Limak Elektrik
11 Aralık 2017 Pazartesi

Faruk Çelik, sahaya erken indi!

Düğün değil, bayram değil,
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, durup dururken, “yeniden adayım” diye kendini neden ortaya attı acaba?

Bugüne kadar,
Örneğine pek rastlanmamış bir olay bu. Kanımca Ak Parti’nin teamüllerine de uymayan bir yaklaşım. Yani, “ne var bunda” denilip geçilmeyecek cinsten bir şey… Zira daha seçimlere çok uzun bir süre var. Bu kadar önceden adaylık açıklaması yapmanın anlamı, mantığı, amacı ne olabilir hiç düşündünüz mü?

Recep Altepe,
Birilerinin aklına uyup böyle alelacele bir açıklama yapma gereği duydu ama bu açıklama ona faydadan çok zarar getirir. Çünkü seçime bunca zaman varken ve gündemde kimsenin adaylığı da söz konusu değilken çıkıp “adayım” demek en hafifinden seçmen iradesine saygısızlık olur. Öte yandan Ak Parti teşkilatlarını düpedüz hiçe saymaktır. Ve tabii ki; Bülent Arınç ve Başbakan Erdoğan’ı da kesinlikle hesaba katmamak anlamına gelir.

Öyle ki;
Yarın Başbakan Erdoğan çıkıp, “Recep Bey seni Urfa’dan milletvekili yapacağım” derse, “katiyen olmaz” deyip, bayrak mı açacaksınız?

Tamam,
Yerel seçimler erkene alınacak ve siyasi kulislerde, “kimler nereye aday olur” kabilinden tartışmalar da yok değil… Ancak bütün bunarın kahve sohbetinden öteye geçmediği ortada... Üstelik dün itibariyle Altepe’nin yapacağı her işe “seçim yatırımı” gözüyle bakılacak ki; “otuz yıl siyasetin içindeyim” diyen birisi için fazlasıyla acemi bir çıkış?  

Bugün
Ciddi ciddi tartışılması gereken, (tartışılan) Büyükşehir Belediyesi’ne kim(ler)in aday olacağı değil, mevcut başkanın hizmet performansı olması gerekmez mi?

Gerekir elbette…
Fakat kazın ayağı öyle değil. İşin içinde iş var. Bakın! “Çelik’in Arınç’ı, Bozbey’le yeme planı” başlıklı yazımın daha mürekkebi kurumamıştı ki; orada iddia ettiğimiz plan aynen hayata geçirilmeye başlandı…

Neydi plan?
Bursa’yı, “çöplüğü” olarak gören Faruk Çelik’in, Bursa’nın patron koltuğunda oturan Bülent Arınç’ı yeme planıydı… Bunun gerçekleşmesi için ilk hamle Recep Altepe’nin Ak Parti’den yeniden Büyükşehir’e aday gösterilmesi ve devamında ise Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de CHP’den aday olmasını sağlamaktı. Bu birleşimde arkasına derin desteği alacak olan Bozbey’in, Doğanbey ve satat projeleri gibi fiyaskolarla güven kaybeden Altepe karşısında sıçrama yapmasıydı… Elbette ki; Ak Parti adına çıkacak başarısız bir sonucun faturasının da Bülent Arınç’a kesilmek isteneceğini söylememe gerek yok sanırım…

Evet,
Recep Altepe bugün itibariyle adaylığını açıkladı. Şimdi sırada Mustafa Bozbey’in adaylık açıklaması var. Bu arada Altepe’nin bu denli kesin ifadelerle “adayım” demesi, hala Faruk Çelik’in Büyükşehir Belediye Başkanı olacağını umanlar için de bir hayal kırıklığı olsa gerek. Zira Çelik’le yediği ayrı gitmeyen Altepe’nin; Çelik’in aday olacağı bir yere bu kadar kararlı bir şekilde talip olması mümkün müdür sizce?

 

“Ben Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü olacağım. Arınç ise düz vekil kalacak”

Bu acayip söz de, “neyin nesidir” diyorsunuz değil mi?
Durun, açıklayacağım. Malum, seçimlerin erkene alınma ihtimaliyle birlikte Faruk Çelik yine Bursa’yı suyolu yapmaya başladı. Yani, anlayacağınız sahaya erken indi Bakan Çelik.

Hafta sonu
Bursa’daydı kendileri… Dağ İlçeleri’nin başkanlarıyla Kocayayla’da buluştu. Öncesinde de başka birtakım toplantılar yaptığı geldi kulağımıza…

İddia olunur ki;
Bu toplantıların birisinde söylemiş Bakan Çelik yukarıdaki dudak uçuklatan sözü…

Bu köşenin takipçileri hemen hatırlayacaktır.
Bu söz, Ak Parti’nin kongre sürecinde, Faruk Çelik taraftarlarınca, delegeyi etkilemek için söylenen, “Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca, Faruk Çelik Başbakan olacak. Fakat Bülent Arınç bunu engellemek istiyor” şeklindeki sözlere ne de çok benziyor değil mi?

Peki,
Bu tabloya biraz daha geniş açıdan bakalım. Birkaç gün önce Bakan Çelik, Cumhurbaşkanlığı konusunda, “Erdoğan aday olursa, Gül aday olmaz” dedi. Hemen arkasından Cumhurbaşkanı Gül’ün basın danışmanı bir röportaj verdi ve “Cumhurbaşkanı Gül kenara çekilmez” mealinde bir açıklama yaptı… Sonrasında ise Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’ten, iki açıklamayı da doğrular nitelikte bir açıklama geldi…

Görünen o ki;
Kazan sadece Bursa’da kaynamıyor. Bunun bir de Ankara ayağı var. Daha açık söylemek gerekirse, “Bülent Arınç’ı Yeme Planı”nın bir ayağı da Ankara’da işletiliyor. “Cumhurbaşkanı Gül ile Arınç’ın ne alakası var?” demeyin. Bal gibi de alakası var.

Bu alakayı,
Başka bir yazıda derinlemesine ele alırız. Ancak yine de parantez içinde bir cümleyle merakınızı gidermek isterim. Düşünün, danışmanı, Cumhurbaşkanı Gül’ün, kendisinin “kenara çekilecek” havası yaratılmasına kızgın / kırgın olduğunu ifade etti değil mi? Demek ki; Ak Parti içerisinde Gül’den hoşlanmayan, Gül’ün söz sahibi olduğu bir yerde kendilerine makam bulamayacak olanlar var. Kanımca işte o’nlar Bülent Arınç’ı da kendilerine bir ayak bağı olarak görüyor olmalılar ki; yakıcı bir “etkisizleştirme” hamlesi içerisindeler…

Neyse,
Parantezi kapatıp başta / başlıkta belirttiğimiz, Faruk Çelik’in, direk Bülent Arınç’ı hedef alan, “Ben Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü olacağım. Bülent Arınç ise düz vekil kalacak” kehanetine dönelim.

Ak Parti’nin,
Büyük kongresi sonrasında hükümette yapılması beklenen değişikliğe ait bir kehanet bu… Peki, sizce mümkün müdür böyle bir şey? Gerçekten de, Tayyip Erdoğan, Faruk Çelik’i Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü yaparken, Ak Parti’yi var edenlerin en başında gelen ve partinin vicdanı olan Bülent Arınç’ı düz bir vekil olarak bırakmayı göze alabilir mi?

Bu arada,
Tıpkı Recep Altepe’nin, seçimlere onca zaman varken çıkıp “ben adayım” demesiyle,  Faruk Çelik’in çıkıp, “ben Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü olacağım. Arınç ise düz vekil kalacak” demesi arasındaki mantık örgüsünün aynılığı sizin de dikkatinizi çekmiyor mu?

Çelik, yine, “taraf değilim” diyebilir

Ak Parti’nin,
Delege seçimleriyle başlayıp, il başkanı seçimiyle noktalanan kongre süresi boyunca olup bitenleri tekrar etmeyeceğim. Kaldı ki; bu köşenin takipçileri birazcık hafızalarını yokladıklarında hemen her şeyi hatırlayacaklardır.

O günlerde de,
Faruk Çelik, Urfa’yı, Ankara’yı bırakıp, Bursa’yı suyoluna çevirmişti. Sürece alabildiğine müdahil oldu ama kafasındaki “dizayn projesi” tabanın iradesine tosladı ve gerçekleşmedi.

Ve fakat
Faruk Çelik’i azıcık tanıyan herkes bilir ki; Çelik asla pes etmez, etmedi de… Kongre sürecinin bu denli gergin geçmesinin sebebi göreve gelen ekibin önümüzdeki yerel seçim sürecini de yönetecek olmasıydı.

Ne var ki;
Faruk Çelik, tabanın iradesini eğip bükemeyeceğini anlayınca, çıkıp, “ben taraf değilim. Benim adımı karıştırmasınlar” diyerek kendisini temize çıkarmak istedi. Lakin tarafını belli etmek için Ankara’ya gidenlerin beyanlarından da anlaşıldığı gibi ölümcül bir tarafgirlik söz konusuydu ve Faruk Çelik bu konuda aynı yerde durmaya devam ediyor…

Haa
Bakarsınız yine mızrak çuvala sığmayınca çıkıp, “ben taraf değilim” diyebilir. Ama cümle âlem biliyor ki; Faruk Çelik Bursa’dan elini eteğini çekmedi ve çekmemekte de kararlı. Hem de o kadar kararlı ki; Ak Parti’nin zararına olması hatta kaybetmesi pahasına… Peki, soruyorum, bu ölümcül ihtirasla Bursa’ya yazık edilmiyor mu? 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR