Süper Timsah

Necmi İnce bir Faruk Çelik Projesi mi?

Son günlerde,
Bursa basınında, "şantajcı gazetecilik" diye bir tartışma türedi. Dertleri, aslında gazetecilik masalıyla, aba altından sopa  gösterip, 'tehdit' 'şantaj' yoluyla bir bakıma itibar suikastı yaparak hedeflerine koydukları kişi ve kurumlar üzerinden kolay ve çok para kazanmak...

Bursa'daki,
Bu nahoş tartışmanın fitilini Bursa'da Meydan Gazetesi sahibi Ercan Akyıldız ateşledi. Akabinde, Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Başkanı Yılmaz Karaca'nın, başta belediyeler olmak üzere kurum ve kuruluşlardan tehdit yoluyla ilan almaya çalışanlara artık göz yumulmayacağı açıklamalarını okuduk.

Hoş, bu açıklamadan,
Bugüne kadar "göz yumuldu" sonucu da çıkar fakat konuyu gereğinden fazla dallandırıp budaklandırmamak için bir kenara not edip şimdilik geçelim.  

NECMİ İNCE HEDEF TAHTASINDA MI? 

Ercan Akyıldız'ın
Fitilini ateşlediği, "Şantajcı Gazeteciler"in kimler olduğunu ve kimleri hangi bahaneyle yolmaya kalktıklarını merak ederken, gazete kağıtlarından örülmüş siperin arkasından ilk kafasını çıkaran bizim Necmi İnce oldu.

Güldüm,
Bülent Arınç'ın Bursa'da yaptığı basın toplantılarında zamanlı zamansız, ilgili ilgisiz çıkışları ve Arınç'ın O'na şaka yollu takılmaları geldi aklıma... Açıkçası, konuyu, Necmi'nin yine alakasız bir konuya zamansız dalışından çıkan sesler olabileceğini düşündüm ve üstünde durmaya gerek bile görmedim.

Ve fakat,
Tam bu sırada bizim Necmi'nin, "Necmi İnce neden hedef tahtasında?" başlıklı yazısı düştü önüme. Oyyyy, fena kızdırmışlar bizim Necmi'yi. Almış sazı eline çalmış da çalmış, çalmış da çalmış. O kadar ki; ne tel bırakmış sazda ne mızrap hepsini kırmış geçirmiş...

Ben hala işin ciddiyetinden uzak,
Necmi'nin, yazısında beyin yakıcı ithamlarda bulunduğu Kenan Kibar'a, "Necmi'yi neden hedef tahtasına koydunuz, ne istiyorsunuz çocuktan, O, Bursa'ya Bülent Arınç'ın mirası, emaneti" diyerek şaka yollu takıldım. Hatta üç beş kuruşluk ilan paralarının verilmediği düşüncesiyle, "verin çocuğun parasını" bile dedim. Ne var ki; duyduklarım karşısında küçük dilimi yutasım geldi. Yüklü faturalar, basılmayan gazeteler, tehditler havada uçuşmuş. Ve tabii ki; konuya eğilmek artık farz oldu.  

İLK GÖZ AĞRIM MANŞETX

Şimdi,
İçinizden birileri çıkıp ve haklı olarak durduk yerde benim neden topa girdiğimi merak edebilir. Pek tabii ki; açıklayayım. Efendim, bundan yıllar önce şimdi Yeni Dönem Gazetesi'nin bulunduğu meşhur camlı binada Meydan Gazetesi'nde yazarken, bir taraftan da sıkı bir internet gazetesi kurmayı, seçkin yazarlardan dönüp dönüp okunası yazılar almayı, okumayı ve okutmayı düşlemiştim. O kadar ki; kuracağım gazeteye "kamu ilanı kabul edilmez" kuralını koyarak bir farkındalık yaratmayı çok istedim. Meydan Gazetesi'nin internet sitesini yapan Alim Şahin ile konuyu konuştuk ve Manşetx ismi alıp ilk adımı attık. Kısa süre de olsa Alim Şahin ile güzel bir yol arkadaşlığı yaptık. Sonrasında Alim Şahin ile dostça başladığımız ortaklığımızı yine dostça bitirdik ve Manşetx Alim Şahin'de kaldı. Ben rotabursa.com'u kurdum yoluma devam ettim. Alim Şahin ise bir süre sonra Manşetx'i Necmi İnce'ye sattı... 

İşte benim ilk göz ağrım olan ve "kamu ilanı kabul etmeme" ilkesiyle yayın hayatına başlayan Manşetx'in bugün doğru veya yanlış kamudan para aşırmak için bir tehdit, bir şantaj aracı olarak kullanılma iddiaları içimi acıttı. Üzüldüm ve topa girme gereği hissettim.    

ŞANTAJCI GAZETECİ KİM? 

Şimdi,
Necmi İnce'nin, "beni hedef tahtasına koyuyorlar" diyerek feveran ettiği konunun diğer taraflarını da dinledim. Biraz uzun olacak ama "şantajcı gazeteci" tartışmasının çıkış noktasıyla birlikte irdeleyerek bir sonuca varacağız. Daha doğrusu sonuca siz karar vereceksiniz.  

İşte sürecin tüm detayları:  

Necmi İnce, Temmuz ayının son günlerinde Büyükşehir Belediyesi’ne kendi görev alanını ilgilendiren daire başkanı ile görüşmeye gidiyor. Bekleme bölümündeyken oradan geçen başkanlık danışmanlarından Kenan Kibar ile tesadüfen karşılaşıyor. Daire Başkanı ile görüşme öncesinde Kenan Kibar, kendisine çay- kahve ikramında bulunuyor. Necmi İnce, bu sırada “kendisine verilen ilan – reklam bütçesinin yeterli olmadığını, bütçenin artırılması gerektiğini, daha fazlasını hak ettiğini” söylüyor. “Geçen dönem Büyükşehir’den aylık 20.000 – 25.000 TL kadar alıyorduk” diyor, sözlerinin devamında da, “bizim giderlerimiz yüksek, televizyona çekim yapıyoruz, bunun bir maliyeti var, gazeteye basıyoruz, ekibimiz kalabalık, bu yüzden istediğimiz meblağları almamız lazım, şu anda verilen bütçe bize kesinlikle yetmiyor. Zaten ödemelerimiz var, sıkışığız” cümlelerini kullanıyor. Konuşmasının son bölümünde de Kenan Kibar’a “aksi taktirde gazeteciliğimizi kullanmak zorundayız, farklı davranırız” diyerek aba altından sopa gösteriyor.

Görevi icabıyla bu tür durumlarla sıklıkla karşılaşan Kenan Kibar ise, “Necmi, ilan bütçelemeleri benim görev alanımı kapsamıyor. Geçen dönem aldığını iddia ettiğin rakamların verilmesi mümkün değil bana sorarsan. Ama illa da bunun görüşülmesini istiyorsan bir yazılı teklifle bunu talep edebilirsin. Ben, ancak, vereceğin teklifin ilgili makamlar tarafından değerlendirilmesini sağlarım, karar yetkililerin neticede. Farklı davranmaktan kastın neyse onu da yapabilirsin ayrıca, meslek hayatımda bu tür lafları çok duydum” diyerek Necmi’yi uğurluyor. 

Necmi İnce, aynı gün ilgili daire başkanı ile de görüştükten sonra 1 Ağustos Çarşamba günü fiyat teklifini Büyükşehir Belediyesi’ne ulaştırıyor. Aynı teklifi bilgi amaçlı olarak whatsapp’tan Kenan Kibar’a da gönderiyor. Bu teklife göre, Necmi İnce, Büyükşehir Belediyesi’nden aylık tam 30.000 TL + KDV talep ediyor ve teklife acil bir şekilde “1 gün içinde” cevap verilmesini istiyor. Kendisine, program yoğunluğu nedeniyle teklifin 1-2 gün içinde değerlendirilemeyeceği iletiliyor.  

Kenan Kibar’a, “Ödemelerimiz var sıkışığız, istediğimizi alamazsak gazeteciliğimizi kullanmak zorundayız, farklı davranırız” diyen Necmi İnce, Büyükşehir’den aylık 30.000 TL + KDV’yi koparamayınca  tahmin edilen ve defalarca tekrarladığı söylenen bildik operasyonuna start veriyor. 3 Ağustos Cuma akşamı durduk yerde (daha önce hiç göndermediği halde) Kenan Kibar’a, gazetenin Ankara Temsilcisi  Mehmet Çatakçı’nın yazısını whatsapp’tan gönderiyor. Kenan Kibar, yazıyı okuyunca kendisi ve şirketi ile ilgili bölümü görüyor ve Necmi’yi arıyor. Necmi’ye “Yaptığının meslek ahlakına uygun olmadığını, ilan teklifi gündemdeyken böyle bir şeyin yapılmasının ‘anlamlı’ olduğunu, bu yoldan vazgeçmesini ve bunu kaldırmasını” söylüyor. Necmi İnce ise, “Yazıdan haberinin olmadığı, ayrıca, Mehmet Çatakçı’nın ortak ve temsilci olduğu, bu yüzden ilgili bölümü kesinlikle çıkaramayacağı” cevabını veriyor. Kenan Kibar ise bunun üzerine, “Birbirimizi kandırmayalım, bu yazıyı Mehmet Çatakçı’ya senin yazdırdığın belli, bu tarz bir yazı gazete sahibinin isteği dışında yazılamaz, kaldırabilirsin” deyince de Necmi, gazetenin sahibi olarak, ilgili bölümü kaldırtıyor.Kaldırdıktan sonra ise Kenan Kibar’ı arayarak “Biz gazeteyi basmıştık, yeniden baskı yapmamız gerekecek, baskı masrafının karşılanması lazım” diyor. Kenan Kibar da “Hem kasten yanlış yapıyorsun, hem de yaptığın yanlışın bedelini benden istiyorsun, ben bu gazetenin basıldığına inanmıyorum ama madem ısrarla söylüyorsun, basılmış gazeteleri görürsem kaybını telafi etmeye çalışabilirim” tarzındabir cevap veriyor, telefon görüşmelerinde aralarında herhangi bir baskı adedi ve rakam asla geçmiyor.(Not : Necmi İnce’nin gazeteyi her sayıda 500 – 1.000 adet bastırdığı biliniyor.) 

Aynı gece, Mehmet Çatakçı’nın yazısını Bursa’da Meydan Gazetesi Genel Müdürü Ercan Akyıldız da okuyor ve hemen Necmi İnce’yi arayarak, yaptığının yanlış olduğunu ve hatasından vazgeçmesini istiyor. Necmi İnce’ye de “Madem gazeteleri bastığını iddia ediyorsun, yarın bunları bana getir, kaç tane bastıysan sayacağım, ödemeni ben yapacağım” diyor. Ercan Akyıldız, yaptığı görüşmeyi aynı gece Kenan Kibar’a aktarıyor ve Kenan Kibar'a, “Necmi, bundan sonra benim muhatabım, sen bu konuyla ilgilenme, onunla da görüşme” diye de ekliyor. Daha sonra yapılan araştırmada ise, gazetenin o gece basılmadığı, baskının ertesi gün olan 4 Ağustos’ta yapıldığı ortaya çıkıyor.  

Necmi o günden sonra defalarca Kenan Kibar’ı arıyor, Kenan Kibar telefonlarını açmayınca mesaj atıyor, günler geçiyor ama bastığını iddia ettiği gazeteleri bir türlü Ercan Akyıldız’a götürmüyor. Ercan Akyıldız, “Kenan Kibar’ı rahatsız etme, gazeteleri bana getir” diyorsa da Necmi İnce gazeteleri götürmüyor. 

Israrlı aramalara karşın Kenan Kibar da, muhatabın Ercan Akyıldız olduğunu ve (varsa) meseleyi Ercan Akyıldız’ın halledeceğine yönelik olarak, “Ercan abiyle bir yerdeyiz. Senin konuyu o önermişti bana, O halledecek zaten. Benim ondan bir miktar (ajans komisyonu) alacağım var. Sana selamı var, yarın arayacağını söyledi” şeklinde bir SMS gönderiyor Necmi İnce’ye. Ercan Akyıldız, yine arıyor ama Necmi İnce  bastığını iddia ettiği 6.000 gazeteyi yine götürmüyor. Bu arada, Necmi İnce, ajanslar ve gazeteler arasındaki ilan işleminden doğan yasal, ticari ve rutin bir işlem olan “ajans komisyonu” tabirini de kasıtlı olarak farklı anlamlara çekiyor. Kendisi de “ajans komisyonu”nun ne olduğunu gayet iyi biliyor ama “Nerden neyi tutturabilirim?” telaşında olduğu içi bilmezlikten geliyor, deyim yerindeyse safa yatıyor.

Foyası ortaya çıkacağı için Ercan Akyıldız’la görüşmekten kaçınan ve Kenan Kibar’ı ısrarla rahatsız etmeye devam eden Necmi İnce’ye Kenan Kibar, “Gazeteleri göndermedin, madem hala ısrar ediyorsun, öyleyse bize matbaacını gönder görüşelim” deyince Necmi ağzındaki baklayı çıkarıyor ve talep ettiği rakamı açıklıyor :  “3.0000 + 3.000 gazete baskısı 15.000 TL + KDV olarak borcum var, onu ödeyin”gibi bir mesaj gönderiyor ve Kenan Kibar’dan Ferruh Varanoğlu’na tam 15.000 TL + KDV ödemesini istiyor.  

Kenan Kibar tarafından davet edilen Ferruh Varanoğlu ise görüşmesinde söz konusu gazeteyi kendisinin basmadığını,  Necmi İnce’nin her sayıdan takriben 1.000 adet bastırdığını, bunun baskı bedelinin de 1.500 – 2.000 TL arasında olduğunu söylüyor. Necmi İnce’nin toplam 6.000 adetlik baskı yapıldığı sözünün inandırıcı olmadığını paylaşıyor. Konu detaylarıyla anlatılınca da, “Zaten, bu saatten sonra siz verseniz de ben para alamam, işin içinde başka işler var demek ki. Necmi’nin beni bu kirli işlerine bulaştırmaması lazım” diyerek görüşmeden ayrılıyor.   

Varanoğlu Matbaası’ndan 15.000 TL + KDV beklerken tahsilat yapamayan Necmi İnce, para almadığını söyleyen Ferruh Varanoğlu’na “Abi keşke ilave baskı yaptım deseydin” diyerek, klasik “Şöyle yapacağım, böyle yapacağım” tehditlerini savuruyor. Matbaacı Ferruh Varanoğlu da, Necmi’ye “Bunca yıllık firmayım, basmadığım bir gazete için ‘İlave baskı yaptım’ diye yalan söyleyemem, beni böyle olaylara dahil etme.  Elinde ne varsa kullan, fakat beni bir daha bu tür işlere asla bulaştırma, hak olmayan bir davaya da asla dahil etme” diyerek Necmi’ye dersini veriyor ve telefonu kapatıyor. 

Ferruh Varanoğlu’ndan da eli boş dönen Necmi İnce, 16 Ağustos’ta bu kez Kenan Kibar’a gazeteyi bastırdığı İhlas Matbaacılık’ın faturasını gönderiyor ve ekliyor “Bizim konuyu çözmemişsin, gazeteyi İhlas’a bastırmıştık” notunu ekliyor. İşin ilginci, gönderilen fatura 2.000 adetlik bir baskıya ait, baskı bedeli de faturada 15.000 TL + KDV değil, 3.845 TL + KDV gösteriliyor.   

Bu arada, yapılan araştırmalarda gazetenin her sayısının sadece 1.000 adet bastırıldığı, iddia edildiği gibi aynı sayıdan ikinci kez basımın yapılmadığı, dolayısıyla çöpe atılan gazete olmadığı bilgisine ulaşılıyor. 1.000 adetlik baskı bedeli de sadece 1.922 TL olarak belirtiliyor. “Baskı bedeli 1.922 TL iken, 15.000 TL istemek nasıl bir anlayıştır ?” diye düşünmeden edemiyor insan. 

Talep ettiği parayı bir türlü alamayan Necmi İnce mesajlarına devam ediyor. Bu arada “Bayram öncesi ödemelerim var, yarın öğlene kadar ödemeyi almam lazım, konu farklı bir yöne gidiyor, bilmediğin başka konular var. Bundan sonra olacaklardan ben sorumlu değilim” diye tehdit içeren mesajlar atıyor.   

Aramalar ve mesajlar kesilmeyince Kenan Kibar, Ercan Akyıldız ve Necmi, Meydan Gazetesi’nde buluşuyorlar. Necmi İnce, burada da yine 15.000 TL + KDV isteyince iletişim kopuyor ve sonrasında malum yazılarına başlıyor.  

Tüm bu sürecin;Kenan Kibar ve Ercan Akyıldız dışında 4-5 şahidi daha var. Hepsinin ortak görüşü, Necmi İnce’nin büyük bir yanlış yaptığı şeklinde.  Oysa, Necmi İnce’ye göre, yıllarını mesleğine vermiş bu insanların tümü hatalı, bir tek kendisi sütten çıkmış ak kaşık gibi. 

Buraya kadar böyleyken böyle...
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere ve sevgili Necmi'ye birkaç soru soralım.  

Necmi kardeşim,
Şimdi beni, bana kızmadan dinle ve aslında sorularımın/önerilerimin senin de hayrına olabileceğini düşünerek ve (varsa) vicdanına danışarak cevapla.

Necmi Kardeşim,
Bir kamu kurumundan ayda 30.000 TL + KDV istemek Allah'tan reva mıdır? Büyükşehir Belediyesi sana niye ayda 30.000 TL + KDV bütçe versin? Bu düpedüz kamu kaynaklarına çökme girişimi sayılmaz mı?

Necmi Kardeşim,
Bir gazeteci, yazısını önceden eleştireceği kişiye gönderir mi? Bu "aba altından sopa göstermek" değil de nedir? Bu yaptığın "istediğimi vermezseniz sonuçlarına katlanırsınız" kıvamında bir tehdit sayılmaz mı?

Necmi Kardeşim,
Hiç insan, bastığı gazeteyi yayından çeker mi? Diyelim ki; ister vicdanen, istersen de bir şey karşılığında çektin bunu köşende yazmak ve buradan kendine bir haklılık aramak akla ziyan bir haldir, en hafifinden ayıptır. Ki; madem bir ayıp işledin sessizce köşende o ayıbınla oturmalıydın.

Necmi Kardeşim,
İlaveten bu nahoş olay, parayı gördün mü gazetende değişiklik yaptığının / yapacağının kanıtı değil mi? Bu nasıl bir gazeteciliktir Allah aşkına. “Parayı verirsen, aleyhindeki yazıyı çıkarırım, parayı vermezsen yazı yayınlanır” zihniyeti "tehdit" ve "şantaj"dan başka nasıl yorumlanabilir ki?

Necmi Kardeşim,
Gazetenin en fazla 500 – 1.000 adet basıldığını sağır sultan bile duymuş. "6.000 adet baskı yaptım" demek de ne oluyor? Üstelik her söze cevap yetiştireceğim derken kendi kendini de ele vermişsin. Öyle ki; gönderdiğin İhlas Matbaacılık faturasında bile baskı adedi 2.000 görünüyor ve bu rakam üstelik 2 sayıya ait. İhlas Matbacılık, senin gazeteni sadece 5 kez basmış. 4 Temmuz, 12 Temmuz, 19 Temmuz, 26 Temmuz ve 4 Ağustos’ta. Toplam 5 hafta baskı yapılmış ve her hafta da sadece 1.000 adet gazete basılmış. Yani ortada, ne 6.000 adetlik gazete baskısı, ne de imha edilip tekrar basılan bir sayı var.

Necmi Kardeşim,  
Hadi diyelim ki, iddia ettiğin gibi gazeteni 3.000 adet bastın, bastığın gazeteleri söz verdiğin halde 15 gündür niye getirmedin / getiremedin? Bu gazeteler havaya mı uçtu, inek mi içti, dağa mı kaçtı?

Necmi Kardeşim,
Sen kendi yazında, Kenan Kibar'a , "Ferruh Varanoğlu'nu ara 3 bin +3 bin gazete borcu olduğunu öğren" demişsin. Ancak bak, Varanoğlu bu konuda Kenan Kibar'a ne diyor.  

 

     Kimden: Ferruh Varanoğlu

Tarih: 16 Ağustos 2018 Perşembe 13:40

Kime: Kenan Kibar

Konu: Re: Necmi İnce

Kardeş Merhaba;

Kolaygelsin.

Telefonda vaktini almamak için buradan bilgi veriyorum.

Ben hiç bu vatandaşı aramadım.

Az evvel kendisi aradı.(13.23)

Seninle konuştuğumuz 3 ağustos gazetesini benim basmadığımı zaten künyeden de nerede basıldığının görüldüğünü söylediğini söyledim.

Bana şöyle dedi;

Ağbi sen ilave bastığını söyleseydin..

Ben de yalan söylemeyeceğimi, netice itibarıyla farzetki ilave bastığımı ifade etsem bile, getir bir tane göreyim dediğinde gösteremeyeceğimi ve bunun etik olmadığını,

böyle olaylara beni dahil etmemesi gerektiğini kendisine anlayacağı şekilde(!)  ifade ettim.

Tabii ki dumur oldu ve saldırganlaştı..

Şöyle yapıcam, böyle yapıcam tavırları klasik..

Bende; elinde ne varsa kullan birader fakat bir daha beni bu tür işlere asla bulaştırma, hak olmayan bir davaya da rızam olmadan asla dahil etme dedim ve kapadık telefonu..

Bilgin olsun..

Görüşmek dileğiyle kardeş..


 





Necmi Kardeşim,

Bırak bütün söylenenleri bir kenara, sadece Varanoğlu ve Kenan Kibar arasındaki bu görüşme bile senin ne kadar büyük bir hata yaptığını göstermiyor mu? Yani, değer mi üç kuruş için bu türden inanca, itibara, insanlığa halel getirecek işlere girişmeye? Ak Partili olduğunu söylüyorsun, sosyal medyanı Başkan Erdoğan ile çekilmiş fotoğraflar süslüyor. O halde demiyor mu Başkan Erdoğan, "az kazanın, helal kazanın" diye.  

NECMİ, BİR FARUK ÇELİK PROJESİ Mİ? 

Tabii, bu "şantajcı gazeteci" tartışması
Sadece verilmeyen reklam üzerinden gitse ne ala. Konuya aşina hemen herkes bunun bir de siyasi boyutu olabileceğinden dem vurup adamın adeta beynini tokatlayan senaryolar da gündeme gelmiyor değil.

Mesela,
Necmi İnce'nin, yakasına Ak Parti rozeti takmış olmasına rağmen sabahtan akşama ve durduk yerde ve üstelik yerel seçimlerin arifesinde bazı Ak Partili belediyeleri, daha doğrusu o belediyelerin başkanlarını hedef tahtasına koyması ister istemez, bunu yaparken de yine adı belediye başkanlığına geçen başka bazı Ak Partili isimlerden övgüyle bahsetmesi ister istemez  bunun bir "yerel seçim hamlesi" olduğu fikrini tartışmaya açıyor.

Hadi, daha açık söyleyeyim,
Necmi İnce, Bir taraftan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ı, diğer taraftan İsmail Hakkı Edebali'yi ve öbür taraftan da Sedat Yalçın'ı hedefine koyup, çoğu da komik olan saçma sapan iddialarla eleştirmeye çalışken  Faruk Çelik ve Mustafa Dündar''ı da yere göğe sığdıramaması zamanlama bakımından çok manidar karşılanıyor. Öyle ki, Necmi'nin övdüğü ve yerdiği isimlerin hepsi potansiyel belediye başkan adayı.

Hatta,
Necmi İnce'nin bu çıkışını bir "Faruk Çelik Projesi" olarak yorumlayanların sayısı hiç de az değil. Eski bakan Faruk Çelik'in Büyükşehir Belediye Başkanlığını ne kadar çok istediğini artık bilmeyen yok sanırım. Fakat, özellikle Urfa'daki son dönemlerinde yaşananlardan sonra işinin kolay olmadığı da ortada. Tam bu noktada emeline ulaşmak için Necmi İnce ve onun paydaşlarıyla muhtemel rakiplerini yıpratmak isteyebileceğine inanların sayısı gerçekten hatırı sayılır vaziyette. 

Necmi Kardeşim,
Faruk Çelik'in çıkıp, buna itiraz edeceğini biliyorum. Ve belki gerçekten itirazında haklıdır da. Fakat senin bu hesapsız, tutarsız, anlamsız çıkışların, saldırgan, meydan okuyan tutumun bak nelere mal oluyor ki; süreç en çok da senin sevdiğin Faruk Çelik'e zarar veriyor.  Açık söylüyorum, hakkın yok buna. 

SON SÖZ
Necmi Kardeşim,
Şimdi gel, Manşetx'i ilk kuran bu abinin sözüne kulak ver. Can kulağıyla dinle beni. Bu süreç bu şekilde ilerledikçe zarar göreceksin. Sırtından sıvazlayıp, kendi hesabını senin üstünden görmeye çalışanların "aferin" demesine aldırma. Yarın düştüğünde ilk tekmeyi bunlar vurur sana. Piyasada "şantajcı gazeteci" olarak anılma. Bu çok ayıp, çok çirkin, çok kötü, çok günah.    

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR