Seçime üç kala üç partinin hali

BAHÇELİ SEÇİME SAATLER KALA HAVLU ATTI! 

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli,katıldığı bir televizyon programında, "Abdullah Gül, toplumun ihtiyaçlarını reddetmemesi gerekir..." demiş.

Şimdi, 
MHP'li dostlar bana kızmasın ama doğrusu bu söz seçime saatler kala sandığa havlu atmaktır...

Şöyle ki;
Seçim ertesinde, "şunla şu koalisyon kursun, olmadı şununla şu olsun" türünden nasihatlerle kendisinden başka herkese görev dağıtan ve  toplumun hafızasına "hayırcı" olarak kazınan Devlet Bahçeli, bu sefer de Abdullah Gül'ü göreve çağırıyor.

Demek ki; Bahçeli,
Tolumun ihtiyaçlarını karşılamada kendisini bir yere koyamıyor. Yani, toplumun kendisinde bir ışık görmediğini peşinen kabul ediyor ve bu ihtiyaçları karşılayacağını düşündüğü Abdullah Gül'ün talebi reddetmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Bu durum, iktidar bekleyen MHP'liler açısından fazlasıyla sinir bozucu olsa da, kahir ekseriyet açısından o kadar da kötü bir şey değildir aslında... Her ne kadar bu çağrı, "partini kur da Ak Parti bölünsün" iması uyandırsa da, bir liderin kendi yetersizliğini kabul edip, yeterli olduğunu düşündüğü başka bir lideri göreve davet etmesi az bir şey değildir...

Ve fakat
Ben, her ne pahasına olursa olsun, oyunu MHP'ye verecek olan Ülküdaşlar adına üzgünüm. Zira verdikleri oy MHP'yi iktidar yapmayacağı gibi, seçime saatler kala sandığa havlu atan Bahçeli'nin partinin başında bir süre daha uzatmaları oynamasından başka hiçbir işe yaramayacak. Kabul etseniz de etmeseniz de gerçek bu, artık sen bilirsin Ülkücü kardeşim!  
 

BU MİLLETE NE YAPTINIZ Kİ; ONLARI SİZE TERCİH EDİYOR? 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iki seçimdir adeta yırtınıyor, dövünüyor yokuşu sökmek için ama yerden yere vurduğu, üstelik de uzun soluklu iktidar yıpranmışlığıyla yer yer dalgalanmalar yaşayan Ak Parti'den açık ara fark yemekten bir türlü kurtulamıyor...

Neden acaba?
Bu soruya cevap bulmak için başka ve ölümcül bir soru daha soralım hadi...

Şimdi,
CHP olarak öteden beri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "diktatör" diyorsunuz. Ak Parti'ye "hırsız"diyorsunuz değil mi? Tamam, peki, siz bu millete karşı hangi affı imkansız bir günah işlediniz ki; bu millet her şeye rağmen o "diktatör"ü ve o "hırsız"ı size tercih ediyor?

Aynanın karşısına geçip,
Bu suali samimice kendinize hiç sordunuz mu? Sormadıysanız sorun. Şayet samimice bir sorgulama yapabilirseniz, sadece başında örtü olduğu için ağlatılan kızların hıçkırıkları çınlayacaktır kulaklarınızda. Oğlunu askere gönderip yemin törenini tel örgülerin arkasından ve ağlayarak seyreden anaların sesi dağlayacaktır vicdanlarınızı... Cennetmekan Erbakan Hoca'ya 28 Şubat'ta kurulan kumpaslar düğümlenecek boğazınıza.  

Bahçeli'nin, Abdullah Gül'ü göreve davet etmesinden girdik söze madem, yine Gül'den devam edelim ve "Cumhuriyet olmasa Abdullah Gül, Kayseri'den çıkıp Cumhurbaşkanı olamazdı" diyenKılıçdaroğlu'na da o ölümcül gerçeği hatırlatalım.

Evet, Kılıçdaroğlu!
Senin Cumhuriyeti'ne kalsaydı Abdullah Gül yine Cumhurbaşkanı olamazdı, üstelik de, hanımı başörtülü olduğu için... Allah'tan ki; milletin feraseti var.

Ey Kılıçdaroğlu,
Savuna geldiğin zihniyet bu milletin kalbinde öyle kapanmaz yaralar açmış ki; "bunlardan daha kötüsü olamaz" deyip sizden gayri kim olursa öpüp başının üstüne koyuyor. Bilmem anlatabildi mi?

Son olarak,
İkide bir, "Ak Parti ne yaptı?" diyorsunuz ya hani; bakın şimdi, eğer siz bugün meydanlarda halkın ihtiyaçlarına göre vaatlerde bulunuyorsanız ve bununla da övünüyorsanız, bu, başka yolla iktidar olma ümidinizin kalmadığındandır. Ak Parti hiçbir şey yapmamış olsa bile sizi halkla buluşmaya, onların diliyle konuşmaya mecbur etti ki; bu bile başlı başına bir devrimdir... 
 

BÜLENT ARINÇ, DAVASINA DOSTTUR!

Şimdi,
MHP kötü, CHP kötü de, Ak Parti sütten çıkmış ak kaşık mı? Değil elbette... Yanlışlarını saymaya kalksak buradan Ankara'ya yol olur. Kaldı ki, bu fakiri takip etme zahmetine katlananlar bilir, Ak Parti'nin içindeki "AK"a kara çalanlarla cebelleştiğim kadar hiç kimseyle cebelleşmedim hayatımda. Ve hiç kimseden çekmedim onlardan çektiğim kadar...

Ve fakat
Bugün ülke gerçeklerinden ve dünyanın geldiği noktadan bihaber, ufuksuz ve iktidar sorumluluğunu taşıma iradesinden fersah fersah uzak, bitik muhalefete inat hala diri durabilen ve hala bu ülke ve ümmet için taşı taş üstüne koyabilecek olan bir parti var ise o da Ak Parti'dir...

Tam burada
Bir sözüm de Ak Partililer'e olacak. Bu davanın gedik taşı, vicdanı olan Bülent Arınç zaman zaman tabir-i caiz ise hizayı bozan çıkışlar yapıyor. Kimse bundan dolayı Bülent Ağabey'i incitecek bir söz söylemesin/söylememeli... Zira Bülent Arınç'ın dününe ve bugününe bir bütün olarak baktığımızda o hizayı bozan çıkışlarıyla Ak Parti'ye bir çıkış yolu açtığını göreceğiz... Kaldı ki; bazen hizayı bozan adamlar, önümüzün önünde, ardımızın ardında kimler olduğu, neler olup bittiğini görmemizi sağlarlar. Bu vicdanların silkinip kendine gelmesi için iyi bir şeydir.

Nitekim,
Dost vardır, iyiliğinizi ister, acı söyler. Yine, dost vardır, her söylediğinize "doğru" der ve aslında size en büyük kötülüğü eder. Şu halde, bazen acı söylese de Bülent Arınç davasına dosttur. Bu böyle biline... 


Mustafa Gültekin'i TWİTTER'dan takip edin!
www.twitter.com/SeferiSair 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR