Yanılıyorsunuz!

Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkan Adayı Meral Akşener'in Bursa programının yankıları halen daha devam ediyor. En basitinden sosyal medyada tartışmaların gırla gittiğini görebiliyoruz.

Kuşkusuz bu,
Daha önce de söylediğim gibi, mayanın tuttuğunun bir göstergesidir. Evet, MHP'de Akşener mayası tutmuştur. Kongre olur, değişim gerçekleşirse MHP'ye bir heyecan geleceği, bir hareketlenme ve toparlanma olacağı aşikar.

Ve fakat
Bu heyecandan, bu hareketten, bu toparlanmadan bir iktidar çıkacağını umanlar/sananlar yanılıyorlar. Bu iş o kadar kolay değil. Akşener, Kervansaray Termal Otel'deki toplantıda kendisi söyledi.  "İletişim danışmanlarımız 'söyleme' diyor ama ne yalan söyleyeyim henüz yüzde 30'luk 'Tayyipçiyim' diyen kitleye dokunamadık..." diye.

En kötü senaryoda bile,
Dokunulamayan o kitlenin sandıktan çıkan sonucu yüzde 40'tır ki; bugün birçok farklı firma tarafından yapılan araştırmalarda Ak Parti'nin oyunun yüzde 50'den aşağı olmadığı ortada...

Türkiye hızla değişiyor.
Türkiye'deki değişimin niteliği önce İslam coğrafyasında makes buluyor ve sonra; başta bölgesi olmak üzere bütün dünyada yankılanıyor. Bu mahiyetteki önem bilinen bir gerçek. Lakin bu konu başta olmak üzere Meral Akşener'in  ekonomi, insan hakları, terör, Kürt sorunu, eğitim, sağlık, dış politika ve daha yığınla çok önemli konularda nasıl bir politika geliştireceği, kimlerle yol yürüyeceği ve olaylara nasıl vaziyet edeceğini bilmiyoruz.

Mesela,
Akşener, adında "milliyetçilik" olan bir partinin başına geçtiğinde, bir soyun üstünlüğünü çağrıştıran yerleşik algıyı değiştirip, insan odaklı ve daha geniş yelpazede farklı/yeni bir siyaset algısını oluşturup, oturtabilecek mi?

Mesela,
Kürt sorununa yaklaşımı nedir? Kervansaray'da,  "Türkiye bir bayram sofrasıdır.  Herkes o sofraya oturuyor ama birisi 'ben oturmam, bana şurada fiskosa sofra kur' diyor. Olmaz deyince de tabakları fırlatıyor, kırıyor. Ben o eli kırarım..." dedi.

Şimdi,
O elden kasıt, "terör"se kırk yıldır kırılamadı. Özal ve Erdoğan sorunu çözmeyi gerçekten istediler ve çok önemli mesafeler de aldılar ama yine de istenilen sonuç alınamadı. Nitekim, ülkenin kanını emen, imkanlarını tüketen ve insanlarını öldüren terörün, sadece terör olmadığını, daha derinlerde ve daha büyük aktörlerin daha kuşatıcı amaçlar için pozisyon aldığı ve kolay kolay bu iddialarından vazgeçmeyecekleri de bilinen bir gerçekken; terörü, "o kolu kırarım" diyerek ve/veya Kürt sorununda, "bin yıldır kız aldık, kız verdik"ten öteye geçmeden nihayete ermeyeceğini bilmem anlatmama gerek var mı?

İşte bütün bu,
Derin, sarsıcı, yakıcı, ölümcül konular masaya geldiğinde, "en iyisini" yapma iradesini gösterebildiğiniz, köhne zihniyetten kendini arındırıp ülke için yenilikçi projeler geliştirebildiğiniz ölçüde alternatif olabilirsiniz.

Sırası gelmişken,
Bir başka yanılgıdan daha bahsetmek isterim. Meral Akşener'le güçlenmiş bir MHP'nin, Ak Parti için ciddi tehdit olduğu/olacağı inancıdır. Buna MHP'liler kadar olmasa da Ak Partililerden de inananlar çıkabilir.

Fakat gerçek öyle değil.
Akşener'li MHP'nin toparlanacağını ancak bu toparlanmadan bir iktidar çıkmayacağının altını çizmiştik. Kanımca toparlanmış bir muhalefet Ak Parti'yi daha da güçlü kılacaktır.

Şöyle ki;
Ak Parti yıllardır doğru ve güçlü bir muhalefetten yoksun olarak iktidarını sürdürüyor. Bu durum, "nasılsa kazanacağız" algısıyla daha iyisini arama noktasında eksen kaymasına neden oldu/oluyor. Şehirlerde derebeyliklerin oluşması, söz sahibi olanların kibir hastalığına kapılması ve dahi yanlış listeler bunun en bariz örneğidir.

Oysa,
Toparlanmış bir muhalefetin varlığı Ak Parti'de, daha vizyonel projeler geliştirmeyi, daha ince eleyip sık dokumayı, daha çok nitelik aramayı ve daha çok vefayı zorunlu kılacaktır.

Son söz:
Bu topraklara yakışan güçlü bir muhalefet, güçlü iktidarı, güçlü iktidar güçlü Türkiye'yi inşa edecektir. Ak Parti'nin gücünü devam ettirebilmesi için güçlü bir muhalefete her şeyden daha fazla ihtiyacı var.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR