19 Ağustos 2017 Cumartesi
ROTA BURSA

Tatava yapma İsmet!

Osman Yüksel Serdengeçti'yi bilir misiniz?
Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Gülünç Hakikatler, Akdeniz Hilalindir, Kara Kitap gibi kitaplarını okumamış olsanız da hani, çıkardığı ve dönemin siyasi iradesi tarafından sürekli toplatılan Serdengeçti dergisini işitmişsinizdir.

1944 yılında
Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde öğrenciyken olaylara karıştığı gerekçesiyle Hüseyin Nihal Atsız'la birlikte bir süre hapis yatmış; çıktıktan sonra öğrenimine devam etme isteği reddedilince dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'e, "Yüksek makamın alçak vekili" diye başlayan yazısı yüzünden yeniden hapse atılmış. Nüktedan kişiliğiyle birlikte, herkesin sustuğu bir dönemde, "hakikati, dobra dobra haykıran" bir adam olarak yazar kitaplar Serdengeçti'yi...

O serdengeçti, 
Ölüm döşeğinde yatarken bir gün yanındakilere, "ben ne çektiysem iki İsmet'ten çektim. Biri hürriyetimi, diğeri zürriyetimi kesti" der. (Osman Yüksel'in hanımının adı İsmet'tir ve kısırdı. İsmet İnönü ise onu sürekli hapse attırırdı.)
 

***

Şimdilerde,
Adı İsmet olan bir vekil, İçişleri Bakanı'nın cevaplaması istemiyle, "Yıldırım'da neler oluyor" diye aklı sıra sorular sormuş. Yıldırım'da neler olduğuna değineceğiz lakin öncesinde yakıcı bir hususun altını çizmek isterim. Serdengeçti'nin, İsmet'lerden illallah ettiği gibi, özellikle Bursa'daki Ülkücüler, Milliyetçiler, MHP'liler de bu İsmet'ten yaka silkiyorlar. Hafta sonu Bursa'ya gelen Meral Akşener'in etrafında halka olmuş MHP'liler, partiyi adeta tüketen İsmet'ten, "kurtar bizi" der gibiydiler. Görünüşe bakılırsa, Akşener, yakın gelecekte, "yar saçların lüle lüle, İsmet sana güle güle" diyecektir...

İsmet,
Partide suyunun ısındığını anlamış olacak ki; emeklilik günlerini rahat geçireyim diye "sözcülük!" alıştırmalarına başlamış. Başlamış ama resmen sıvamış. Tek kelimeyle hurdaya çıkmış sözlerle, çiklet manisi okur gibi tatava yapmış.

İsmet'in tatavasına,
Bursa'da sadece bir gazete sayfalarını açtı ki; o gazetenin sahibinin de Yıldırım Belediyesi'nden istediği ihaleyi alamadığı için Başkan Edebali'ye adeta düşman kesildiğini sağır sultan bile duydu artık.

Bırakın onu,
Koltuğu sallanan İsmet'in bu tatavalarla uğraşmaya mecalinin olmadığını; bunun o gazete yönetimiyle "planlı bir işbirliği" olduğu iddiaları bile dolaştı dilden dile...

Peki; gerçekte ne oldu Yıldırım'da?
Olan şu; Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, İsmet'in tatavasına balıklama atlayan gazete patronunun önceki dönemde 25 milyon bedelle ve adrese teslim aldığı temizlik ihalesini şeffaf bir ihaleyle ve 13 milyona başka bir firmaya verdi.

Vay anasını sayın seyirciler!
Dile kolay, fazladan tam 12 milyon lira; İsmet'in tatavasını manşet yapan gazete patronunun cebine girecekken Yıldırımlı'nın cebinde kalmış. Madem öyle, biz de İsmet'e soralım. Hayırdır İsmet, Yıldırımlı'nın cebinden fazladan çıkan 12 milyona sen de mi ortaksın?

Kaldı ki;
Ak Parti Yıldırım İlçe Başkanı Hüdayi Yazıcı'nın, "Sana bu sufleleri verenler eline o soruları tutuşturanlar ve bugün manşet atanlarla geçmişte nasıl bir yol ortaklığı yaptın... İsmet efendi ?" şeklindeki sorusu da pek bir manidar duruyor doğrusu...

Bir manidar konu da,
İsmet'in tatavasını manşet yapan gazetenin patronunun avukatlığını Ak Parti İl Başkanı Cemalettin Torun'un yapmış olması ki; bu gelişme üzerine nasıl bir tavır takınacağı doğrusu merak konusu. Ve hatta olayın patladığı gün Torun'un Umre yolcuğuna çıkması işin içinde başka bir bit yeniği olup olmadığı hususunda kuşkulandırıyor insanları.  

Biliyorsunuz,
"Tatava yapma, bas geç" MHP'nin seçim sloganıydı. Meral Akşener'in Bursa programında gördük ki; MHP'liler tatava yapmadan İsmet'in üstüne basıp geçecekler, kurtaran da olmayacak. Fakat İsmet'in tatavasına bel bağlayan gazete patronuna naçizane bir hatırlatmam olacak. Değil mi ki; Yıldırım Belediyesi'nden "ihale" kaynaklı bir kuyruk acınız var ve değil mi ki; bunu sağır sultan bile duydu; o halde şu dakikadan sonra siz, İsmail Hakkı Edebali'yle ilgili gazetenizde gerçek bir iddiaya bile yer verseniz artık kimse size inanmaz. İnanmak şöyle dursun, dönüp bir de size, "yalancılar, iftiracılar" demekten çekinmez. Yani, her bomba haberiniz elinizde patlayıp, size, kurumlarınıza zarar vermekten başka hiçbir işe yaramaz. Koskoca kurumda, bu gerçeği görecek ve sizi uyaracak aklı başında bir adamınız yok mu Allah aşkına?

Son söz:
Sohbete Serdengeçti'yle başladık madem yine onunla bitirelim. Serdengeçti, TBMM'de bir konuşmasında, "bu meclisin yarısı şerefsizidir" der ve kürsüden iner. Ortalık karışır, Serdengeçti sözünü geri almak için tekrar kürsüye gelir ve "bu meclisin yarısı şerefsiz değildir" der. Şimdi, zaten İsmet'lerden hazzetmeyen Serdengeçti sağ olsaydı ve dürüst bir insana hırsla ve ırkı üzerinden iftira attan İsmet'i görseydi acaba ne derdi?
   

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR