mi bunca hırsa?  

 

www.twitter.com/seferisair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR