Faruk Çelik taraf mı?

Kendisine sorulduğunda,
“Taraf değilim” diyor. Hatta, “beni rakip yapmayın” gibi kendinden emin bir söylemle zorla rakip tahtasına yazıldığı havası veriyor. Bunu yapanın ise üç beş partili ile bir iki yazardan ibaret olduğunu iddia ediyor…

Ve fakat
Gerçek böyle mi? Ne yazık ki; uygulamadaki tecrübeler söylenenden aksi kuşkular uyandırıyor insanda…

Çok eskilere gitmeye gerek yok,
Ak Parti’de, il kongresi özelinde saf değiştirenlerin geçmişte şiddetle eleştirmiş olmalarına ramen hararetle Bakan Çelik’i savunmaya ve övmeye başlamarına bakmak yeterli olur sanırım…

Bunun son örneğini,
Yıldırım İlçe Teşkilat Başkanı Süleyman Kunuk verdi bize… İl Başkanı Sedat Yalçın’ın safında olduğunu söylediği zamanlarda Bakan Faruk Çelik’e karşı kılıç sallıyordu.

Kongreye sayılı günler kala
Diğer il başkan adayı Şevket Orhan’ın safına geçti ki; ilk icraatı Bakan Çelik’i öven ve O’nu savunan (kendi içinde çelişkilerle dolu) bir açıklama yapmak oldu. Haliyle Kunuk’un bu sert direksiyon kırışı, yine geçmişteki kendi söylemleri ışığında hem şahsını hem de Bakan Çelik’i töhmet altında bıraktı…  

Oysa,  
Bakan Çelik, “beni rakip yapmayın” dememiş miydi kısa bir süre önce? Ancak Çelik rakip değilse, Şevket Orhan’ın safına geçen bir partili hangi gerekçeyle ilk icraat olarak Bakan Çelik’i savunma ve övme gereği duymuş olabilir?

Bakan Çelik,
Her ne kadar “ben müdahil değilim” dese de, bu tablodan olayların gelişiminde gizli bir rakip ve gizli bir taraf olduğu gerçeği çıkmaz mı ortaya? Tablo aynı zamanda Bakan Çelik’in yakıcı bir hırs, ölümcül bir öfke içinde olduğu izlenimi uyandırmaz mı insanda? Eğer görünen buysa, bunun suçlusu üç beş partili veya gördüğünü yazmaktan çekinmeyen bir iki yazar mıdır sadece? 

***

Oysa
Hiç kuşku yok ki; Faruk Çelik bu coğrafyada son yıllarda yetişmiş en çalışkan siyasetçilerden birisidir bana göre…

Ve fakat
Çalışma performansıyla birinci sınıf bir profil çizmiş olmasına rağmen emeği ve imkanının tamamını üstlendiği işe artı değer katmak yerine adı üzerinden cadı kazanı kaynatılmasına yol açan ikinci sınıf icraatlarla da uğraşıyor ki; bu durum en hafifinden Faruk Çelik markasına değer kaybettiriyor…

Bakan Çelik’in,
Çelişkili ve bu çelişkiden beslenen egemen duruşu kendisinden olmayan herkesi “öteki” safına itip, bir şekilde “diz çöktürülmesi” gereken hanesine koyuyor. Bu anlayış ister istemez kendi bakışında ve kendisine bakışta çok yönlü yanılsamalara yol açıyor…

O yanılgı ki;
İsteyerek veya istemeyerek karşılıklı nefret söylemini günlük hayatın sıradanlığına sokup, sadece içlerinde hissetmek değil aynı zamanda çevrelerine de hissettirmek gibi zihinsel bir arka planın oluşmasına neden oluyor…

Bu nedenle Bakan Çelik,
Ak Parti Bursa il kongresi özelinde ve sonraki süreçlerde taraf ve rakip olmadığını sözde savunmanın yanında kendinden olmayana düşman gözüyle bakmaktan da vazgeçmeli… Yani, kendisine “haksızlık” yapıldığı veya “iftira” atıldığı iddialarıyla öfkelenip çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğneyi kendisine batırmalı… 

SON SÖZ:
Dün bu satırlara nokta koymak üzereydim ki; Bakan Faruk Çelik’in Şanlıurfa’da hastaneye kaldırıldığı bilgisi geldi. Üzüldüm, ama Allah’tan durumunun iyi olduğunu bilgisiyle bir nebze olsun rahatladım. Bakan Çelik’e geçmiş olsun diyor, Allah’tan acil şifalar diliyorum. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR