Kimse kimsenin ayağına basmasın!

Ak Parti’de,
Sandık üyenin önüne konulduğundan beri görülmemiş bir heyecan yaşanıyor. Bu heyecanın iki ayağı / nedeni var. Birincisi: Bursa, belki de ilk defa, bir kişinin iradesi ve insafıyla alınan kararlardan kurtulup tabanın dikkate alınması adına teşkilatın duyduğu / yaşadığı heyecan…
 
İkincisi:
Taban iradesi işine gelmeyen “hazırlopçu” güruhun mevzi kaybetme kaygısıyla duyduğu korkulu heyecan…
 
Ve fakat
İki gündür iki tarafın da derin bir sessizliğe büründüğünü görüyoruz. Nedeni ise, Genel Merkez’in, Osmangazi’de beklenmedik bir öngörüde bulunması…
 
Biliyorsunuz,
Osmangazi ilçe başkan adaylığı için Cumartesi Ankara’ya yedi kişi çağrılmıştı ki; Genel Merkez’in desteğini Avukat Cihat Çini alarak döndü.
 
Derin sessizlik de işte burada başladı   
Önce herkes Cihat Çini’nin Bakan Faruk Çelik tarafından kabul ettirildiği ortaya atılmak istendi fakat kısa sürede bunun gerçekte böyle olmadığı ortaya çıktı.
 
Kuşkusuz
İl Başkanlığı’nın birinci sırada istediği bir sisim değildi belki fakat istemediği bir isim de değildi. Zira İl Başkanı Sedat Yalçın yeniden il başkanlığına atanırken Osmangazi için önerdiği isim Cihat Çini’ydi… Avukat Çini’nin, hâlihazırda halen Başkan Yalçın’ın yönetiminde hatta yürütmesinde görevli olduğu düşünülürse olayın rengi daha da netleşecektir sanırım…
 
Dün
Bursa’nın önemli kalemleri konuyu değerlendirirken, Genel Merkez’in bir “orta yol” aradığının, Çini’yi de bunun için görevlendirdiğinin altını çizip, aynı “orta yol” arayışının ileriki günlerde İl Başkanlığı seçiminde de devreye sokulup Başkan Yalçın’a “gidicisin” dediler. Hatta bunu, iki Bakan’ın; yani Bülent Arınç ile Faruk Çelik’in birbirlerinin ayağına basmayacakları teziyle de güçlendirmeye çalıştılar…
 
***
 
Siyasettir,
Kimin gelip, kimin gideceğini önceden kestirmek pek mümkün olmuyor. Haliyle her sonuca da açık olmak lazım… Ne var ki; söylenen sözlerin sahiplerine yüklediği sorumlulukları da dikkate alacak olursak yine de bir yol haritası ortaya çıkar gibi geliyor bana…
 
Şu halde,
Bugüne kadar söylenenler / yaşananlar ışığında bir yol belirlemeye çalışalım. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Nagip Vardar her ne kadar bayramlaşmada, “unutuldum” diye dert yansa da, Vardar’ın il başkanı seçildiği kongre ve sonrasında yaşananlar ve nihayetinde Başbakan Erdoğan’ın Vardar’ı görevden alıp Sedat Yalçın’ı yeniden atamasıyla devam eden süreç hemen herkesin hafızasında hala taptaze…
 
Sonrasında,
Faruk Çelik’in Urfa’dan, Bülent Arınç’ın da Bursa’dan aday yapılması var ki; nedenini yine Arınç: “Başbakanımız üç gün kala beni çağırdı, (Bursa’dan aday olacaksın) dedi. Bana, meseleleri anlattı ve ben de baş üstüne dedim” şeklindeki sözlerle açıklamıştı…
 
Bu ifadeden
Bursa’da bazı “meseleler” olduğu. Başbakan’ın da bunları bildiği ve çözmesi için ise kendisinden sonra gelen ismi; yani, Bülent Arınç’ı görevlendirdi sonucu çıkmaz mı? Bal gibi de çıkar…
 
Yine üstelik
Milletvekillerinden bakanına, belediye başkanlarına kadar hatırlı bir gücü arkasına alan Refik Özen’in, İlin isteğine boyun eğmesini göz ardı edip, ilin öncelikli istediği olmasa da itiraz da etmeyeceği birisinin önerilmesini il adına bir “yenilgi” gibi sunmak fazlasıyla zorlama bir yorum olmuyor mu?
 
Bu durumdan,
“İki bakan, birbirlerinin ayağına basmaz” sonucunu çıkarıp, Sedat Yalçın’a “yol göründü” demek yine de en hafifinden haksızlıktır. Zira Yalçın için çıkacak böyle bir sonuç, aynı zamanda karşısındaki gurubun kaderinin de aynı olmasını zorunlu kılmaz mı?
 
Ve yine
Böyle bir sonuç, en başta Başbakan’ın kendisiyle çelişmesine ve Bülent Arınç’ın, teşkilatların heyecanlanmasına neden olan sözlerinin havada kalmasına ve sözün sahibi hakkında farklı düşüncelerin doğmasına neden olmaz mı?
 
Siz,
Bu konuda düşünce egzersizleri yaparken ben Bursa medyasının, şu “ayağa basma” mevzuuna bir açıklık getirip bugünkü sohbeti burada noktalayalım.
 
Denildi ki;
“Bülent Arınç ile Faruk Çelik bu süreçte birbirlerinin ayaklarına basmazlar…”
 
İyi de,
Sorun iki bakanın birbirinin ayağına basmaması değil ki. Zaten herkesin istediği bu… Bugün eğer ortada bir terslik var ise, birisinin diğerinin ayağına basmasından kaynaklanmıyor mu? Her şeye rağmen bugün ortada duran memnuniyetsizlik, Bülent Arınç’ın Osmangazi ayağına basılmak istendiği ve / veya kimilerine göre de basıldığı için değil mi? O halde, kimse kimsenin ayağına basmasa sorun kendiliğinden çözülmez mi?
 
BU YAZININ DİPNOTU:
Ak Parti Genel Merkezi, önce delege seçimi yaptırıp sonra başkan adayı belirleyerek anlaması / açıklanması güç bir işe imza atmıştır. Bu konu, bir “demokrasi algısı” tartışması başlatacaktır…
 
Osmangazi’deki
Öngörülmeyen gelişme, yeni tartışmalar ve öngörülerin oluşmasına zemin hazırlamakla kalmamış, gelecekte yaşanacaklar adına ucu açık bir yol bırakmıştır…
 
Bütün
İlkesel çelişkilere rağmen Genel Merkez’in desteğini alan Cihat Çini’yi, “falanın” veya “filanın” adamı şeklindeki yakıştırmalarla erkenden yıpratmamak lazım. Zira yakın veya uzak olduğu guruptaki herkesle Ak Parti çatısı altında teşvik-i mesaisi olmuştur / olacaktır da… Bu O’nu, birilerine yakın kılmadığı gibi başka birilerine de uzak kılmaz…
 
www.twitter.com/seferisair

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR