Hayrettin Çakmak’ın Şark kurnazlığı

 Hemen herkesin dilinde aynı nakarat,
“Hayrettin Çakmak, yeniden il başkanlığına hazırlanıyor…” Bu iddia, alçak sesle de olsa, Ak Parti’nin, “delege seçimi” süreciyle birlikte dillendiriliyordu. Son günlerde ise daha ciddi ciddi konuşulur oldu…

Doğrusu,
Ben böyle bir iddiayı oldum olası gerçekçi bulmadım. Fakat son günlerdeki gelişmeler beni bile düşündürmeye başladı… Hele ki; Hayrettin Çakmak’ın, epeydir hatırlamadığı eski çalışma arkadaşlarına bir yemek daveti yaptığını duyunca iyiden iyiye pirelendim… Tamam, bir yemekten pirelenmeyi fazla evhamlı bulabilirsiniz ancak huylanmam için elimdeki tek sebep bu da değil elbette…

İddia o ki;
Hayrettin Çakmak, eski dostlarını, “il başkanlığım hususunda bana çok baskı var, sizin de fikrinizi almak istiyorum” diye davet etmiş. Ve hatta ismi bende saklı bir dostu, “sen il başkanlığı da, milletvekilliği de yaptın. Beni ve eşimi il başkanlığın için davet ediyorsan ben katılmam” diyerek daveti geri çevirmiş…

Bu enstantaneye,
Oldukça çarpıcı bir ayrıntı daha eklemek istiyorum. Şayet ben, Hayrettin Çakmak’ı 12 Haziran seçimleri de dâhil olmak üzere bugüne kadar, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın katılmadığı hiçbir Ak Parti programında görmedim. Güren varsa beri gelsin…  

Öyle ki;
Bülent Arınç varsa Hayrettin Çakmak da piyasaya çıkıyor. Arınç’ın katıldığı programlara katılıyor. Hatta Arınç’ın oturacağı yerin sağında veya solundaki koltuklardan birisini gözüne kestirip, üzerindeki, oturacak kişinin adının yazılı olduğu etiketi bile söküp oraya bir güzel kuruluyor…

Bu vakıaya
Bizzat Yıldırım Kongresinde şahit oldum. Bülent Arınç’ın oturacağı koltuğun yanındaki koltukta İl Başkanı Sedat Yalçın’ın adı yazılı etiketi sökmüştü ki; arka sırada oturan il yöneticilerinden birisi durumu fark edip müdahale etmişti…

Nitekim
Bülent Arınç’ın olduğu programlarda ortaya çıkıp en önde poz vermeye azami özen gösteren Hayrettin Çakmak, Arınç’la birlikte programdan ayrılmakla kalmıyor, Arınç Bursa’ya bir daha ayak basana kadar da adeta sırra kadem basıyor…

Oysaki
Ak Parti’de çok uzun süre il başkanlığı yapmış, sonrasında milletvekilliği ile onurlanmış bir Hayrettin Çakmak’ın, her şartta, her programa katılıp, partiye, “ağabeylik” yapması gerekmez mi / beklenmez mi?

Pek tabii ki; gerekir ve beklenir,
Ve fakat MSP ile başladığı, Ak Parti’yle zirveye ulaştığı siyasi serüveninde Hayrettin Çakmak, okur – yazar görüntüsüyle camiayı hep bir beklenti içerisine sokmuş ancak bekleneni veremeyip herkese her seferinde hayal kırıklığı yaşatmış bir isim olmuştur…

Çakmak’ın ideali il başkanlığı mı?

Bundan kısa bir süre önce,
Haftalık Şehir Gazetesi’nde yayınlanan bir röportajında, Bursa’da ilk defa yapılan ve taraflı – tarsız hemen herkesin takdirini toplayan, “üyenin önüne sandık koyma” işini kastederek, “bunlar partiye yarar getiren çalışmalar değil” dediğini okumuş ve entelektüel(!) duruşuyla kurduğu cümle arasında bir bağ kuramamıştım…

Hayrettin Çakmak’ın
Siyaset pazılının parçalarını birleştirdikçe büyük fotoğraf ortaya çıkmaya başlıyor… Haliyle o gün kuramadığım bağ da iyiden iyiye kendini belli ediyor… Söz konusu röportajda Çakmak, “biz ideallerimiz uğruna siyaset yapıyoruz” gibi kulağa hoş gelen bir söz de söylemişti ki; son hamleleriyle idealinin rengi de artık belirginleşmeye başladı…

Belli ki;
Hayrettin Çakmak, parmak hesabıyla delege sayan akıl hocalarının gazına gelip, Arınç’la aynı karede poz verme “şark kurnazlığıyla” yeniden il başkanı olmanın hayallerini kuruyor…

Peki,
Bilabedel Tayyip Erdoğan sevdalısı koskoca Ak Parti teşkilatları bu duruma ne der? Doğrusunu bunu zaman gösterecek fakat tepeden inmeye alışmış bir Hayrettin Çakmak için bunun pek de önemi olmasa gerek… Zira üzerine sinmiş kibirle Çakmak, kendisini “ayrıcalıklı” sayan bir görüntü içerisinde ne yazık ki…

Çakmak, Çelik’in değirmenine su taşıyor!

Şurası bir gerçek ki;
Son milletvekili seçimlerinde Hayrettin Çakmak’ın listede olmayışı çoklarınca “sürpriz” sayıldı. Açıkçası bu kararın, “sürpriz” sayılmasına dair gerekçeleri yerinde bulmama rağmen idealitede beklenmedik bir karar da olmadığını düşünüyorum…

Çünkü:
Yukarıda da izah ettiğim gibi Hayrettin Çakmak, köklü bir camianın “entel abisi” olarak, bu manada kendisinden beklenenin hep gerisinde kalmıştır. Buna sebep, Başbakan’ın beklentilerini de karşılamadığı ve liste dışı bırakırken çok da zorlanmadığı kanaatindeyim…

Ne var ki;
Her şeye rağmen Hayrettin Çakmak’ın, “şaibe”ye kapalı bir isim olduğunu düşünmemden ötürü, kırıntı nispetinde de olsa bütün ümitlerimi kesmiş de değildim.

Ve fakat
12 Haziran’dan beri Bülent Arınç’la aynı karede poz verme ve sonra sırra kadem basma kurnazlığına şahit oldukça, ideal adına kırıntı nispetindeki ümidim de yerle yeksan oluyor.

Şu yakıcı tespit
Bir yazı amelesi olan bu fakire ait değildir sadece. Bugün Ak Parti tabanı Hayrettin Çakmak’ın bu tavrından fazlasıyla rahatsız. Zira hemen herkes, Çakmak’ın, “üçüncü yol”da pusuya yatıp, İl Başkanı Sedat Yalçın’ı Bakan Faruk Çelik’le “kavgalı” göstererek aradan sıyrılma hesabı yaptığını düşünüyor / konuşuyor.

Kuşku yok ki;
Çakmak’ın bu tutumu, Sedat Yalçın’ı koltuğundan indirme adına bütün imkânlarını seferber etmiş Bakan Faruk Çelik’in değirmenine su taşımaktan başka bir şey değildir…  

Son günlerde
Bakan Çelik’in sessiz sedasız Bursa’ya gelip gittiği yazılıp çiziliyor ki; bu tavrıyla, Bursa’da “etliye - sütlüye karışmadığı” havası yaratılmaya çalışılıyor. Oysaki gerçeğin böyle olmadığını sağır sultan bile biliyor…

Gerçek şu ki;
Postu Bursa’ya serip gece gündüz asıldığı halde delege seçimi ve ilçe kongrelerinde istediğini alamayan Bakan Çelik’in elinde tek koz kaldı. İl Başkanlığı kongresi arifesinde Başbakan’a çıkıp, “ya ben ya o” diyeceği ve “O olmasın da kim olursa olsun” diyerek, kamuoyunda “kavgalı” gibi görünen Hayrettin Çakmak’a yol vermek isteyeceği hemen herkesin ortak kanaati…

Şu halde,
Hem, “Erdemliler Hareketi” olarak yola çıkan Ak Parti’nin, hem de, şahsının erdemini muhafaza etme noktasında Hayrettin Çakmak’a her zamankinden daha bir fazla görev düşmüyor mu?

Çakmak
Gerçekten bir “ideal uğruna” siyaset yapıyorsa, Arınç’la aynı karede poz verip sonra ortadan kaybolma ve/veya “üçüncü yol”da pusu kurma şark kurnazlığıyla iş tutmamalıdır. Bütün Ak Parti tabanının kendisinden beklediği gibi, gerçek manada bir “ağabey” olmalı ve hem kendisini vekillikten eden iradeye hem de değişime direnen “mutlu azınlık”a karşı göğsünü siper etmelidir… Aksi takdirde, Hayrettin Çakmak da topyekûn bir hayal kırıklığı olarak tarihin kahredici sayfasında yerini alacaktır…  

www.twitter.com/seferisair           

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR