Kafa aynı kafa!

Referandum bitti,
Tartışması devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "atı alan Üsküdar'ı geçti" diyor. Lakin CHP'nin durmaya niyeti yok...

Her ne kadar,
Aradan birilerinin, yırtık dondan çıkarcasına kendini ortaya atıp, "denize dökeceğiz" lakırdısı yapsa da Kemal Kılıçdaroğlu'nun referandum süresinde kullandığı dil hiç de yabana atılacak cinsten değildi...

Hatta bu dil,
Bir ara o kadar firesiz devam etti ki; kantarın "evet" tarafının ağır topları malzeme bulmak için Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel müdürlüğü yaptığı döneme kadar inerek, oralara atıfla bugünü kotarmanın telaşına bile düştüler...

Daha da ötesi,
"Evet"çiler, bu dilin, "rol" olduğu iddiasında bulunarak, referandumdan sonra Kılıçdaroğlu'nun da, CHP'nin aslına rücu edeceğini her gittikleri meydanda haykırdılar...

Nihayet,
Referandum bitti. Herkesin bildiği üzere, yüzde 51.4 ile sandıktan "evet" çıktı. Çıktı çıkmasına ama bu sonuçla birlikte, CHP de zıvanadan çıktı. Kırılan potlara, devrilen çamlara rağmen Kılıçdaroğlu'nun neredeyse burçlara "hayır" bayrağını dikmeye ramak kalacak kadar itidalle yürüttüğü kampanya ve o nispette kullandığı naif dil bir anda yerini inanılmaz bir hırçınlığa bıraktı...

Seçimin,
"Mühürsüz" olduğundan dem vurup, seçimi tanımadıklarına varıncaya kadar bir dizi hazımsızlığın baş gösterdiğini ibretle izliyoruz. Kıl payı kaçırılan "hayır"ın şokuyla olsa gerek ki; CHP kontrolsüz bir sürece girdi. "Sine-i Millete Dönmek" fikrinden tutun da bu düşünceyi tersleyenlere kadar ağzı olan herkesin konuştuğu amansız ve anlamsız bir yolda ilerliyor CHP...

O kadar ki;
Kampanya süresince Kılıçdaroğlu'nun özenle kullandığı naif dile inanıp, tercihini "hayır"dan yana kullananları derin bir pişmanlığa sürükleyecek kadar tuhaf bir yaygara kopardıklarının bile farkında değiller...

Ne demek kardeşim,
"Seçimi tanımıyorum" demek... Bal gibi tanıyacaksın. Demokraside yüzde elli artı biri alan kazanır. Bir buçuk milyona yakın oy farkıyla ortaya çıkan yüzde 51.4'lük sonuç hukuki hiçbir tartışmaya, karşı çıkmaya mahal bırakmayacak kadar açık ve nettir.

Ortada,
Usulünce itiraza bile mahal yokken siz kalkmış yenilgi sarhoşluğuyla işi sulandırıyor, adeta çamura yatıyorsunuz. Hal böyle olunca, ister istemez, "evet"çilerin, "CHP rol yapıyor" iddiası akıllara geliyor ki; insan, "adamlar doğru söylemiş" demekten kendini alamıyor.

Oysa,
Yüzde 48.6, CHP'nin bırakın tek başına almayı, hayal bile edemeyeceği kadar önemli bir sonuç ki;  kampanya esnasında tutulan ve halkta da tutan naif dili daha da zenginleştirerek yüzde 48.6'nın hassasiyetlerini diri tutacak derinlikli bir politika geliştirmeleri gerekiyordu...

Emin olun,
CHP, YSK, üzerinden çamura yatmak, "seçimi tanımıyoruz" demek yerine böylesine tutarlı bir yola girmeyi başarıp, yeni sistemin uygulanışına dair olması gereken, beklenen "uyum yasaları"nın çıkarılmasına odaklanabilseydi ve akabinde, eğer bir erken seçim kararı alınmadığı takdirde 2019'da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimine isabetli bir hazırlığa girişebilseydi hem kendisinin halk nazarındaki "statükocu" algısını kırabilir hem Türkiye siyasetinin normalleşmesine büyük katkı sağlayabilir, bu vesileyle de 2019'da çıkaracağı/destekleyeceği adayı kazanma potasına sokardı...

Peki,
Oldu mu? Olmadı... Peki, olur mu? Olmaz... Çünkü kafa aynı kafa... Aynı kafa diyorum zira, 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde de CHP'nin kaçırdığı tarihi fırsatı, "Kılıçdaroğlu tarihi fırsatı tepti" başlığıyla kaleme almış, kendimce yine tarihi nitelikte uyarılarda bulunmuştum. Şimdi tekraren hatırlatmak isterim. 16 Nisan 2017'deki "evet" 30 Mart 2014'de kaçırılan tarihi fırsatın bir sonucudur. Ve bugün de aynı ölümcül hatayı yapıyorsunuz. Üç beş mühürsüz oy üzerinden YSK'ya sataşıp, belki de iç kavgayı engellemek, fakat bunu yaparken milletin keyfini kaçırmak, düşmanın ekmeğine yağ sürmek pahasına çamura yatıp 2019'da olası şansınızı kendi ellerinizle boğuyor, adeta murdar ediyorsunuz.

Etmeyin!
30 Mart sürecinde, dilinize doladığınız, ve doladıkça da içinde dolanıp gırtlağınıza kadar battığınız, "diktatör, başçalan" rezilliğinden, 16 Nisan sürecinde, "Sayın Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı" normalliğine geldiniz. Geldiniz de ne oldu, kazanan siz olmadınız mı? O halde, bu dili değerli kılın, "Sayın Cumhurbaşkanımız" demeyi deneyin. Hatta içinize sine sine deyin. Dışarıya karşı Cumhurbaşkanı'mızın yanında saf tutun. Nitekim, bu asil, bu necip millet saf değildir. İradesini tanımayanı gölgesinde barındırmaz.


Mustafa Gültekin'i TWİTTER'dan takip edin!
www.twitter.com/SefetiSair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR