ROTA BURSA

İl Danışma’daki “korsan konuşmacı” kim?

Ak Parti’nin,
Merinos Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği İl Danışma Toplantısı’nın yankıları, Yüksel Baysal’ın da altını çizdiği gibi uzun süre devam edeceğe benziyor.

Ve fakat
Baysal’ın yazdığı veya “sözcülüğüne” soyunduklarının gönüllerinden geçirdiği gibi olumsuz yönleriyle değil, bilakis binlerce insanın büyük bir coşkuyla iştirak ettiği olumlu yönleriyle…

Şimdi,
Bu olumlu tarafları uzun uzun anlatmak isterdim lakin konuyu dallandırıp budaklandırmadan, başta/ başlıkta sorduğum sorunun cevabını verip, meselenin iç yüzünü anlatmak ve belki de yanlış anlaşılan, dolayısıyla anlatılan, bu nispette de yazılıp çizilenleri bir açıklığa kavuşturmak niyetindeyim… Aslında bu konu, bu denli vakit ayıracak oranda ilgimi çekmiyor fakat muradım doğrunun tecellisi olunca meramımı anlatmak zorundayım… 

***

Efendim,
Olay şu: Ak Parti İl Danışma Toplantısı’nın basına kapalı bölümünde birisi söz alıp, kendisini Ak Parti Yavuzselim Mahalle Başkan Yardımcısı olarak tanıtmış ve Yıldırım Belediyesi’nin yapmayı planladığı “Kentsel Dönüşüm” projesi hakkında düşüncelerini paylaşmış…

Ne hikmetse
Belediye Başkanı Özgen Keskin, konuyu farklı anlayıp konuşmacıyı, “provokatörlükle” suçlamış…

Peki;
Kimdi bu konuşmacı ve gerçekte amacı neydi? Mektepli gazeteci(!) Yüksel Baysal işin bu kısmını merak etmemiş olacak ki; iki gündür olayı gelişigüzel yazıyor. Oracıkta icat edilmiş yanlışı Teşkilat Başkanı İsmail Hakkı Edebali’nin üzerine yıkıp, “acaba o toplantıda Özgen Keskin olmasaydı, bu konu açığa çıkacak mıydı?” diye sorarak aklınca “altın vuruş” yapıyor…

Ne var ki;
Kazın ayağı öyle değil. En iyisi mi gelin ben size olayın gerçek yüzünü anlatayım…

İl Danışma’da
Konuşan o kişinin adı Nizamettin Alagöz. Yani, ne Yüksel Baysal’ın yazdığı gibi bir “korsan konuşmacı” ne de Özgen Başkan’ın söylediği gibi bir “provokatör”

Tam aksine,
İl Danışma Meclisi’nde kendini tanıttığı gibi Ak Parti’nin Yavuzselim Mahalle Başkanlığı’nda Sosyal İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı. Üstelik Yıldırım teşkilatından il delegesi…

Konuyu
İlçe Başkanı Hüdai Yazıcı’ya da sordum. “İç meselelerimizi basın önünde konuşmak şık olmaz” dedi fakat Nizamettin Alagöz’ün parti içerisindeki görevlerini de aynen tasdik etti. Başkan Yazıcı, “meselenin büyütülecek bir tarafı yok, ne Nizamettin Bey’in ne de Özgen Bey’in kötü bir niyeti yoktur” dedi…

Bu net ifadelerden de anlaşılıyor ki;
Nizamettin Alagöz, Ak Parti’nin İl Danışma Meclisi’ne katılmaya ve konuşmaya hakkı olan birisi. Kaldı ki; bu toplantıların basına kapalı bölümü teşkilat mensuplarının konuşması için yapılmıyor mu zaten? Öyleyse, ne Nizamettin Alagöz’ün, söz istemesinde, ne de İl Teşkilat Başkanı İsmail Hakkı Edebali’nin de olduğu divan tarafından kendisine söz verilmesinde abes ve eleştirilecek bir taraf asla yok. Bilakis olması gerekeni yapmış divan…

Peki;
Nizamettin Alagöz ne demiş? Bizzat aradım kendisine sordum. Söylediklerini aynen aktarıyorum: “Mustafa Bey, Ak Parti Yavuzselim Mahalle Yönetiminde Sosyal İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı’yım. Belediyemizin, bizim mahallemizi de kapsayan bir kentsel dönüşüm projesi var. Takdir edersiniz ki; büyük bir proje ve herkes konunun akıbetini merak ediyor. En yakın ulaşabildikleri partililer de bizler olduğumuz için çok değişik sorularla karşılaşıyoruz. Olayın teknik boyutunu da tam olarak bilmediğimiz için cevap vermekte zorlanıyoruz. Demek istedim ki; Yıldırım Belediyesi, bu kentsel dönüşüm projesini söz konusu mahallelere daha fazla anlatıp, insanları aydınlatsın. Yoksa ne kentsel dönüşüme karşıyım ne de Belediye Başkanımız Özgen Keskin’e olumsuz bir eleştirim var. Bu düşüncemi de, uluorta söylemedim. Partimizde bu konuların konuşulacağı Danışma Meclisi’nde ve basına kapalı bölümde söyledim. Burada tuhaf olan nedir anlamış değilim…”

Evet,
Nizamettin Alagöz’ün sözlerinde anlaşılmayacak bir şey yok aslında. Her şey ayan beyan ortada…

Ancak,
Kafaları karıştıran, Özgen Başkan cevap hakkını kullandığında Nizamettin Alagöz’ün salondan neden ayrıldığı oldu ki; Alagöz o konuda da şunları kaydetti: “Ben salondan ayrılmadım. Sadece Özgen Başkan’ın beklemediğim çıkışı karşısında susmayı tercih ettim. Çünkü çıkıp bir şey söylesem parti büyüğümüz Bülent Arınç’ın önünde tartışmış gibi olacağız. Bu da bizim aldığımız siyasi edebe aykırıdır. Ben inanıyorum ki; Özgen Başkan da kötü bir niyet taşımıyor aslında, sanırım sadece beni yanlış anladı…”

Evet,
Gördüğünüz gibi hal vaziyet bundan ibaret. Yani, bir bardak suda fırtına koparmaya gerek yok.

O halde neymiş?
Ortada, Yüksel Baysal’ın yazdığı gibi bir “korsan konuşmacı” yokmuş. Üstelik Özgen Keskin’in salonda olmasıyla “ortaya çıkan bir gerçek” de söz konusu değilmiş. Yine, Teşkilat Başkanı Edebali’nin de olduğu divan görevini layıkıyla yapmış. İşin doğrusu bu ve böyle biline…

SON SÖZ:
Gazetecilik mektebinde, haksız yere eleştiri yapıldığında, “özür dilemek” de öğretiliyor mu bilmiyorum fakat Yüksel Baysal’a daha sonra bir çift lafım daha olacak… 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR