Limak Elektrik
11 Aralık 2017 Pazartesi

Kasetle gelen Kılıçdaroğlu, kasetle mi gidecek?

Yerel seçimler öncesinde,
"Kılıçdaroğlu tarihi fırsatı tepti" başlığıyla bir yazı kaleme almıştım... Önemime binaen o yazıyı bir hatırlayalım isterseniz...

***

En son söyleyeceğimi,
En başta söyleyeyim. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi danışmanlarını derhal değiştirmeli… Şayet, iktidar olmak istiyorsa tabi... Yok, “biz böyle iyiyiz”diyorsa diyecek bir şey yok…

Zira
Kılıçdaroğlu, siyasi hayatı boyunca belki de bir daha asla yakalayamayacağı çok önemli bir fırsatı tepti… Tabir-i caiz ise büyük ikramiyeyi kaçırdı…

Peki;
Neydi o fırsat?

Bakın, 
Türkiye 17 Aralık’tan beri adeta çalkalanıyor. Düne kadar, “dini cemaat” olarak bildiğimiz Gülen örgütü, devletin içinde oluşturduğu “Paralel Yapı” ve tabii ki; dışarının da desteği ve isteğiyle hükümete karşı bir darbe girişiminde bulundu. Başbakan Erdoğan’a saldırı üstüne saldırı gerçekleştirdi ve hala da aynı yolda ilerliyorlar…

Ve fakat
Evdeki hesap çarşıya uymadı. İstiyorlardı ki; seçim arifesinde telefon görüşmeleri veya başka dokümanlar yayınlanınca Tayyip Erdoğan’a duyulan güven azalacak, Ak Parti yara alacak ve nihayet yıkılacak…

Öyle olmadı,
Milletin basireti bu alçak oyunu bozdu. Süreç bir anda yerel seçim havasından çıkıp, “Tayyip Erdoğan’ı oylama” havasına büründü. Hal böyle olunca halk Başbakan’ına sahip çıktı…

İşte tam da
Bu kıldan ince kılıçtan keskin süreçte muhalefetin takınacağı tavrı, ortaya koyacağı vizyonu ve siyasi stratejiyi fazlasıyla merak ettim...

Ancak
Kemal Kılıçdaroğlu beni yine yanıltmadı. Bugün oynanan oyunun yarın ne getirip ne götüreceğini zerre kadar düşünmeden adeta, “mal bulmuş mağribi” gibi olayın üstüne atladı…

Ne var ki;
CHP, öteden beri, “Paralel Yapı”nın emniyette ve yargıda hukuk dışı kadrolaştığını iddia etmiş ve hatta bununla alakalı Meclis Araştırma Önergesi açılmasını bile istemişti…

Bugün yaşananlar,
CHP’nin geçmişteki iddialarının doğruluğunu gösteriyor aslında. Ancak Kılıçdaroğlu, 17 Aralık ile birlikte budoğrularından vazgeçip Fetullah Gülen’in ipine sarıldı. Bu vahim tabloyla hem Kılıçdaroğlu hem de CHPmilletin gözünden düştü. Bununla da kalmadı; hafızalara, “fırsatçılar” olarak kazınmasına da sebep oldu…

Oysa 
Kılıçdaroğlu, Pensilvanya’nın dümen suyuna girip Başbakan Erdoğan’a saldırmak yerine, “ben söylemiştim”deyip, iddialarında haklı çıkmış bir lider edasıyla, “Paralel Yapı” hakkında geçmiş söylemlerini daha güçlü ve kararlı bir dille savunsaydı ve bu hukuksuz yapı ile mücadelede hükümete destek olacağını açıklasaydı tablo nasıl olurdu?

Siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum,
Fakat kanaatimce şöyle olurdu:

BİR: CHP, öteden beri dile getirdiği iddiasının doğruluğunu bizzat Ak Parti’ye ve Başbakan Erdoğan’a doğrulatmış olurdu… Böyle bir tablo karşısında Kılıçdaroğlu, “haklı çıkmış adam” olarak bizzat muhafazakâr seçmen tarafından alkışlanırdı…

İKİ: Halk tarafından zaten çok sevilen Başbakan Erdoğan’ın mağduriyeti büyütülmemiş olurdu. Erdoğan’ın, meydanlarda CHP’ye karşı sertleşmesini önleyerek, milletin nefretle andığı geçmişteki “kötü CHP tecrübelerinin”hatırlanmasının önüne geçilirdi.

ÜÇ: Yer yer Başbakan’dan alınacak teşekkür, yıldızı hiç barışmayan yüzde 70’lik sağ seçmenle arasının düzelmesini, en azından buzların erimesini sağlayabilirdi.

DÖRT: 30 Mart’taki seçimler yerelden çıkıp genel seçim havasına girmesi önlenebilir ve Ak Parti’nin birçok yerde yeniden aday gösterdiği yıpranmış belediye başkanlarının yerini CHP’nin adaylarına bırakması kuvvetle muhtemel olabilirdi…

BEŞ: Sağ seçmenle yapılan bu barışma, CHP’nin Kılıçdaroğlu ile “yenilendiği” imajını sağlamlaştırırdı ki; 2015’de, muhtemelen Tayyip Erdoğan’sız girilecek seçimlerde iktidar kapısı aralanabilirdi…

ALTI: Ve tabi ki; en önemlisi, “Paralel Yapı”nın devletten temizlenmesiyle, ileride kendilerine kurulacak tuzaklardan daha bugünden kurtulmuş olacaklardı.

Son söz:
Evet, ne yazık ki; Kılıçdaroğlu, siyaseti okuyamadığı için CHP’yi bu gelecekten mahrum etti. Tıpkı Devlet Bahçeli’nin, DSP ve ANAP iktidarına ortak olup enkazın altında kalarak MHP’nin gelecekteki bütün iktidar ihtimallerini heba etmesi gibi… Bugün, her şeye rağmen MHP asla bir iktidar alternatifi olarak görülmüyor ise sebebi,Bahçeli’nin geçmişte koalisyon ortağı olması ve ne yazık ki; kötü bir sınav vermesidir… Kılıçdaroğlu da 17 Aralık itibariyle verdiği kötü sınavla CHP’nin gelecekteki olası iktidar ihtimallerini bitirmiştir… 30 Mart’ta, bi daha Ak Parti iktidarı şimdiden memlekete, millete hayırlı olsun…

***

Evet,
O gün yazdığım bu yazının son sözünün son cümlesinden devam edelim şimdi. "Kılıçdaroğlu, 17 Aralık itibariyle verdiği kötü sınavla CHP’nin gelecekteki olası iktidar ihtimallerini bitirmiştir…"

Soruyorum,
Yeni bir seçimin arifesindeyiz, CHP'nin iktidar olmak gibi bir ihtimali var mı? Yok... Peki, "Paralel Yapı" CHP'ye artı bir şey kattı mı? O da yok. Bütün bu olumsuzlukların yanında, "Paralel Yapı" mensuplarıyla (Fuat Avni) CHP'lilerin özel yazışmaları da ortalığa dökülmeye başlandı.

Doğrudur yanlıştır, ayrı konu,
Lakin, Amerika'dan, İsrail'den geldiği söylenen "seçim harçlıkları", +18 kasetler ve dahi dökülen / dökülecek olan yığınla yeni iddia...  Gerçekten de çok vahim değil mi?

İşte, bütün bunlar,
Bu seçime damga vuracak gibi duruyor. Kılıçdaroğlu, ne yazık ki; seçim meydanlarında bu iddiaları yalanlayayım diye uğraştıkça daha da batacak. Umarım olmaz ama Fuat Avni ile CHP'lilerin arasında geçtiği iddia edilen yazışmalarda, Kılıçdaroğlu da dahil, çok sayıda CHP'linin kasetlerinden söz ediliyor. Hal böyle olunca, "kasetle gelen Kılıçdaroğlu, yoksa kasetle mi gidecek/götürülecek" diye akılımıza gelmiyor da değil... Hani, müneccim değiliz elbette, ancak Perşembe'nin gelişi de Çarşamba'dan az buçuk belli olmuyor mu?    

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR