Limak Elektrik
11 Aralık 2017 Pazartesi

Sen neymişsin be Bennur!

Bursa,
Bugüne kadar ne milletvekilleri ne bakanlar gördü ancak böylesine ilk defa rastlıyoruz. Ondan mütevellit, bunca yıllık meslek hayatımda ilk defa bir siyasetçiyi esefle kınayarak yazıma  başlıyorum.

Bir milletvekili,
Üstelik de bir "Erdemliler Hareketi" olarak yola çıkmış Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili ve üstelik Kabe'de, "ben milletvekiliyim, benim önüme geçemezsiniz" der mi?

"Arkamda Cumhurbaşkanı var, derneği kapattıracağım, sizi hapse attıracağım, kapanın ayaklarıma af dileyin" der mi?

Mübarek Kabe'ye yüz sürüp,
Gözyaşı döküp, dua etmek dururken, insanlara çemkirip, ağlatıp, oradan Ankara'yı ayağa kaldırıp, İçişleri Bakanlığı'na, şikayetler yağdırır mı?

Hızını alamayıp,
Bursa'ya gelir gelmez soluğu İl Dernekler Müdürlüğü'nde alıp, oradakilerin başında boza pişirir mi?

Üstelik de,
Bütün bu çirkinlikleri, Osmanlı Kadınları Derneği'nin, Umre programına, kendisi, annesi ve bakıcısını yazdırdığı halde, kardeşi ve asistanını yazdıramadığı için yapar mı?

Normal şartlarda yapmaz,
Fakat ortada anormal bir durum olacak ki; Ak Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun, bütün bunları ve hatta daha fazlasını yaparak, bugüne kadar hiçbir Bursa milletvekilinin cüret etmediği ve bundan sonra da kolay kolay kimsenin yapmayı kendine yakıştıramayacağı bir kepazeliğe imza atmış.

 

***

Konu şu;
Bursa'da kurulu ve başkanlığını Semiha Yavuz'un yaptığı Osmanlı Kadınları adında bir dernek var. Daha dernek binası bile olmamasına rağmen harika işler çıkaran bir STK bu.

Hatta o kadar ki;
40 engelli kardeşimizi, Suudi Arabistan Kralı'nın misafiri olarak ve üstelik Kral'ın özel jetiyle Umre'ye götürmeyi başaracak kadar özel/güzel bir dernek bu.

Gözleriniz
Fal taşı gibi açıldı değil mi? Daha yeri bile olmayan bir dernek nasıl olur da Kral'ın jetiyle, Kral'ın misafiri olarak 40 kardeşimizi Umre'ye götürebilir.

Götürür efendim,
Çanakkale'de tek başına 276 kiloluk topu kaldırarak imkansızı başaran Seyit Onbaşılar sadece 1915'lerde mi yaşadı sanıyorsunuz. Onların torunları da bu tarihlerde yaşıyor ve farklı imkansızlıkları başarıyor işte...

 

***

Efendim,
Osmanlı Kadınları Derneği, Cumartesi günü Seyami Usta'da bir basın toplantısı düzenledi. Dernek Başkanı Semiha Yavuz, tabir-i caiz ise açtı ağzını yumdu gözünü.

Anlattıklarını duyunca
Kulaklarıma inanamadım. Dernek, Suud makamlarıyla yazışmayı yapıp, Kral'ın misafiri olarak Umre'ye yolculuğuna çıkmadan evvel, dernek üyelerinden birisi Ak Parti'nin engelli milletvekili Bennur Karaburun'un da davet edilmesini istemiş. Osmanlı kadınları durumu uygun bulmuş ve Bennur'u da davet etmişler. Lakin Bennur, kutsal topraklarda ibadet etmek yerine ortalığı birbirine katmış.

Semiha Yavuz,
Gözyaşlarına boğuldu Bennur'un yaptıklarını anlatırken. "İyi de, bu Bennur'u neden bu kadar kızdırdınız?" Diyecektim ki; onu da söylediler. Meğerse, Bennur, kafileye, kendisi, annesi ve bakıcısının haricinde ablası ve asistanını da katmak istemiş. Dernek yönetimi de uygun bulmamış. Vay siz misiniz Bennur'un ekstra isteğini uygun bulmayan. Etmediğini bırakmamış millete, ağızlarından burunlarından getirmiş. Hala da, danışmanıyla, tayfasıyla birlikte  İçişleri Bakanlığı, Dernekler Müdürlüğü yollarında intikam kovalıyormuş Bennur.

Pes vallahi,
Sen neymişsin be Bennur? Sen ki; daha dün tekerlekli sandalyenle yağmur altında giderken civanmert bir delikanlı başına şemsiye tutu diye gündem oldun. Sonra Ak Parti'de yağmur damlası kadar emeğin olmadığı halde vekil yapıldın.

Ne ara
Bitin kanlandı da millete posta koymaya başladın? Bak Bennur, bu yaptığın sadece birlikte gittiğiniz 40 engelli kardeşimize, Osmanlı Kadınları Derneği'ne ve başkanına bir saygısızlık değildir. Beraberinde, sizi ağırlayan Suudi Arabistan Kralı'na saygısızlıktır. Hadi onları geçtik, Kabe'ye, Hz. Muhammed'e saygısızlıktır.

Haa bir de,
Semiha Yavuz, "bu projeyi bana mal edin, ben bakan olmak istiyorum" dediğinden bahsetti. Vekil yapıldığının şükrünü eda etmeden gözünü bakanlığa diktiysen benden sana bir tavsiye. Böyle davranarak bakan olamazsın. Madem gözün bakanlıkta, o halde daha mütevazi ol, daha sevecen ol, daha saygılı ol, daha samimi ol, kalpleri kırma, kalp kazan, yıkıcı olma, yapıcı ol, insanlar sana karşı bir hata bile yapmış olsalar gözünü "intikam" bürümesin, öfkeyle kalkma, zira zararla oturursun.

Mustafa Özdal'a,
"Umre masraflarımı ben kendi cebimden karşıladım" demişsin ya; Semiha Yavuz söyledi; kişi başı 30 bin lira olan programa, üç kişi için 1500 lira ödemişsin. Oysa 90 bin lira ödemen gerekmiyor muydu? Niye ödemedin? Madem çok dürüstsün 88500 TL daha borcun var. Peşin mi verirsin takside mi bağlasınlar?

Sahi Bennur!
Engelli bir milletvekili olarak, bugüne kadar engelliler için hangi hatırı sayılır bir işe imza attın? Hazıra konmaya çalışacağına kafayı biraz bu tarafa yorsan diyorum hani...

Bak Bennur!  
"Benim arkamda Tayyip Erdoğan var" demişsin ya. Dön bir bak bakalım Erdoğan'a; fakir- fukara sofrasında nasıl iki büklüm oluyor. Garip gurebaya nasıl davranıyor. Hepsini geçtik sana nasıl davrandı. Bunları iyi analiz et ve sen de insanlara öyle davran. Reis'i örnek al. Yine de bakan olamayabilirsin ancak gıpta edilecek bir insan olursun ki; bu da az şey değildir.

Son söz:
İçişleri Bakanımız Sayın Efkan Ala'ya açık çağrımdır. Siz ki; millet için kendinizi riske atacak kadar kocaman yürekli, Yiğit Adam'sınız. Bu yaşananlardan haberinizin olmadığını kesin. Ancak artık oldu. Şu halde, bakanlık görevlileri işi gücü bırakıp, Bennur'un nefsini tatmin etmek için mesai harcamasınlar lütfen. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR