19 Ağustos 2017 Cumartesi
ROTA BURSA

Torun'u görevden alma duası!

Bilmem hatırlar mısınız?
Epey oldu, Ak Parti Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun, İznik'teki bir programda, “yağmur yağdırma duasını kaldırıyoruz İznik’te, Bakan getirme duası yapacağız" demişti de sosyal medya adeta yıkılmıştı...  

Cemalettin Torun'un 
"Bakan getirme duası" yaptığı gibi Ak Partililer de yakında, "Torun'u görevden aldırma" duasına çıkarlarsa şaşmayın. Nitekim bıçak kemiğe dayanmış vaziyette. Benden söylemesi...   

 

***

Efendim,
Ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "adalet" yürüyüşü, ne Meral Akşener'in kuracağı parti ve ne de dahili ve harici tedavüle sürülmek istenen siyaset oyunları; evet, hiç birisi vatandaşı heyecanlandırmıyor.

Açık söylüyorum,
Millet için mihenk taşı yine ve hala Ak Parti...

 

Ve fakat

Ak Parti'de de o alışık olduğumuz heyecandan eser yok şimdilerde... Üstelik Ak Parti'nin mihenk taşıolan Recep Tayyip Erdoğan yeniden partinin başına geçmiş olmasına rağmen yok bu heyecan.

Peki, neden böyle oldu?   
Elbette ki; bunun birçok sebebi vardır ancak hepsini bir cümlede özetlemek gerekirse, Ak Parti açısından gelinen noktanın başlangıçta hedeflenen nokta olmadığına dair oluşmaya başlayan bir kanaatten söz edebiliriz...

Yani,
Yıllardır coşkuyla esen Ak Parti rüzgarı tersine dönmüş değil henüz ancak fark edilir ölçüde bir yavaşlamanın olduğu da ortada. Tersine dönmedi, zira daha dün demokrasisine "balans ayarı" yapılan, belirsizlikler içinde kıvranan, ekonomisi çökmüş, adeta önünü göremeyen bir ülke vardı. Bırakın kangren olmuş meseleler için politika üretmeyi, günübirlik sorunlarını bile çözemeyen, içine kapanmış yalnız bir Türkiye...

İşte böylesine karanlık günlerde,
Bir güneş gibi doğan Ak Parti, ülkenin önüne "Yeni Türkiye" adıyla yeni bir yol haritası koydu ve bütün engellemelere, bütün imkansızlıklara, bütün zorluklara rağmen şaşmadan ve başarıyla yürümesini bildi. Erdoğan liderliğindeki Ak Parti iktidarıyla birlikte Türkiye, üzerindeki ölü toprağını  atıp, kendisine 2023, 2071 hedefleri koyan ve dünya ölçeğinde sözü dinlenen bir ülke konumuna geldi.

Ancak,
Ve ne yazık ki; bu devletin ordusu milletine bir daha silah doğrultmaz sandığımız bir zamanda yine yeniden bir darbe ayıbına maruz kaldık. Hem de yeryüzünün belki de bir daha göremeyeceği kadar adice, alçakça, şerefsizce bir ihanetle gerçekleşti bu kalkışma... Bereket ki; bir dolara satılmış asker kılıklı sırtlan sürüsünün ihaneti milletin sinesinde patladı ve netice alamadılar...

Bugün,
Birebir örtüşmese de tıpkı 15 yıl öncesine benzeyen bir hal var. Fakat 15 yıldır yürüdüğümüz bir yol ve yapılan onca hizmet ışığında muhteşem bir arşiv ve tecrübemiz de var. İşte o hizmetleri tecrübe etmiş millet bugün yaşadığı zorluğa, çektiği sıkıntıya rağmen ne Kılıçdaroğlu'na yüz veriyor, ne de Meral Akşener'e meylediyor ve ne de başkaca bir alternatif arıyor.

Olayın can alıcı noktası tam da burası.
Her şeye rağmen devam eden bir kredi var fakat bu sonsuz ve sınırsız değil. 2019'a giderken kırgınlıklar, kırılmalarla ibresi aşağıya dönmüş bir Ak Parti'nin önünde ibresi yüzde 50 artı bire çıkmış bir seçilme barajı var. Bu minvalde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, her fırsatta, "gerekli dersleri çıkarmazsak 2019'da işimiz gerçekten zor" demesi boşuna değil. Öyleyse hiç vakit kaybetmeden yapılması gereken şey, 15 yıl önce ülkenin üzerindeki ölü toprağını kaldırmış ve "Yeni Türkiye"yi inşa etmiş bir Ak Parti'nin şimdi kendi üzerindeki ölü toprağını atıp kendisini yenilemesidir.

Peki, bu nasıl bir yenilenme olacak?
Bugüne kadar kişilerin Ak Parti'ye ihtiyacı vardı ve Ak Parti girdiği her seçimde kimi aday yaparsa yapsın, isme bakılmaksızın Erdoğan'ın/Ak Parti kredisiyle işi kotarmak mümkündü. Fakat bu kredi artık tek başına yeterli olmayabilir. Onun için kişilerin Ak Parti'ye ihtiyacı olduğu kadar Ak Parti'nin de artık kişilere ihtiyacı var. Bu sarsıcı ihtiyaçtan mütevellit ciddi bir kadro yenilenmesi gerekiyor. Dahası, donanımlı bir dış politika vizyonuna, derinlikli bir demokratikleşmeye, çok ciddi bir kamu reformuna ve siyasete seviye ve nitelik kazandıracak ilkesel adımlara ölümcül derecede ihtiyaç var.

Şu da bir gerçek;
Gelinen noktada Ak Parti'nin mevcut işleyişinden nemalanan kesimler (kişiler, STK'lar) değişim istemedikleri gibi bunun olmaması için her kanalda her türlü kirli senaryoları yazıp oynadıklarına da şahit oluyoruz. Ancak Ak Parti tabanında ve toplumda oluşan derin rahatsızlığı görmemek için kör olmak lazım. Bu rahatsızlığı görmezden gelmek yönü aşağı dönmüş Ak Parti ibresini daha da aşağıya doğru asılmak olur ki; 2019'da "gerçekten zor" olan işi neredeyse imkansız kılmaya matuf bir harekettir bu...

Burada,
Bir virgül koyalım ve yeniden başa/başlığa dönelim. Hani yukarıda,  Ak Parti açısından gelinen noktanın başlangıçta hedeflenen nokta olmadığına dair oluşan bir kanaatten bahsetmiştim ya, işte bu kanaat en çok Bursa'da oluştu dersek yanılmış olmayız. Nasıl oluşmasın, onca başarısızlık bir tarafa hakkında korkunç iddiaların havada uçuştuğu, belgelerin ortalığa saçıldığı, kirli işleri dillere destan olmuş bir il yöneticisine bile "sen ne yapıyorsun" denilmiyor bugün. Bütün bu olumsuzluklara binaen teşkilatlarda ve kamuoyunda uzunca bir süredir İl Başkanı Cemalettin Torun'un değişmesi gerektiğine dair büyük bir beklenti oluştu. Hele ki; Erdoğan'ın, "değişim zilleri tüm gücüyle çalıyor. Bize düşen bu çağrıya kulak vermek ve gereğini yerine getirmektir" sözünden sonra Bursa'da teşkilatların beklentisi adeta zirveye ulaşmış durumda. 

Bu derece oluşan beklentinin neticesinde,
Cemalettin Torun'un hala görevde kalma isteğini de doğrusu çok anlamsız buluyorum. Bunu en başta, Torun'un, kendi kendisine yaptığı bir haksızlık olarak görüyorum. Oysa 17 ilçeden lalettayin 17 kişiyi arayıp, "benim hakkımda ne düşünüyorsunuz?" diye sorsa gerçeklerle yüzleşecek ancak yapmıyor. Yüzleşmek şöyle dursun, korkarım bu yazıyla birlikte soluğu Bursa'nın bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun yanında alabilir ve "efendim, aslında hedef sizsiniz ama bana çakarak sizi yıpratıyorlar" da diyebilir. Yok efendim, Müezzinoğlu'na çakmıyoruz. Aksine, daha önce de defaatle yazdığımız gibi, Müezzinoğlu'nun akçeli işlerle işinin olmaması, mütevazi ve babacan kişiliği, Erdoğan'ın sadık bir yol arkadaşı ve partide sözü dinlenen bir ağabey konumundaki özellikleriyle Bursa'nın beklentilerinin tam da birebir örtüştüğünü söylüyoruz. Ve fakat şunu net olarak ifade ediyoruz. İlçe başkanlarıyla, belediye başkanlarıyla, teşkilatıyla arasında artık tamiri imkansız hasarlar açılmış, derin uçurumlar oluşmuş İl Başkanı Cemalettin Torun'un, aslında Bursa için bir şans olan Mehmet Müezzinoğlu'na gerektiği gibi sahip çıkmadığı, O'nun Bursa'ya Bursalıların da O'na dokunmasını sağlayacak nitelikli çalışmaları yapmadığını söylüyoruz. Hepsinden önemlisi, Erdoğan'ın söylediği "değişim zilleri" Bursa için çalmaz ise, 2019'da tehlike çanlarının çaldığını şimdiden söyleyebiliriz. Ne yani, Bakan getirme duasına çıkan Cemalettin Torun'un gitmesi için teşkilatların işini gücünü bırakıp, "Torun'u görevden aldırma" duasına mı çıkmasını bekliyorsunuz? 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR