“Kul hakkı” zerre kadar kale alınmıyor!

Biliyorum,
Ne kadar haksızlığa uğrasam ve zıvanadan çıkıp adeta feveran edecek noktaya gelmiş olsam da nafile… Çünkü bu yazı da ses getirmeyecek. Zira sesin gideceği yerlerde “kul hakkı”na zerre kadar itibar yok…

Farkındayım,
“Kul hakkı”ndan dem vuran bir yazının girizgâhında gözlerinizi açıp, hangi egemene çakacağım merakıyla daha bir iştahlandınız değil mi yazının devamını okumak için?

Ve fakat
Ağırlıklı olarak yerel siyaseti konu edinen bir yazı amelesi olarak bugün çuvaldızı siyasetçilere batırmak yerine iğneyi kendimize batırmayı yeğleyeceğim…

Yani,
Yerel medyamızın içine düştüğü acıklı halden bahsedeceğim. Sanırım bu acıklı halin son mağduru da bu fakirdir… Fakat kendi hazin hikâyeme geçmeden önce Olay Gazetesi eski yazarı Özlem Buğday Yağmur’a değineceğim.

Özlem Buğday Yağmur,
On yılı aşkın bir süredir onurluca hizmet verdiği Olay Gazetesi’nden, nedeni henüz bilinmeyen bir gerekçeyle gönderildi, kendi ifadesiyle, “tuzak kuruldu.” Merak ediyorum, Özlem Buğday Yağmur’un yazıları kime battı da kuruldu bu tuzak?

Özlem Buğday Yağmur’a,
Bu tuzağı kim kurdu, neden kurdu bilmiyoruz fakat bu yerel medyamızda patronların emekçilere attığı ne ilk ne de son katakulli olacaktır…

Öyle ki;
Mesleğe hürmetten çalıştığımız kurumlara aşkla bağlı oluşumuz, susuşumuz ve belki de başka çaremizin olmayışı suiistimal edileceğimizin habercisidir. En azından adamakıllı yasal bir düzenleme yapılıncaya kadar haklarımızın gaspıyla kendi emeğimizin dilencisi haline getirilmemiz aynen sürecektir…  

“Kendi emeğimizin dilencisi” dedim,
Çünkü: Özlem Buğday Yağmur’un “tuzakla” işine son verilip, hakkı olan tazminatının (ödeneceği sözüne rağmen) ödenmeyişi bir yana, çalışan birçok gazetecinin aylarca maaşını bile alamadığı koca bir vakıadır bu şehirde…  Ve daha da hazini meslek kuruluşlarının “tık” ses çıkarmayışıdır bu ölümcül tablo karşısında…

 

Ben HABER’de neden yazmıyorum?

Neyse,
Gelelim bu fakirin hikâyesine… Halen yazarı olduğum (eğer hala işten atılmadıysam) HABER Gazetesi’nde uzunca bir süredir yazılarımı bulamayan ve buna da bir gerekçe göremeyen birçok okurum ısrarla, “neden” diye soruyor…

Önce
Duyarlılık gösteren ve “neden” diye soran bütün okurlarıma bana yalnız olmadığımı hissettirdikleri için yürekten teşekkür etmek istiyorum.

Mademki;
Ben yazarak yaşayan bir insanım ve okurlarımla varım.  Ve mademki; varlığım sizleri alakadar ediyor. O zaman bir yüzü size bakan şahsi meselemi de bilmeye hakkınız var diye düşünüyorum.

Öyleyse,
Ben HABER Gazetesi’nde neden yazmıyorum? Yazmıyorum çünkü: işe başladığım günden şu dakikaya kadarki sürede alın terimin karşılığı tek bir kuruş ödenmediği için artık yazmıyorum…

Hadi
Geçtim parasını pulunu, yazıyı namus bilen, kelimeleri evlat gören bir yazı amelesi olarak, hayatın imbiğinden süzüp, alın terimle kemale erdirdiğim yazılarımın, keyfi gıcır efendiler tarafından tımar edilme, keyfine layık hale getirme isteğine izin vermediğim için yazmıyorum…

Sevgili okurlarım,
Beni HABER’de aramayın. Ben o defteri kapattım artık. Hayatımda yeni bir gelime oluncaya dek sizlerle buluşma noktam “haberin doğru rotası” sloganıyla yola çıkan www.rotabursa.com haber portalıdır. Haberiniz olsun...  

Biz yazı gündelikçileri için
Yeni başladığımız bir yerdeki “merhaba” yazısı ne derece heyecan vericiyse, vademizi doldurduğumuz gün kaleme aldığımız “hoşçakalın” yazısı da o manada önemlidir.

Ve fakat
Aylar öncesinde heyecanla “merhaba” dediğim HABER Gazetesi’nde sizlerle helalleşemeden ortalıktan kayboldum. Biraz geç oldu fakat bu satırlarımı HABER’den uzak da olsa, HABER’e veda yazısı olarak kabul edin. Kalın sağlıcakla… 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR