Limak Elektrik
11 Aralık 2017 Pazartesi

Okuyun! Bir yaşınıza daha gireceksiniz!

Dün,
Yüksel Baysal’ı okurken bir yaşınıza daha girdiniz değil mi? Sizi bilmiyorum ama ben girdim.

Ak Pati
Yıldırım İlçe Teşkilat Başkanı Süleyman Kunuk, meslektaşım Yüksel Baysal’ı ziyaret ederek, tabir-i caiz ise esmiş gürlemiş.

Süleyman Kunuk’un,
Beni bir yaşıma daha sokan hali ise, dün “kara” dediklerine bugün “ak” demesiydi. Zira bu arkadaş, daha önceleri farklı vesilelerle defaatle benimle de irtibata geçmişti ki; bugün “doğru yer” olduğunu iddia edip, “ak” dediklerine ağza alınmayacak sözlerle söylemediğini bırakmamıştı.

Ne var ki;
Ben Faruk Çelik’in siyaset yapma biçimini beğenmeyen ve çok defa da eleştiren bir yazı gündelikçisi olarak; Süleyman Kunuk’un, ne Bakan Faruk Çelik, ne Bakan’ın ağabeyi Osman Çelik, ne bugün, “20 yıldır tanırım en küçük lekesi yok” dediği Şevket Orhan, ne Bakan Çelik’in danışmanı Yüksel Yeni, ne de başkaları hakkında söylediklerine itibar edip tek bir kelime yazmadım bugüne kadar…

Ve fakat
Bugün yazacağım… Yazacağım çünkü: Süleyman Kunuk bana gelip Bakan Çelik’i kötüledi, Yüksel Baysal’a gidip Sedat Yalçın’ı kötüledi. Bu durumun siyasi ahlakla bağdaşmadığı ortada fakat hangi tanıma uyacağının yorumunu ise sizlere bırakıyorum… 

***

Süleyman Kunuk’la muhabbetimiz,
1 Eylül 2011’de Facebook’tan yazdığı, “Merhaba Mustafa Bey” mesajıyla başladı… Sonrasında, 7 Ekim 2011’de ben, biten delege seçiminin sonuçlarını sordum Süleyman Kunuk’a ve “bazı arkadaşlar (Hüdai Yazıcı yara aldı) diye yazıyorlar durum nedir” dedim.

Aynı tarihte,
Süleyman Kunuk ise, Bakan Faruk Çelik ve O’na yakın kişileri kastederek, “Mustafa bey bundan sonra kara para konuşturcaklar, kötümser rakam 300 iyimser baktığımda 350 yeter mi? Çok yakında kafa adamlarını da kaybedecekler zaten bakacağız” diye cevap verdi.

Yine,
Aynı tarihteki yazışmamızda olası bir baskıdan söz etmişiz ki; Süleyman Kunuk, “Mustafa bey baskıya cesaret dahi edemezler. O’nlar beni tanır, on misli karşılık alırlar. Benim tek korkum delegeyi para zoruyla almaları, Rabbim fırsat vermez inşallah. 25 yıldır sevişiriz bunlarla donları yokken, hiçbir işleri yokken şimdi 30 40 50 trilyonluk baronlar oldular, ağa babalarını (Faruk Çelik) zaten bilen yok” demiş…

Cevaben ben:
Siyaset kurumunun kirletilmemesi adına, “delegeleri bu işin bir hak batıl mücadelesi olduğu noktasında bilgilendirmek ve davaya sadakatin mücadelesi olduğunu anlatmak lazım...” diye bir tavsiyede bulunmuşum.

Bunun üzerine Kunuk,
“Herkes elinden geleni yapacak başka yolu yok. Aslında çok kolay, bir tek pisliğin üstü açılsa gör bak ama patronlar bağlı siz daha iyi biliyorsunuz” diye çok düşündürücü bir cevap vermiş.

29 Ekim’de Süleyman Kunuk,
“Selamünaleyküm Mustafa kardeşim malzeme yoksa verelim bugünkü yazın çok yavan geçmiş” diye bir mesaj yollamış… Ben de gazeteci refleksiyle varsa malzeme vermesini söylemişim ki; bayramdan sonra buluşmaya karar vermişiz.

 

***

Ve bayramdan sonra…
Yıldırım Molla Yegân Konukevi’nde, iki arkadaşımızın da yer aldığı bir buluşma gerçekleştirdik. Süleyman Kunuk’un, “yıl 94, yerel seçimlere birkaç ay var. Bursa’da Hasan Dağcı Marmara Gazetesi’nin başına getirildi…” sözleriyle açtığı eski defterlerin devamını ben burada anlatmayacağım. Zira hem Bakan Çelik, hem de adı geçen şahıslar adına fazlasıyla edebe mugayir şeyler.

Ancak
Başta Bakan Faruk Çelik olmak üzere, Bakan’ın ağabeyi Osman Çelik, Bakan’ın danışmanı Yüksel Yeni, Hasan Dağcı ve Şevket Orhan için sarf ettiği ağza alınmayacak sözleri hala kulağımda çınlıyor…

 

***

Sormak lazım:
Dün, Bakan Çelik’e “baron” nitelemesi yapıp, “kara para konuşturacağını” iddia eden Süleyman Kunuk’un aniden depreşen Faruk Çelik sevdasının sebebi ne ola ki?

Yine dün,
“Bir tek pisliğin üstü açılsa” neler olacağına işaret eden Süleyman Kunuk, bugün aynı yerin “doğru” yer olduğunu iddia edip ateşli bir savunmaya geçmesinin hikmeti nedir?

Şimdi düşünün bakalım:
Süleyman Kunuk’un, söylediklerini doğru kabul edeceğiz madem. O zaman dün Baysal’a açıkladığı, Sedat Yalçın’ın günahları mı, yoksa daha önce bana açıkladığı (bir kısmını da yazmadığım) Faruk Çelik’in günahları mı daha büyük?

Veya
Süleyman Kunuk’un, kısa süre içerisinde önce bana gelip partisinin Bakan’ını kötülemesi, sonra Baysal’a gidip İl Başkanı’nı kötülemesi bir disiplin suçu içeriyor mu, içermiyor mu?

SON SÖZ:
Bakan Faruk Çelik, birkaç gün önce Şehir Gazetesi’ne hırçın bir demeç vermişti ki; orada, “yalancılar, iftiracılar, ikiyüzlüler bu partiden dışlanmalı” demişti… Hiç kimseyi kastetmiyorum fakat bu söz gerçekten de fazlasıyla yerinde bir söz. Tek sorun bu sınıftaki kişilerin sırtı sürekli Bakan Çelik tarafından sıvazlanıyor olması…  

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR