Recep Altepe'yi napmalı?

Dünkü yazımda,
Bursa'nın Ankara'da neden bir lobisinin olmadığını masaya yatırmış ve "bir diğer sebep ise; Bursa'nın lobisinin olmadığından yakınan Recep Altepe'nin bizzat kendi tutumudur. "Nasıl yani" mi diyorsunuz? Yerim dar. Onu da yarın anlatayım müsaadeniz olursa..." diyerek noktalamıştık. Şimdi oradan devam edelim.

Efendim,
Recep Altepe'nin Bursa'ya dair çocukluk hayalleri var ancak icraatlara bakılacak olursa o hayaller biraz çocukça kalmışa benziyor. Yani, kuşatıcı bir Bursa vizyonu göremedik ne yazık ki.

Başkan Altepe,
İkinci döneminin ikinci yılını değerlendirdiği basın toplantısında, "Yıldırım'a metro" müjdesini vermiş ve bunun da yer altından yapılacağını söylemiş. İyi, hoş da, "günaydın" demezler mi adama? Şimdi, Altepe'nin bunu görevdeki yedinci yılında akletmesine sevinsek mi, yoksa heba olan koca yedi yıla üzülsek mi bilemiyorum.

Recep Altepe'nin,
Topyekun bir "Bursa projesi" hiç olmadı. Sözü metrodan açtık madem oradan devam edelim. Bugün ulaşım Bursa'nın başına bela. Oysa Bursa'nın bir metro planı ve haritasının olması gerekmez miydi? Bu öyle akşam akla gelip sabah uygulanacak bir iş değil. Mudanya limanından, Havaalanına  kadar uzanacak, içerisinde üniversiteleri, hastaneleri, terminali ve dahi şehrin tamamını kapsayacak ve tamamı yer altında olacak dev bir metro haritası... Altepe'nin çantasında var mı böyle bir proje? Yok.

Böyle bir haritanız olacak,
Ve siz bu haritayı tek başınıza hayata geçirmeyeceksiniz. Paranız, imkanlarının buna yetmez çünkü. Ulaştırma Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıklar projenin içinde ve ortağı olacak. Öyle uzaklarda örnek aramaya gerek yok. Kadir Topbaş'a gidip, "bu iş nasıl yapılıyor?" diye soracaksınız sadece. İstanbul metrosu için genel bütçesinden yedi milyar dolar ayrıldığını, Ankara metrosu için yaklaşık beş milyar dolar ayrıldığını hatırlatayım ki; ne demek istediğim daha net anlaşılsın.

Başkan Altepe,
Bir proje düşünüyor. Önünü-arkasını hesap etmeden, el yordamıyla işe kalkışıyor ve sonuç koca bir hüsran oluyor. Bunun faturasını da Bursa çekiyor. Tıpkı stat projesinde olduğu gibi. Nitekim yeri de, yapılış biçimi de külliyen yanlış o stadın. Bakanlık her ile stat yaparken Altepe, "ben yapacağım" diye tutturdu da ne oldu? Yeri yanlış ve zamanında bitmeyen, maliyeti ise Bursa'nın sırtına yüklenen koca bir heyula çıktı ortaya. Oysa Kayresi'de, Trabzon'da ve daha birçok yerde olduğu gibi devlet pekala Bursa'ya da bir stat yapardı ve Timsah Arena'ya harcanan para da belediyenin cebinde kalırdı. İşte o para ulaşım için harcansaydı fena mı olurdu? Olmazdı ama yok...

Recep Altepe'nin,
Yukarıda altını çizdiğim bir ulaşım planının olmadığı gibi bir kentsel dönüşüm planı da yok. Yüzde elli imar artışı vererek bir dönüşüm hayalinde. Binaların katını artırarak daha çok insan bir araya gelecek ama o sokaklar, caddeler aynı kalacak. O oranda yeşil alanlar, yollar, parklar üretemeyeceksiniz. Bu ise çekilmez olan şehir hayatını daha da çekilmez kılacak. İş mi şimdi bu? Oysa Ürünlü'den, Hasanağa'ya kadar sit alanlarının korunduğu, en az 250 bin kişinin yaşayacağı muazzam bir kent planlanamaz mı? Böyle bir proje şehrin yükünü hafifletmez mi? Elbette harika olur ama yok.

Bursa'nın,
Büyükşehir'den Bütünşehir'e geçmesiyle birlikte kırsal kesime dair, yollarının yapılmasından, ürünlerin daha verimli yetişmesi, pazarlanmasına kadar, Tarım Bakanlığı'nın da dahil olduğu bir "Köy Planı"nın olması/hazırlanması ve uygulanmaya başlanması gerekmez miydi? Gerekirdi ama yok...

İşte bütün bu "yok"lar bir araya geldiğinde,
Bursa'nın, Ankara'da bir lobisinin de yok olmasına neden oluyor. Çünkü Altepe, Ankara'yı işin içine katmıyor. Kendi başına da bu işlerin altından kalkamıyor. Sonuç sıfıra sıfır elde var sıfır.

Son söz:
Biz, Bursa'yı yönetme vizyonu, "Mudanya limanından havaalanına kadar, şehrin her tarafını kuşatacak ve tamamı yer altında olacak devasa bir metro projesini zorunlu kılar" diyoruz. Getire getire, Kent Meydanı'ndan Heykel'e bir otobüs kadar yolcu taşıyan ve geçtiği yerlerde ise trafiğin anasını ağlatan bir tırtıl sunuyorsunuz. Eleştirince de kızıyorsunuz. Yapmayın Allah aşkına...

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR