Limak Elektrik

Sarsıcı bir Bursa gündemiyle karşınıza çıkayım istedim!

Ama olmadı,

Daha Ankara'nın yarası kabuk bağlamadan İstanbul'un İstiklal Caddesi'nde istikbalimize tuzak kuruldu ve akıtılan kanla öylesine sarsıldık ki; bütün sarsıcı gündemler havada kaldı.

 

Daha önce,

İki defa yazdım ama bir kez daha altını çizeceğim. Türkiye'deki terör saldırılarında terörden öte bir amaç olduğu gün kadar ortada.

 

Ankara'da,

PKK'lı bir canlı bomba kendini patlatırken, İstambul'da ise IŞİD sahne alıyor. Üstelik emniyet kaynakları bu kişinin daha önce DHKP-C adına da eylemler yaptığını söylüyor.

 

Şurası çok açık,

Perdenin önündekiler sırası geldikçe sahneye çıkıp, kirli rolünü oynayıp çekiliyor fakat perdenin arkası hep aynı. Bir başka değişle kuklalar değişiyor ama kuklacı aynı.

 

Peki;

Kim bu kuklacı? "Kem küm" edecek değilim. Aslında perde o kadar şeffaf ki; kuklacının, Amerika'nın öncülüğünde ve yönetiminde İngiltere, İsrail ve Rusya olduğu bütün çıplaklığıyla görülüyor.

 

Tamam da,

Dertleri ne bunların? O da çok net... Açık açık bizden Recep Tayyip Erdoğan'ı istiyorlar. Hem de üstümüze saldıkları terör elebaşlarının ağzıyla ve İngiliz gazetesinin yayınıyla yapıyorlar bunu.

 

Cemil Bayık,

İngiliz The Times'de yayınlanan röportajında, "hedefimiz Erdoğan'ı devirmek. Erdoğan'ı devirmek istiyoruz. Onun rüyalarının gerçeğe dönüşmesinin önündeki en büyük engel biziz. Erdoğan bizi saf dışı bırakırsa kazanır..." diyor.

 

Sadece bu olsa,

Yine de gülüp geçelim. Fakat İsrail Genelkurmay Başkanvekili General Yair Golan, bir panelde açık ediyor bu düşünceyi. Golan, "Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimde kaldığı sürece sorunlar bitmeyecek..." diyor.  

Öte yandan
Amerika Dışişleri Bakanlığı danışmanlarından David Phillips de, Birleşmiş Milletler'in, Erdoğan'ın yönetiminin sorumluluklarını araştıracak bir komisyon kurup soruşturma başlatılmasını istiyor. Hem bunlar öyle gizli saklı değil, aleni söylenen ve kendi ülkelerinin basınında yer alan bilgiler.   

Peki;

Şiddetle karşı oldukları, istemedikleri Erdoğan'ın rüyası ney? "2023 hedefleri" başlığı altında sıralanan ve dünyanın ilk on ekonomisi olmaktan tutun da, yerli otomobilden, yerli uçağa, yerli savunmadan ithalatı azaltıp 500 milyar dolarlık ihracata, üçüncü köprüden dev havalimanlarına ve ülkeyi havacılık üssü yapmaya kadar yüzlerce maddeden oluşan büyük Türkiye'nin ayak sesleri bunlar.

 

Geriye dönüp şöyle bir bakalım.

Türkiye ne zaman ayakları üzerinde durmaya çalışsa bu şer odakları, ülkeyi kolundan tutup kaldıranı istiyor bizden. Buyurun işte, Menderes'i istediler, verdik. Özal'ı istediler, verdik. Erbakan'ı istediler, verdik. Şimdi de Erdoğan'ı istiyorlar.

 

Ne yapacağız,

Verecek miyiz Erdoğan'ı da? Gezi kalkışmasıyla istediler direndik, vermedik. Ardından Paralel Yapı'yı sürdüler sahneye ve yine başaramadılar. İyice kudurdular ve seçim meydanlarını doldurarak adeta isyan eden millete doğrulttular namluyu bu sefer de. Sokaklarda canlı bombalar patlatarak Erdoğan'ı vermeyen halktan adeta intikam alıyorlar. Boyun eğdirmek, yola getirmek istiyorlar.

 

Son söz:

İstiyorlar ama olmayacak, hedeflerine ulaşamayacaklar. Fert fert kafamıza silah da dayasalar ölmek var dönmek yok. Biz biliyoruz ki; Çanakkale'deki direniş ne kadar şanlı idiyse bugün verilen mücadele de o kadar şanlıdır, anlamlıdır. Bugün, nasıl Çanakkale'nin destanını gururla anlatıyorsak; yarın da, bugün verilen şanlı mücadelenin destanını anlatacak çocuklarımız...     

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR