Şimdi siz temizlik mi yaptınız?

Sırtıma cübbeyi giyip,
Kafama da sarığı geçirip koskoca Orhan Gazi Cami'sinin muhterem imamına vaaz edecek değilim elbette. Fakat madem, "Müminler Kardeştir" o halde kardeşlik hukukumuz küçük bir hatırlatmaya mani olmasa gerek...

Orhan Gazi Cami'sini bilirsiniz,
1339'da ikinci Osmanlı Sultanı Orhan Bey tarafından yaptırılmış ve Osmanlı Devleti'nin ilk dönem yapılarından birisidir. Tarih boyunca yıkıla, yakıla bugünlere gelmeyi başarmış ve hala dimdik ayakta...  

Hemen yanı başındaki,
Tarihi belediye binası, biraz ötesindeki muhteşem Ulu Cami'yle ve çevredeki hanlarla birlikte her gün yanından yakınından geçen binlerce insana ihtişamıyla İslam'ı, insanı ve ecdadı hatırlatır durur...

Kendisine
Atfedilenden daha fazlasına layık o vakur duruşun karşısında adeta küçülürsünüz. Zamanı geriye sarıp düşünürsünüz ve beyninizde büyük patlamalar olur...
 

***

Özellikle,
Havaların güzellleştiği zamanlar Orhan Gazi Camisi'nin çevresinde iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık olur ki; geçtiğimiz Cumartesi günü de tam böyle bir gündü. Yürek Yongam'la birlikte baba-kız biraz çarşı-pazar yapalım dedik.

Etraftaki
İnsan seli arasında Orhan Gazi Camisi'nin avlusunda bir arkadaş hasır yıkıyordu. Muhtemelen Cuma namazında dışarıya serilen hasırlar... İlk bakışta, Müslim'den rivayetle, "temizlik imanın yarısıdır" hadisini anımsıyoruz. Peşi sıra, Deylemi'den rivayetle, "Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun! Cennet'e ancak temiz olan girer" hadisi geliyor aklımıza.

Derken,
Neredeyse sele dönen köpüklü suyun üzerinden atlayıp, kıyısından dolanıp Kozahan'a doğru yöneldik. Fakat cami avlusunda yapılan temizlikten dışarıya akan kirli suyun manzarası bütün iştahımızı kaçırdı.

Tabii,
Efendimizin (sas); "Herkesin gelip geçtiği yolları, gölgelikleri, su kenarlarını kirletmeyin..." buyruğunu hatırladık. Ne yazık ki; gördüğümüz manzara o buyruğu sanki ıskalıyor gibiydi...

Zira
O alanı kullanan yüzlerce insan, saatlerce Kozahan'a doğru akan kirli köpüklü suyun  üzerinden atlaya atlaya geçmek zorunda bırakıldılar. Doğrusu, tarih kokan o mekanla alabildiğine zıt ve berbat bir görüntüydü...

Son söz:
Muhterem hocam! İyi, güzel, hoş da, Cuma günleri topladığınız, "camiye yardım" paraların birazına kıyıp, o hasırları bir halı yıkama fabrikasında temizletseydiniz ve günün en kalabalık saatinde çevreyi de böyle kirletmeseydiniz olmaz mıydı?




YAZARA AİT DİĞER YAZILAR