23 Ağustos 2017 Çarşamba
ROTA BURSA

İdrak yolları iltihaplılara ne demeli?

Nasıl ki;
Bir zamanların “kudreti subayları” bu ülkenin mahzun ve mazlum çocuklarını apoletli sofralarına meze edip sefa sürerken bir gün Allah’ın yüce adaletinin tecellisine tosladıysalar; bir gün, her şeyi paraya tahvil etmeyi iş edinmiş muhafazakâr kılıklı adamlar da Allah’la yüzleşecekler…

Hakikatin,
“Unutmak” olduğunu sanan ve unutmanın üzerinde bir hayat kuran bu nevzuhur muhafazakârlar ufkumuzu, umudumuzu satılığa çıkartmışlar… Fakir sofralarında buldukları onuru, zengin / zenginlik sofralarına meze edip sarhoş olmuşlar. Başları dönmüş, başları döndükçe dönen gözlerine esir düşmüşler…

Ve fakat
Bir zamanlar her elini attığını tutan, tuttuğunu da koparan bu gevşek muhafazakârlar, ahını aldıkları mazlumların faturasını, Allah’ın keseceği günü de elbet görecekler…

Bugün ne desek boş,
Ruh iklimleri solmuş, sahicilikleri bitmiş, dünyaları / dünyalıkları aydınlık gibi görünse de vicdanları katran karasına batmış, çelik ellerden tutan bu idrak yolları iltihaplanmış zavallı muhafazakâr kılıklı adamlar, ağırbaşlı adam olmayı omuzlarının üzerinde kırk okka baş taşımak olduğunu sanıyorlar…

Kendileri
Kuru bir gölge olduğu için her gördükleri dik başın arkasında O’nu bir tutan olduğu zannıyla muhafazakârlığın zübbeliğine terfi etmiş bu hilekârlar, haram kaplara ağızlarını sokarak sepite sepite yemeyi erdem görüp, buna sadakatten kendilerine adamlık payesi çıkartıyorlar. İtirazı ise “yediği kaba pislemek” gibi görme zavallılığıyla övünüyorlar.

Bugün,
Ne desek boş belki fakat yarına az kaldı. Yıllarca,“Tüyü bitmemiş yetim hakkı” edebiyatıyla pirim yapıp, “emin adam” edalarıyla hak ambarının başına geçtiklerinde arsızlaşan ve amuduyla aşıran bu sözüm ona muhafazakârlar, ektikleri adaletsizliklerin bir gün adaletle harman olduğunu gördüklerinde kendi vicdanları bile O’nlardan şikâyetçi olacak…

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR