Limak Elektrik
11 Aralık 2017 Pazartesi

Herkes “bir avuç”un içinde(mi?)

Bugün,
Kolay olanı yapıyoruz aslında. Yani, 28 Şubat Darbesi’nin 15’inci yıldönümünde, o günlere ait anıları, “ezbere alınmış” sözlerle tekrarlayıp duruyoruz.

Üstelik
“Bin yıl” süreceği söylenirken, susan hatta seyreden kesim bugün, 28 Şubat’ın, toplumun bütün değerlerine saplanmış bir hançer olduğu konusunu herkesten çok konuşuyor…

Evet,
Gerçekten de 28 Şubat, bir kutbun diğerini tehlike ve tehdit olarak görüp, kamu kurumları başta olmak üzere hayatın bütün alanlarından sürmeye çalıştığı, Müslümanların siyasal, sosyal ve ekonomik olarak adeta infaz edildiği korkunç bir dönemdi…

Ne yazık ki;
Herkes sürece katkı koydu, kimi zevkle yaptı bunu, kimi çaresizlikten, kimi de, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla… Bir avuç inanan ve inandığı gibi yaşayan yürekli insanı ayrı tutmak gerek tabi ki…

***

Peki,
28 Şubat’ın en acı veren yanı neydi biliyor musunuz? 28 Şubat, Müslümanlara karşı yapılmış olmasına rağmen darbeyi hayata geçirenlerin bizatihi Müslümanların kendisi olmasıydı.

Elbette ki;
“Sahte Demokratlar”ın, yamulan Müslümanlarla aynı safta durup, dik durmaya çalışanları horlamasını da unutmamak / unutturmamak lazım…

Ve fakat
Bugün hemen herkes kendisini “horlanan” safında sayıp, inanan ve inandığı gibi yaşayan bir avuç yürekli insanla aynı değer üzerinden muamele görmek istiyor… Yani, başta/başlıkta da belirttiğim gibi herkes o “bir avuç”un içinde…

Ne tuhaf değil mi?
Bugün kendisini o “bir avuç”un içinde gören / konuşanların çoğu o günlerde bırakın konuşmayı aynı yöne dönüp üfleseydiler ortada ne 28 Şubat kalırdı ne de 28 Şubat’ın “bin yıl” süreceğine dair kahredici bir söylem…

Son söz:
28 Şubat bitti fakat Müslüman hassasiyetler noktasında çoğu şeyi de bitirdi. Patinaj yapma özgüvenimizin bile olmadığı alanlarda ayağımızın altına buzdan yollar serip bizi fena halde savurdu. Savruldukça da “hormonlu” alanlarda bir gelecek ufku tasavvuruna mecbur kaldık…

Bugün,
Öteden beri var olan yüzsüze, arsıza bir de semirmiş Müslüman (geçinen) kapitalistler eklendi ki sormayın gitsin…      

***

NOT: Biliyorsunuz Pazar günü hafta tatilimi kullandığım için Pazartesi yazı günüm değil. Dün de rahatsızlığımdan dolayı yazımı yazamadım. Yazı İşleri, dün için rahatsız olduğuma dair anons yapmayı sehven unutmuş. Okurlarım iki gün üst üste yazımın çıkmadığını görünce, telefon ve e-mail yoluyla durumun akıbetine ait bilgi sordular. Önce ilgilerinden dolayı okurlarıma ziyadesiyle teşekkür ediyorum. Bilmenizi isterim ki; Pazartesi hariç haftanın 6 günü buradayım… Kalın sağlıcakla…    

 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR