Keçi Kafe'de kahve molası...

Efendim,
Yolunuz Urla'ya düşerse, Keçi Kafe'de bir kahve molası vermeyi ihmal etmeyin...

Kapıdan,
İçeriye adımınızı attığınızda, biraz antikacıyı anımsatan bir odada bulursunuz kendinizi...

Sonra
Adeta keçi inadıyla hayata tutunmuş, güler yüzü ve zarafetiyle, "hoş geldiniz" diyen Arzu hanımkarşılayacak sizi...

Oracıkta
Bir yere irkildiğinizde, daha kahvenizin siparişini vermeden gözleriniz, üzerinde keçi çobanı Kaldi'nin hikayesi yazılı  olan menüye takılacak ki; bir solukta okursunuz...

Yanında, 
Günün meyvesi veya tatlısıyla süslenmiş siparişiniz masanıza geldiğinde içeceğiniz kahvenin hikayesinide öğrenmiş olacaksınız...

O el emeği, 
Göz nuru ürünlerin enfes tadına vardığınızda bu yazıyı yazdığım için bana, akledip uğramayı ihmal etmediğiniz için de kendinize teşekkür edeceksiniz...

 

***

Esra ile, 
Aklımızı, bahçeleri çiçeklerle bezeli Alaçatı'nın taş evlerinde bırakmış İzmir'e doğru yol alıyorduk...Yürek Yongam, Neslihan  Azra'm uzun yolculuktan sıkılmış olmalı ki; mızmızlanmaya başlayınca az ilerideki, "Urla Şehir Merkezi" yazılı tabelanın ok yönüne kırdım direksiyonu.

Araçtan indiğimizde,
Daha ne olduğunu anlamadan bastıran yağmurdan kaçmak için önünde durduğumuz yarım açık kapıdan içeri attık kendimizi...

Ve yukarıda bahsettiğim üzere,
O bütün zarafetiyle ve samimiyetiyle bir hanımefendinin, "hoş geldiniz" nidasıyla yankılandı kulaklarımız... Elbette ki; bütün gözler şirinlikte sınır tanımayan Yürek Yongam'daydı fakat adım attığımız yer de öyle sıradan bir yer olmadığı her halinden belliydi...

Oracıkta 
İrkildiğimiz yerde daha kahvelerimiz gelmeden Kaldi'nin hikayesiyle kahvenin icadını bir nefeste okuduk...

Sonra mı?
Sonrası çok basit, kırk yıl hatır bırakacak o kahveden  ilk yudumu aldığımda yazmaya başladım bu yazıyı...

Dahasını
Ben anlatmayayım artık. Aklınızda bulunsun... Siz, siz olun, "Urla Şehir Merkezi" yazan bir tabela gördüğünüzde hiç tereddüt etmeden kırın direksiyonu ok yönüne... Merkeze vardığınızda Keçi Kafe'yi sorun...

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR